BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Elbette

Elbette

Candan Erçetin. Yıllar öncesinden tanıdığım ve bana acı olayları hatırlatan bir isim.



Candan Erçetin. Yıllar öncesinden tanıdığım ve bana acı olayları hatırlatan bir isim. Onu ilk tanıdığımda tur rehberi gibi bir şeydi. Güçlü bir karakteri vardı. Bu, çok uzaktan bile fark edilebiliyordu. Belki de bu yüzden, yani birbirimize benzediğimiz için, hep birbirimizden nefret ettik. Bir koltuğa birden fazla karpuz sığdıran insanlardandı. Hem Galatasaray lisesinde müzik öğretmenliği yapıyor hem Mehmet Teoman’ın asistanlığını üstleniyor hem de Vedat Sakman’ın etrafında dolanıyordu. Hırslıydı. Bir gün mutlaka başarılı olmaya and içmişti. Yaşça daha büyük olduğu İzel’le arkadaşlık ediyordu. Sık sık yolu Bodrum’a düşüyordu. Ama itiraf etmek gerekir ki her zaman stil sahibi bir kişiydi. Giyimi belli bir çizgiyi yansıtır, içtiği içkiyi bile mutlaka bu tarzın içine oturturdu. Dedim ya, biz birbirimizi hiçbir zaman sevmedik. Hatta onun sayesinde eskiden çok severek dinlediğim Edith Piaf’tan bile soğudum ve dinlemez oldum. Zaten zaman geçmiş ve kaderlerimizin kesişme noktasının son kullanma tarihi gelmişti. Kendisini yaklaşık yedi-sekiz yıldır görmüyorum. Bunlar benim şahsi meselelerim. Eminim Candan hanıma sorsanız o da benim için pek çok olumsuz fikir beyan decektir. Bu normal. Fakat kişisel çekişme bir yana, o, iyi bir şarkıcıdır. Bir önceki albümü “Çapkın” hâlâ elimin altında dolaşır. O çalışmanın içinde sadece albüme adını veren “Çapkın” isimli şarkıyı sevmemiştim. Onun dışındaki bütün şarkılar birbirinden başarılıydı ve hep dinlemekten zevk aldım. Ve şimdi sıra geldi “Elbette”ye. Elbette, Erçetin’in en son albümünün adı. Piyasaya çıktığını duyar duymaz hemen bir tane CD aldım ve vakit kaybetmeden baştan sona kadar dinledim. Bu albüm için kullanılabilecek bir tane kelime var. “Mükemmel”. Dinledikçe aklımdan şu soru geçti. “Acaba yıllar önceki kesişmemizden sonra da birbirimizden habersiz, benzer acılar mı çektik?” Kendimden, duygularımdan, özlemlerimden çok iz buldum ben bu albümde. Üstelik fotoğraflara bakılırsa Erçetin güzelleşmiş de. Yaş ilerledikçe, insanın hayata bakışı değişiyor. Zıtlaşmak yerine uyum sağlamayı tercih eder oluyorsunuz çünkü böylesi daha az yorucu. Albümün paketinin içine, bütün dünyanın hayranlık beslediği ünlü yazar Hermann Hesse’den bir alıntı konulmuş. “Dünyayı ve hayatı sevmek, kahır ve çileler içinde yaşarken bile bu sevgiden el çekmemek, her güneş ışınına bir şükran duygusuyla kapıları açmak, acılarda bile gülümsemeyi tümüyle unutmamak; bu öğreti asla eskimez ve bugün her zamankinden daha gerekli, her zamankinden daha çok el üstünde tutulmaya değerdir.” Bunu okuyunca, geçenlerde bana eleştiri yönelten bir arkadaşım geldi aklıma. “Hep aynı şeyleri yazıyorsun” demişti. Ve beni yaralamıştı bu cümle. Belki doğrudur. Belki hep aynı şeyleri yazıyorumdur. Yazmaktan başka çare olmadığı için ama. Yukarıdaki satırları bir kez daha okuyun isterseniz. şüphesiz, teknik olarak mukayese etmek olanaksız ama anafikir anlamında farklı bir şey bulmak mümkün mü? Hayatın sırrının sevgi olduğunu ayrımsayan bana ait bu gözler, dünyevî işlerde bazen başarısız olur ve yaş döker. Kendine kızar ve herkesten daha acımasız eleştirir. Başkasına zarar vermektense kendisine zarar verir. Aynada bakışlarıyla yüzleşmek zor geldiği için kimi zaman kendisini hapseder. Sanki kapaklar kapandığında dünya ve herşey duracakmış gibi gelir. İşte bu duygulardan izler buldum Erçetin’in son çalışmasında. Ve çok sevdim. Hatta Candan’ı bile sevmeye karar verdim. Hakkımı helal etmeye... Beni üzdüğü olaylarda onun da bir açısı olduğunu kabul etmek istedim. Şarkılardan birisinde “kurtulmak kolay mı kendinden” diyor. Zor. Hatta imkansız. Bu albüm için Candan Erçetin’i kutluyorum ve sizlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Tebrikler Candan! Sözün özü Sonsuzluk, bir diğerini bekleyen bir avukata benzer. LEVHA Birisine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız, makine o anda çalışacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT