BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ISO 9002 mi, SOS mi?

ISO 9002 mi, SOS mi?

F.Bahçe Yönetim Kurulu Üyesi sevgili Rint Akyüz, geçen sezon başlarında yaptığımız bir sohbette, “ISO 9002 Kalite Belgesi için müracaat ettik. F.Bahçe bu belge için başvuran Türkiye’de ilk, dünyada ise ikinci kulüp” demişti...



F.Bahçe Yönetim Kurulu Üyesi sevgili Rint Akyüz, geçen sezon başlarında yaptığımız bir sohbette, “ISO 9002 Kalite Belgesi için müracaat ettik. F.Bahçe bu belge için başvuran Türkiye’de ilk, dünyada ise ikinci kulüp” demişti... Bu sözleri işittiğimde büyük gurur duymuş, “İşte benim kulübüm” diyerek zevkten âdetâ dört köşe olmuştum... Çünkü Rint Akyüz ISO 9002 Kalite Belgesi’nin öyle her önüne gelene verilmediğini, talep edenlerin bunu haketmek için ne tür sınavlardan geçtiğini, bünyesinde nasıl bir kurumsallaşmaya gitmesi gerektiğini o kadar güzel ve inandırıcı anlatmıştı ki, her 10 senede bir şampiyonluk sayısı tek tek eksilerek büyük bir erozyona uğrayan F.Bahçe için neredeyse umudu tükenmiş olan ben, bu entellektüel yöneticimizi dinlerken büyük bir heyecana kapılmıştım... Rint Akyüz’e göre F.Bahçe’nin bu belgeyi alabilmesi için bir kere kurumsallaşmanın alt yapısını oluşturması, kulüpte yapılan her işin A’dan Z’ye belirlenmiş olması, yani bırakın kulüp harcamalarını veya kulüp-üye ilişkilerini, kurumda çalışan bir gece bekçisinin dâhi denetlenmesi gerekiyordu. Aynı denetim, sporcular için de, üyeler için de geçerliydi. Herşey ama herşey kayıtlı, kimin nereye, ne kadar ve ne iş yapacağı, yetkisinin nerede başlayıp, nerede biteceği hep belliydi. Bir düğmeye bastığınızda sistem çalışacak ve herşey ISO 9002’nin düzenli denetiminde olacaktı... F.Bahçe’nin bu kalite belgesini alan dünyada ikinci kulüp olacağını söyleyen Rint Akyüz bakın o gün daha neler neler anlatmıştı; “Bizim için bunun şerefi ve itibarından daha da önemlisi, F.Bahçe’nin geleceğinin garanti altına alınmış olması. Belki bu kalite belgesini alıncaya kadar işlerimiz yoğunlaşarak zaman kaybımız olacak ama diğer taraftan da müesseseleşeceğiz. Kurduğumuz bu sistemin başına getireceğimiz profesyonel yöneticilerle, kulüp yöneticilerinin kendi işlerinden zaman ayırmasını ve yıpranmasını önlemekle kalmayıp, kurumsallaşma adına F.Bahçe’de büyük bir atılımı da gerçekleştirmiş olacağız. Bu sistemde yöneticilerin görevi, ayda bir toplanıp yapılacakları belirlemek, yapılanları da denetlemektir. Yöneticiler ‘Ne oldu, neler yaptınız?’ diye hesap sorarak yön belirleyecek, icraat ise kadrolar tarafından yerine getirilecektir. Bizde şimdiye kadar tekerlek hep yeniden keşfedilmiş, her gelen yönetim kendi sistemini oturtmuş, her sistemde işe sıfırdan başlanmıştır. Eski yönetimlerden kalan bazı sistemler devam etmiştir ama icraatlar genellikle yöneticilerin kendi belirlediği sistemlerle yapılmıştır. Belki bizim yerleştirmeye çalıştığımız sistemde de bazı eksikler vardır veya arızalar oluşacaktır ama en azından yazılı çizili, işin nasıl olacağı belli bir sistemimiz olacaktır. İnşallah başarıya ulaşırız. Çünkü bu proje sadece F.Bahçe’nin değil, Türk futbolunun da çehresini değiştirecek...” Evet, ne kadar güzel sözler değil mi? Sevgili Rint Akyüz bana işte bunları söylemiş, böylesine elit bir yöneticiye sahip olduğumuz için de doğrusu göğsüm kabarmıştı... Bu sözlerin üzerinden neredeyse 1.5 yıl geçti. Sabırla ISO 9002 Kalite Belgesi’ni alabilmek için gerekli alt yapının oluşmasını bekledim. Ama o günden bu yana bir arpa boyu dahi mesâfe katedilmediğini üzülerek gördüm. Dolayısı ile Rint Akyüz’ün açıklamalarıyla yeniden yeşermeye başlayan umutlarım, şimdilerde tükendi, heyecanım söndü. Bizden sonra müracaat ettiği halde ISO 9002 Kalite Belgesi’ne sahip olan G.Saray gerek kendi ligimizde, gerekse Avrupa’daki başarılarıyla almış başını gidiyor. Yeni nesil artık sarı-kırmızı renkleri tercih ediyor. Benim gibi zavallı F.Bahçeliler de çocuklarını, “Bir daha eve sokmam haa!..” diye korkutarak G.Saraylı olmasını engellemeye çalışıyor... F.Bahçe’nin yönetimi ve teknik kadrosu tükenmiş, futbolcusu ürkek, taraftarı umutsuz. Yazarı çizeri mi? Geçiniz efendim... Camiada herkes büyük bir gaflet içinde. Koskoca F.Bahçe sıradan bir kulüp havasına girmiş, kimsenin umurunda değil. Hemen her yerde belirsizlik diz boyu. Kongre geldi, aday bulunamıyor. Takımın başında yapayalnız bırakılmış genç bir hoca. Paralarını alamayan ama korkudan da seslerini çıkartamayan futbolcular. 14 trilyon borç. Her yandan SOS sinyalleri geliyor. Fener’in ışığı söndü, bugününü aydınlatamıyor. Yarınları ise karanlıklara gebe...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT