BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hizbullah yahut Ergenekon”

“Hizbullah yahut Ergenekon”

İstanbul, Ankara ve diğer illerimizde yapılan, yapılmakta olan operasyonlar sonucunda ortaya çıkan vahşetin boyutları karşısındaki dehşet hissini yurt içinde, yurt dışında, hepimiz paylaşıyoruz.



İstanbul, Ankara ve diğer illerimizde yapılan, yapılmakta olan operasyonlar sonucunda ortaya çıkan vahşetin boyutları karşısındaki dehşet hissini yurt içinde, yurt dışında, hepimiz paylaşıyoruz. Daha fazla can yanmamış olması ve olayların tamamen aydınlığa kuvuşturulması duamız ve dileğimizdir. Bu dehşet hissinin şaşkınlığı ile olsa gerek, bazı garip sözler de okuyoruz bu ara. Bir yazar, köşesinde şöyle bir ifade kullanıyordu: “Hizbullah yahut Ergenekon örneği silahlı çeteler...” Herşeyi anladım da bunu anlamadım. Hizbullah isimli terör çetesi ile Ergenekon nasıl bir arada kullanılabilir ki? Emniyet birimlerimizin peşinde oldukları “Ergenekon” diye bir terör çetesi daha mı var? Ergenekon, Türk destanları arasında en fazla bilinenlerden biri, belki birincisidir. Bizim zamanımızdaki okul kitaplarında vardı, Türkçe veya edebiyat dersinde işlerdik. Herhalde şimdi de vardır. Kısaca hatırlayalım: Ergenekon, coğrafyada olmayan hayalî bir dağın ve ülkenin adıdır. Göktürkler bir savaşta yenilirler, hakan dahil hemen bütün ordu kılıçtan geçirilir. Yalnız hakanın oğlu Kayan ile yeğeni Nüküz eşleriyle birlikte kaçmayı başarır, karlı bir dağ geçidinden yol bulup geçerek dört bir tarafı dağlarla çevrili bir ülkeye gelirler. Burası emniyetli, çayırlık, çimenlik, sulak bir yurttur. Burada dört yüz yıl yaşar, çoğalırlar. Sonunda ülke onlara dar gelmeye başlayınca çıkmak için çareler ararlar. Atalarının geldiği geçidin izi de kaybolmuştur. Nihayet bir demirci bir gün haber getirir. Dağın bir yerinde demir madeni vardır, orayı eritirlerse çıkış için yol açabileceklerdir. Demircinin dediği yere gelip kat kat odun ve kömür yığar, ateşe verirler. Demir dağ erir, gerçekten hayvanları ile birlikte geçecek kadar yol açılır. Bütün halk, önlerinde bir bozkurtun rehberliği ile Ergenekon dağını aşıp dünyaya yayılırlar. Bu çıkış gününü Türkler bayram olarak kutlamışlardır. Her yıl Ergenekon’dan çıkışın yıldönümünde yapılan törende kızgın bir demir örse konur, bu örse ilk çekiç hakan tarafından vurulur, onu beyler takip ederdi. Aynı zamanda Türklerin ilkbahar bayramıydı bu. Türkçe’nin en şuurlu sevdalılarından biri olan Nejat Muallimoğlu “Türkçe Bilen Aranıyor” isimli kitabındaki “Destanlarımızdan ve tarihimizden alabileceğimiz kelimeler” başlıklı yazısında “Ergenekon” kelimesini, bu tarihî-destanî hüviyetinden hareketle, dilimize zenginlik katmak üzere kullanabileceğimizi belirtip üç örnek veriyor: “Hür yaşamak için yaratılmış Türk, İstiklâl Harbi’nde yeni bir Ergenekon destanı yazdı.” “Her güçlüğü yenmesini, her engeli aşmasını bilen Türk, bugünkü Ergenekon’undan da çıkmasını bilecektir.” “Türkçe’yi kıskıvrak bağlayan mini beyinliler şimdi, bu Ergenekon’dan nasıl çıkacaklarını bilemiyorlar.” Yani “Ergenekon” kelimesini maddî ya da manevî sıkıntılı, sıkışık, korkulu, tehlikeli, çileli, zor bir durumdan veya yerden kurtulmak; kendine gelmek, toparlanmak, ayağa kalkmak, güç kazanmak mânâsında dilimize kazandırmayı teklif ediyor ki, ben bu teklifi gönülden benimsemiş olanlardanım. Ergenekon’un hikâyesi bu. Öyleyse, “Hizbullah yahut Ergenekon örneği silahlı çeteler” ne demektir? Ergenekon’u aklı sıra, ülkücülere mâl etmek, onların alâmet-i fârikası gibi görmek (böylece taş atmak) isteyenlerimiz var. Ne büyük gaflet! Ergenekon’a ve diğer Türk destanlarına o grup, bu grup değil, hepimiz sahip çıkmayacak mıyız? Dünya yüzünde, millî destanlarını sağcılara ait, solculara ait, milliyetçilere ait, sosyalistlere ait diye ayıran aydın var mıdır? İlyada Destanı ile bütün Yunanlılar mı gurur duyuyor, yoksa Panhelenik Sosyalist Parti taraftarlarının inhisarında mıdır? “Ergenekon örneği silahlı çeteler....” Bu ifade destandaki olaylara da tamamen aykırı. Bilmeyen gençler de zannedecekler ki, “Ergenekon” adında terör örgütü var. Yahut destanın sadece adını duymuş olanlar “Demek ki atalarımız Ergenekon’dan çıkmak için silahlı çete kurdulardı?” diye düşünecekler. Hizbullah gibi memleketimizi dehşete ve kana bulayan bir çete ile Ergenekon gibi kutlu bir kelimeyi yanyana gördüğümde, eğer gülebilecek moralim olsaydı gülecektim ama memleketten gelen haberlerin korkunçluğu gülecek hal bırakmamıştı. Hizbullah denilen çetenin, “Allah” kelâmını taşımaya da, Ergenekon’la yanyana anılmaya da hakkı yoktur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT