BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıbrıs ve Avrupa Birliği

Kıbrıs ve Avrupa Birliği

Kıbrıs ile Avrupa Birliği arasında uzaktan ve yakından; doğrudan veya dolaylı bir ilgi olmadığı halde, Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin aday ülke olmasından dolayı Kıbrıs, Ege, Güneydoğu ve daha nice şartlar Helsinki Zirvesinde alınmıştır.



Kıbrıs ile Avrupa Birliği arasında uzaktan ve yakından; doğrudan veya dolaylı bir ilgi olmadığı halde, Avrupa Birliği’ne Türkiye’nin aday ülke olmasından dolayı Kıbrıs, Ege, Güneydoğu ve daha nice şartlar Helsinki Zirvesinde alınmıştır. Bu zirve ile Türkiye AB’ye aday ülke olmuştur. AB’ye tam (gerçek) üyelik ile adaylık arasında çok zor şartlar vardır. Esasen ben AB’nin Türkiye’yi kendileriyle eşit kabul ederek tam üyeliğine “evet” diyeceğine pek inanmıyorum. İNŞALLAH yanılan ben olurum. Avrupa Birliği Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Almanya’da yayınlanan “Saarbrücker Zeitung” Gazetesine verdiği beyanatta:”Türkiye’nin AB adaylığının ilan edilmesinin, üyeliğe alınması için bir garanti olmadığını... AB’nin amacının Türkiye’de köklü ekonomik, siyasal ve sosyal değişimler gerçekleştirerek AB ülkelerindeki demokrasi standardını, hukuk devletini, insan haklarını ve azınlık haklarını Türkiye’ye getirmek olduğunu; ancak bunlar yapıldıktan sonra, üyelik görüşmelerinden söz edilebileceğini... AB, insan haklarının dikkate alınmadığı ülkelerle üyelik görüşmeleri başlatmadığını, Ankara’ya üyelik perspektife (adaylık) verilmesinin sebebinin, Türkiye’nin Avrupa’dan kopmasını önlemek olduğunu” açıklamıştır. Helsinki Zirvesinde Türkiye’nin “aday ülke” olmasına karşılık bilinmeyen tavizler verildi mi? Bu zirvede 2004’e kadar Kıbrıs ve Ege meselesinin çözülmesini istediler. Her iki meselede de çözümsüzlük Yunanistan’dan kaynaklanmaktadır. “Kıbrıs’ı ver kurtul” formülü gündeme gelecektir. Ege’de ise kıt’a sahanlığı, karasular, 6 mil içindeki ada ve kayalıklar FIR Hattı, hava sahası, Ege Adalarının anlaşmalara aykırı silahlandırılması ve diğer meselelerdeki, fiili durumlarla Türkiye aleyhine hadiseleri çıkaran zaten Yunanistan’dır. AB’nin diplomasi çevreleri, Türkiye’den azınlık haklarına tam uyum istemekle birlikte üniter devlet yapısını zaafa uğratacak şeyler de istediler. Örtülü otonomiye kayacak bu taleplere karşı hangi cevapların verildiğini bilmiyoruz. Sadece taviz vermedik deniyor ve geçiştiriliyor. Ama ilerde başımız çok ağrıyabilir! Şu anda AB’nin dönem başkanlığını yapan Portekiz’in Avrupa işlerinden sorumlu bakanı Francisko Seixas de Costa, yaptığı açıklamada: “Öcalan’ın cezasının infazının (idamının) AB ile Türkiye arasında önemli meseleler meydana getireceğini ve bunun Helsinki Zirvesi ile ilgili olduğunu” bildirmiştir. PKK terörüne siyasi bir kimlik kazandırmak için baskılar yapılmaktadır. AB Türkiye’nin siyasi, iktisadi, jeopolitik, jeostratejik ve silahlı kuvvetler gücünü dikkate alarak, AB aday üyelik kapısını açmış ama Kıbrıs, Ege, örtülü otonomi şartlarıyla bu üyeliğinin önüne set çekmiştir. Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun son Güney Kıbrıs ziyaretinde, Avrupa’nın Kıbrıs meselelerine daha aktif bir şekilde katılmasını sağlamak amacıyla KKTC’nin toprağı olan (Kıbrıs Fethinde şehid olan Müslüman Türklerin kabirlerinin olduğu ve Vakıf arazisi olan) “Maraş”ın Avrupa Birliğine devrinin teklifi kararı alınmıştır. Yorgo Papandreu, Rum-Yunan stratejisini ve Maraş’ın AB’ye devri teklifini AB Güvenlik ve Dış politika Yüksek Komiseri Javier Solana’ya götürecektir. Rum-Yunan yeni stratejisine göre AB, iki toplumlu müzakerelere katılacaktır. Ayrıca yeni stratejiye göre Kıbrıs’ta kurulacak çok uluslu güçte AB’nin yer alması istenecektir. AB ve ABD, KKTC yani Kıbrıs’tan Türk askerlerinin çekilerek kurulacak çok uluslu güçte ABD, AB yanında Türkiye ve Yunanistan’a da sembolik bir birlik kontenjanı tanıyarak Rumların KKTC’yi işgali için ortam hazırlamaktadırlar. Maalesef aynı senaryo Girit’te uygulanmış “Girit Bizim Canımız” dediğimiz halde Girit, Osmanlı’dan alınmış ve buradaki Müslümanlar soykırım ile sıfırlanmıştır. Şimdi ise aynı oyun Kıbrıs’ta oynanıyor. Türkiye, deprem sonrası esen (sahte) barış rüzgarları ile avutulurken; Yunanistan ve İsrail’in yardımı günlerce gündemde tutuldu. Bu arada Yunanistan hızla silahlandı. Yunanistan, Rusya’dan satın aldığı S-300 füzeleri Girit’te faal hale getirip; 15 bin kişilik vurucu gücü yüksek, profesyonel personelden ibaret yeni bir birlik kurmaktadır. Bu hazırlıklar kime karşı? Herhalde Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan’a değil. Asıl Türkiye’ye karşı silahlanmaktadır! Biz ise Papandreu’nun Türkiye ziyareti ile oyalandık...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT