BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dayanışma

Dayanışma

Hükümetler zor kararlar alma arefesinde olduklarında veya bu nev’iden kararları aldıklarında, temel vatandaşlık görevi, yönetimin desteklenmesini ve ülke çıkarları açısından dayanışma halinde hareket edilmesini gerektirir.



Hükümetler zor kararlar alma arefesinde olduklarında veya bu nev’iden kararları aldıklarında, temel vatandaşlık görevi, yönetimin desteklenmesini ve ülke çıkarları açısından dayanışma halinde hareket edilmesini gerektirir. Ulusallık budur. Ancak, aynı ulusallıkla, yapılanları doğru çizgilere çekmek de, yine vatandaşlık sorumluluğudur. Aksi halde, doğru, yanlış, biribirine karışır. Hükümeti oluşturan üç parti liderinin, son defa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ihtiyati tedbir kararına uyum babında aldıkları karardan ötürü, epey sıkıntı içinde oldukları görülüyor. Üç lider, kendilerini hem Hükümetin ve hem de Meclis’in yerine koydular. Hukukta ilk sapmayı burada yaptılar. Bu öyle bir şey ki, bir ayağınızı kurtarayım derken, öbürü kayıyor. Bastığınız zeminin sağlam olması gerekir. Zeminde, hukuktan ayrılınca, başka yerlere tutunma zor oluyor. Nitekim, AİHM’nin yargı yetkisini ve dolayısiyle ihtiyati tedbir kararını kabul ediyoruz, ancak, bağımsız Türk yargısının verdiği karar değişmez diyoruz. Kararda, kendi kendimizi sıkıntıya sokan başka bir unsur daha var; şayet bu ara karar istismar edilirse, infaz süreci, derhal kaldığı yerden devam edecektir. Sanki, PKK’nın şimdiye kadar yaptıkları yanına kalıyormuş gibi, şayet bundan sonra yine rahat durmazsa, hemen gereğini yapacağız misali. Halbuki norm içinde kalınsaydı ve karar, yetkili Meclis’e bırakılsaydı, sonuç, milli iradenin tezahürü olacak ve kimse de bunun üzerinde, şu veya bu şekilde yorum yapmak imkanını bulamayacaktı. KAFKASYA İSTİKRAR PAKTI Kafkasya İstikrar Paktı düşüncesi, Bosna, Kosova ve genel olarak, Balkanlar’daki son düzenlemelerden esinlenerek geliştirilmek isteniyorsa, ikisi arasında, hem çevre ve hem de şartlar bakımından büyük farklar vardır. Bosna, Kosova ve Balkanlar’da, Amerika’nın destek ve liderliğinde NATO ve Avrupa Birliği ve belli başlı uluslararası finans kuruluşları, birlikte hareket ettikleri gibi, birçok ahvalde, Rusya bile, bu egzersizin içine alınmıştır. NATO ağırlıklı güç, işin güvenlik ve askeri yönünü, kuvvet kullanarak çözümlemiş ve statükoyu belli esaslara raptetmiştir. Avrupa Birliği ve finans kuruluşları ise, istikrarın ekonomik boyutunu üstlenmiş ve bu yolda uygulamalara geçmiştir. Yine, sürekli istikrar için, bölge ülkelerinin, ileride, şartlar elverdiğinde hem NATO’ya ve hem de Avrupa Birliği’ne alınmaları, en azından, bir politika tercihi olarak, belirlenmiştir. Kafkaslar’a baktığımızda, buna mukabil, her şeyden önce, karşımızda, muhasım denmese bile, muhalif bir Rusya var. Rusya, dünyayı karşısına alacak kadar, Çeçenistan’a ve dolayısıyla Kafkasya’ya önem atfediyor. Devlet Başkan Vekili Putin, üç ay sonra Başkan seçilirse, bu tansiyon belki bir nisbet dahilinde hafifleyecek, ama Rusya’nın Kafkaslar’a ilişkin politikasında esastan bir değişiklik olmayacaktır. Kafkasya’da istikrar için, Avrupa Birliği misali para verebilecek bir gönüllü de yoktur. Amerika’dan da ses çıkmıyor. Bizim yaptığımız ise, Moskova’ya gidip, Çeçenistan Rusya’nın iç işidir diyor, arkasından, istikrar paktına öncülük ediyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT