BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Film gibi bir başarı öyküsü

Film gibi bir başarı öyküsü

17 yaşında iş hayatına mutfaktan başladı. Edirne’den Hakkari Yüksekova’ya kadar bütün Türkiye’yi dolaşıp DOUBLE-UP’ı zirveye taşıdı. Hayatının her anı başarılarla dolu, tıpkı güzel bir film karesi gibi...



“Genç kızlara tavsiyem...” Gençlere, özellikle de genç kızlara örnek ve umut olan Füsun Ünüvar, başarının anahtarlarını şöyle sıralıyor: “Benim başarım; çok çalışmak, mükemmel bir ürün grubuna sahip olmak, kazandığımızı adilce paylaşabilmek ve müşterilere gerçek anlamda saygı duymaktan geliyor. Genç arkadaşlarıma para için asla çalışmamalarını öneririm. İşinizden aldığınız haz önde olduğunda, çok zor olsa da dürüstçe ayakta kalabildiğinizde, her düştüğünüzde hemen ayağa kalkıp yola devam ettiğinizde başarı ve para sizi hemen buluyor...” Son zamanlarda basında hemen hemen her gün Füsun Hanım’a, yeni bir başarısıyla rastlıyoruz. Güzel hanımları çoğunlukla magazin programlarında görmeye alışık olduğumuz için; iş hayatı ile gündeme oturan bu başarılı genç hanımı tanımak ve sizlere tanıtmak istedik. O, 5 yılda çok büyük bir çıkış yaparak bilinirliği yüksek markalar arasına giren Türk markası DOUBLE-UP Otomotiv Ürünleri’nin pazarlama müdürü ve ortağı. 3 kız kardeşler. Yağcılar, servisler, benzinciler, yedek parçacılar ve tamirciler gibi erkek ağırlıklı bir sektörün yıldızları. Füsun Ünüvar’dan randevu alarak bu çok ilginç ve başarılı iş hanımını yerinde ziyaret ettik. Aklımızda birçok soru vardı. Bizi çok mütevazı, çok güzel ve sıcacık bir genç hanım karşıladı. “Sizi sorularımızla köşeye sıkıştırmaya geldik” diye espri yaptığımızda güldü. “Ben her zaman akıllı insanların sorularıyla karşılaşmadan önce kendimi iyice sıkıştırırım; bu yüzden de hep hazırım” dedi ve sorularımıza başladık. * Nasıl bir çocuktunuz? Çok küçük yaşlarımı bile hatırlıyorum. İlginç hayaller kurardım. Hayallerimin hepsi büyüyünce ne iş yapacağım üzerineydi. Haftada bir değiştirdiğim o mesleği nasıl yapacağımın detaylarını da defterime yazardım. O yazılarımı hâlâ saklarım. Ortaokul ve liseyi Özel Marmara Koleji’nde okudum. Annemi gün aşırı okula çağırırlardı. Hiç yerimde duramazdım. Enerjimi boşaltabilmek için karateye yazıldım. 18 yaşına geldiğimde siyah kuşakta milli bir sporcuydum. Türkiye’de birçok madalya kazandım. Spora olan düşkünlüğüm hep devam etti. * Başka sporlar da yaptınız mı? Karateyi bıraktıktan sonra her yıl bir spor için ders almaya devam ettim. Yüzme, kayak, tenis, okçuluk, dalış, ata binme ve trekking sporlarını da hâlâ büyük bir zevkle yapıyorum. * Tatil anlayışınız nedir? Çok sık tatil yapamadığım için tatillerimi dolu dolu yaşarım. Mutlaka spor yapabileceğim özel gezilere katılırım. Yeni yöreler ve insanlar tanımak beni mutlu eder. YOLLARDA BROŞÜR DAĞITTIM * İşe kimle ve nasıl hazırlandınız? Kaç yaşında iş hayatına atıldınız? 14 yaşında babam bana “Kızım, artık yaz tatillerinde çalışma vaktin geldi. Seni işin mutfağından başlatalım.” deyince çok sevinmiştim. “Hangi masa benim?” dediğimde beni mutfağa götürdü. Meğer babam gerçek mutfağı kastediyormuş! O tatilimi şirketin mutfağında çay ve ikram servisi yaparak geçirdim. Ailem bana önce yaptığım her işten gurur duymayı öğretti. Bir de görevlerimizden utanmamamızı... İkinci yaz tatilim ise trafik ışıklarında broşür dağıtarak geçti. * Erkek egemen bir sektörde yer almak sizi ürkütmedi mi? Aile içerisinde çalışmayı hiç düşünmüyordum. Çocukluğumda hayalini kurduğum işleri yapıp, daha sonra aile işlerine başlamayı düşünüyordum. Büyük kriz patladığında zorunlu olarak işe başladım. Otomotiv sektörünü o kadar sevdim ki; erkek egemen sektörde bu kriz döneminde kız kardeşlerimle beraber 3 hanım olarak ilerlemek ve öncü olmaktan inanılmaz gurur duydum. KRİZ BİZİM DOĞUŞUMUZ OLDU * DOUBLE-UP’ın doğuşu nasıl oldu? Türkiye’deki büyük krizden önce otomotiv sektöründe bir Amerikan şirketinin distribütörüydük. Firma krizden ürkerek distribütörlüğü feshetti. Zorluklar içerisinde krize yakalandık. Ailem çok onurludur. O acıları hatırladığımda hâlâ gözlerim dolar. O zaman öylesine hırslandım ki; 17 yaşında üniversite hayatımı dondurarak aileme destek olmaya karar verdim. Amerikan ürününün distribütörlüğü elimizden alınınca zorunlu olarak kendi markamızı oluşturmaya karar verdik. Annemiz “Her zaman en uzak yıldıza gözünüzü dikin. Ulaşamasanız da o yolda ilerlemiş olursunuz” der. Bu her zaman bizim çıkış noktamız ve itici gücümüz olmuştur. Markamızın dünya markası olmasını çok istedik. DOUBLE-UP ismini koyarken çoban yıldızını hedefledik. 2 yıl ablam, ben, annem ve babam inanılmaz bir gayretle çalıştık. Hiç tatil yapmadık. En büyük yardımcımız da dayımdı. Allah’a şükür bu büyük sarsıntıdan alnımızın akıyla çıktık. Bütün borçlarımızı, vergilerimizi son kuruşuna kadar ödedik. Hayatımızdaki hiç bir kazanç, son borcumuzu ödediğimiz günkünden daha değerli olamaz. Otomotiv katkı ürünleri sektöründe işe başlamadan önce çok araştırma yaptık. Ya büyük bir pazardan küçük bir parça alacaktık; ya da hemen hemen yok sayılan çok küçük bir pazarı büyütüp büyük bir pay alacaktık. Biz ikinci ve zor olan yolu seçtik. Yurt dışında otomotiv katkı ürünleri konusunda 3-4 büyük marka var. Oysa Türkiye’de o zamanlar yok denecek kadar az katkı ürünü satılıyordu. Tüketiciye tanıtımı yapılmadığı için bu ürünler raflarda yıllarca bekliyordu. Yok denecek kadar küçük olan bu pazarı canlandırmaya karar verdik ve bunu da başardık. GELİRİMİZİN BÜYÜK PAYI REKLAMA * Çok zor olmadı mı? Evet, önce pazara işi bilinçlendirmekle başladık. Fakat araç sahipleri bu konuya o kadar yabancıydı ki; bunu sadece ekibimizin çabalarıyla başaramayacağımızı anladık. Ulusal bir TV kanalında günde 3600 saniye tanıtım yapmaya başladık. Bu 2 yıl sürdü. Bunun tüketicinin bilinçlenmesine çok katkısı olduğunu biliyoruz. Kazancımızın çok büyük bir bölümünü sektörü tanımak ve canlı tutabilmek için reklam ve tanıtımlara harcıyoruz. Ana bayilerimizle harika bir ahenk içinde çalışıyoruz. Onlar bize olan güvenlerini hep ortaya koyarlar, biz de onları maddi ve manevi olarak daima destekler ve ödüllendiririz. Kısacası paylaştıkça büyüyen, el ele genişleyen büyük bir DOUBLE-UP ailesi olduk. * Başka tanıtım yatırımı yaptınız mı? Yine ulusal bir kanalda 6 ay süren ve çok ses getiren bir sponsorluk gerçekleştirdik. Yazılı basında çok uzun süreli tanıtımlar yaptık. * Peki, yatırım yaparken büyüttüğünüz ve büyük paralar harcadığınız bu sektöre başka firmaların hiç masraf etmeden girebileceklerini düşünmediniz mi? Tabii ki düşündük ve dediğiniz gibi tam 64 ürün piyasaya girdi. Şu an sayıları 5’i geçmez. Rakipsiz bir sektör ölür. Biz kendi rakiplerimizin oluşmasını izlerken çok keyif aldık. Çünkü yarışın zevki burada. Yoksa kendinizi sürekli tekrarlarsınız; ta ki yok olana kadar. DOUBLE-UP olarak sektöre kazandırdığımız bilinçle ve tanıtım yatırımlarıyla arkamızdan gelen firmaların da reklam yükünü üstlenmiş oluyor ve öncülük ediyoruz. Onlar da bu sektörde bizim gittiğimiz yolu izleyerek para kazanıyorlar. Bu da sektör lideri olarak bize gurur veriyor. PAZARIN YÜZDE 52’Sİ ELİMİZDE * Pazar payının yüzde kaçı DOUBLE-UP’ın? Otomotiv katkı ürünleri pazarının yüzde 52’si DOUBLE-UP’ın. Şu an Türkiye çapında 8000 satış noktamız bulunuyor. * Sizi neredeyse her gün bir dergide ya bir plaket alırken ya da ilginç bir fuar düzenlerken görüyoruz, bunları bizimle paylaşır mısınız? Biz ürünlerimizin öncelikle kalitesine ve gelişimine çok önem veririz. Sonra tüketicinin istekleri ve hakları gelir. Ambalajın en önemli tanıtım unsurlarından biri olduğuna inandığımız için bu konuda da daha ileriye gitmek için çok çalışıyoruz. Sağ olsunlar tüketiciler ve bazı resmî kurumlar DOUBLE-UP’ı “En Güvenilir Marka Ödülü”, “En İyi Ambalaj Ödülü”, “Tüketiciyle Dost Marka Ödülü” gibi 8 ödüle layık gördüler. Bugüne kadar bizi hep destekleyen değerli basınımız da bu mutluluklarımızı her zaman bizimle paylaştı ve haber olarak yayınladı. * Otomotiv sektöründe ‘basında en çok haberi çıkan 2. marka’ ve ‘en geniş haber içeriğine sahip 1. marka’ seçildiniz. Devlerin arasında bu sıralarda olmanız bizleri hayrete düşürdü. Ne yalan söyleyeyim; sizin aracılığınızla duyduğumda ben de inanamadım ve çok mutlu oldum. Bizi habere layık gören bütün basın mensubu dostlarımıza çok teşekkür ederim. * Fuarlarınız da çok ilgi çekiyor. Evet, ürünlerimiz bizim için o kadar değerli ki; onu tüketicinin önüne her çıkardığımızda aşırı heyecan duyuyoruz. Bu nedenle de onları en güzel biçimde tanıtmak için büyük gayret sarf ediyoruz. * Diğer ortaklarınızın, yani kız kardeşlerinizin görevleri nelerdir? Ablam şirketin genel müdürü, kız kardeşim Halkla İlişkiler okuyup tatillerde bizimle çalışıyor. * DOUBLE-UP’ı Amerikan markası olarak biliyorduk. Gerek kalitesi, gerek ambalajı, gerekse tanıtımlarıyla... Bir Türk markası olduğunu öğrendiğimizde açıkçası çok şaşırdık. Aynı görüşle ben de yıllardır karşılaşıyorum. Doğrusu nasıl böyle bir imaj oluştuğunu araştırmadım. DOUBLE-UP, tescili Sistem Grup’ta olan, ayrıca dünyanın birçok ülkesinde Madrid Protokolü kapsamında tescillenmiş bir Türk markasıdır. Dolumu da Türkiye’de yapılmaktadır. YOĞUN TEKLİFLER ALIYORUZ * Duyduğumuza göre DOUBLE-UP’a Çin ve İngiltere’den görücü gelmiş, doğru mu? Markanızı satmayı düşünüyor musunuz? İnanmıyorum, daha yeni bir gelişme. Birini biliyorum ama ikincisinden benim bile haberim yoktu. Piyasaya girmeye hazırlanan madeni yağ firmaları doğal olarak adı, bilinirliği yüksek markalar arayıp talip oluyorlar. Yabancılara göre, Türkiye’de çok bilinir marka olmanın bedeli; doğru planlanmış 20 milyon dolarlık reklam, tanıtım yatırımı ve 5 yıl. Bu nedenle yabancılar bir markayı satın almanın zaman kazandırdığını ve daha kolay olduğunu söylüyor. Markamızı satmayı şimdilik düşünmüyoruz. Ama benim ilk öğrendiğim derslerin arasında şu geliyor: “Hiçbir değere çocuğunuzmuş gibi sarılmayın; bir nedenle elinizden kayarsa o zaman yıkılırsınız. Devam ediyorsanız da bu gerginlikle başarılı olamazsınız.” Markamıza aşığız, ancak bu sebepten dolayı çocuğumuz gibi de sarılmıyoruz. Yenilikçi, girişimci ve kaliteye çok önem veren bir yapıları var. İddialılar ama bir o kadar da mütevazılar, inanılmaz bir bayi destek anlayışları var. Görülüyor ki; paylaşmasını bilen şirketlerin paylaşacak çok şeyi oluyor. GENÇ PATRONİÇELER 3 kız kardeş olarak DOUBLE-UP Otomotiv Ürünleri’ni yönettiklerini anlatan Füsun Ünüvar, “Ablam şirketin genel müdürü, ben pazarlama müdürüyüm, kız kardeşim ise halkla ilişkiler okuyup tatillerde bizimle çalışıyor” dedi. Beyaz atlı prens yolunu şaşırmış * İş hanımı Füsun Ünüvar’ı tanıdık, şimdi bu güzel genç hanımı tanıyalım. Kendinize nasıl vakit ayırıyorsunuz? Ben her olayı, her yeri eğlenceye çevirmeyi çok iyi bildiğimi düşünüyorum. Bence tatil uzun uzun deniz kenarlarında yatıp eğlenmek değildir. Gün içinde kendinizi 10 dakika mutlu edebiliyorsanız, problemleri bir kenara bırakıp umut doluyorsanız gerçek dinlenme budur. Gittiğim yerde işime büyük bir titizlik gösterdiğim kadar çevreyi de incelerim, gelenekleri araştırırım, oyunlarını oynayıp dostlar edinirim ve bunlardan çok mutlu olurum. İstanbul’daysam tiyatroya gitmeyi çok severim, tenis oynarım, her gün spor yaparım, şimdi Karadeniz bayilerime bir sürpriz yapmak için horon kursuna başladım. * Evlenmeyi düşünmüyor musunuz? Yoksa klasik “vakit yok” cevabını mı vereceksiniz? Yok, aksine sevgi dolu bir aile ortamında büyüdüm. Annemle babamın aşkı aramızda fıkralar oluşturacak kadar derin. O yüzden evlilikten kaçmayı hiç düşünmedim, aksine kutsallığına inanırım. Sanıyorum beyaz atlı prens yolunu şaşırdı. Kısacası kısmet olmadı. * Bu kadar gezip binlerce insanla güzel ilişkiler kurdunuz, peki bu potansiyelinizle siyasete atılmayı düşündünüz mü? Aslında bir teklif aldım ancak şu an erken buluyorum. İşlerimde istediğim olgunluğa gelip, bensiz de gidebildiğinde düşünürüm. Çünkü siyaset adamlarının mesleğinin sadece siyaset olması gerektiğine inanıyorum. Doğu insanı çok sıcak kanlı * Randevu için sizi aradığımızda 10 gündür Doğu’da bayi turunda olduğunuzu öğrendik. Çok şaşırdık. Biraz bahseder misiniz bu seyahatlerden? Urfa, Gaziantep, Hakkari Yüksekova ve Diyarbakır’ı kapsayan 15 günlük bir bayi ziyaret turum oldu. Bayilerimizle birlikte bütün sanayi sitelerini tek tek ziyaret ettim. İnanın, hayatımın en mutlu olaylarından biri olarak hatırlayacağım. Doğu’ya gitmemiş olanlara tavsiyem; doğuyu görmeniz lazım! “Her şey para değil” sözünün önemini orada bir kere daha anladım. Gördüğüm en güzel, kirlenmemiş, insan gibi insanlar. Asla anlatıldığı gibi değil, bence İstanbul’dan daha güvenli. Hani çok bunaldığımızda “İnsanlar şöyle güzel, böyle içten olsa” diye hayaller kurarız. İşte ben Doğu’da o insanlarla tanıştım. Ben Türkiye’yi adım adım dolaştım. Üzücü tek bir olay yaşamadım. Bana ilk öğretilen “Girişimci, şirketi masa başında yöneten değildir” oldu. Bu yüzden piyasanın nabzını elimde tutup, her zaman araştırırım. Tembel millet olduk çıktık! * Sizce Türkiye neden sürekli işsizlik ve geri kalmışlıktan yakınıyor? Bunun bir sonu gelecek mi? Hepimiz ağlıyoruz. İşsizlik var, enflasyon var, bir grup eziliyor, çocuklarımızı nasıl bir gelecek bekliyor, geri kalmış bir millet olduk, açız ama iş yok, insanlar iyice bozuldu, ülke elden gidiyor... Öylesine filozof gibi konuşuyor ve sonra da sosyolojik histeriye kapılıp koro halinde ağlıyoruz ki... Oysa biz böyle miydik? Onurlu, çalışkan, yardımsever, inançlı, ülkesi için canını veren, imrenilecek bir millettik. Önce dilimizi bozmak istediler, izin verdik. Sonra dinimize el uzattılar, ikiye bölündük. Şimdi “siz batılısınız, kolay zengin olabilirsiniz” diyorlar, inanıp bekliyoruz. Çalışmıyoruz, tembelleştik, hep kötü örneklere bakıyoruz. Evet, ülkemiz kötüye gidiyor. Ama bunu el birliğiyle yapıyoruz. Peki, şikayet ettiğimiz konularda birey olarak ne yapıyoruz? Çalışıyor muyuz, gayret ediyor muyuz, ülkemizde oynanan oyunları bozuyor muyuz? Bence güzel özümüze dönmedikçe bu kötüye gidiş durmayacak. TATİL ‘DENİZ’ DEMEK DEĞİL “Bence tatil uzun uzun deniz kenarlarında yatıp eğlenmek değildir” diyen Füsun Ünüvar, yeni yöreleri ve insanları tanımanın kendisini mutlu ettiğini söylüyor. DOUBLE-UP, “En Güvenilir Marka”, “En İyi Ambalaj” ve “Tüketiciyle Dost Marka” gibi 8 ödüle layık görüldü. Reklama önem veren Füsun Ünüvar (sağdan 2.), firmanın tanıtımlarında ünlü konuklarla çalışıyor. Karatede siyah kuşağa henüz 18 yaşındayken yükselen iş kadını Füsun Ünüvar, birçok madalya da kazandı.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 106825
    % -0.03
  • 3.5168
    % -0.27
  • 4.1281
    % 0.04
  • 4.5311
    % -0.04
  • 145.254
    % 0.12
 
 
 
 
 
KAPAT