BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Unuttuğumuz İstanbul

Unuttuğumuz İstanbul

İstanbul için genelde “keşke öyle kalaydı” denir, ancak bu fotoğrafları görenler “Vay be nereden nereye gelmişiz” diyor.



İstanbul Ticaret Odasının çıkardığı “Yaşayıp Unuttuğumuz İstanbul” kitabı İstanbullulara geçmişini hatırlattı. Gazeteci Kadir Can 70’li yıllarda sıkça rastladığımız ama aldırmadığımız manzaralara fotoğrafçı gözüyle bakmayı bildi ve sadece 30-35 yıl sonra hepimize “he ya” dedirtmeyi başardı... Şimdi gözümüzü yumup geçmişe gidelim. Boğaz köprüsü açılmamıştı daha, araç kuyruğu Sirkeci arabalı vapur iskelesinden başlar, taa Ahırkapı’ya uzanırdı. Yine Sirkeci Ebussuud Caddesinde nakliye ambarları vardı. Kamyonlar halat sarar, at arabaları fütursuzca dolanırlardı... Troleybüslerin boynuzu telden ayrıldı mı ortada kalırlardı. Hele elektrikler kesildi mi saç baş yoldururlardı. Eminönü’nde akıllara ziyan bir sebze hali kurulmuştu. Cadde tarafında nakliyecilerle, seyyarlar boğuşurdu, deniz tarafında kayıkçılarla, mavnacılar... Kabzımallar fiyatı düşecek oldu mu sebzeleri denize dökerlerdi. Şehir hatları vapurları biberler, patlıcanlar arasında yol alırlardı... Balıkhane ona keza... Halka koklata koklata, martılara tıka basa... Küçükpazar ve Süleymaniye’deki eski paşa konakları bekarları ağırlardı. Avlular el arabası doluydu, çamaşırlar ortalığa asılırdı. En büyük kirlilik belediyeden gelirdi, çöp kamyonları yüklerini Yedikule sahiline döker, dozerler süpürür denize atarlardı. NEYİNİ ÖZLEYECEKSİN? Düşünün Zeytinburnu sahile (Kazlıçeşme) dericiler çöreklenmişlerdi ve kimyasal maddeleri fütursuzca suya salıyorlardı... Koku dayanılmazdı, ayrıca duman püskürten bir çimento fabrikası havanızı griye boyardı... Şehrin en gözde limanına kum kamyonları girer, çıkardı... Haliç başlıbaşına faciaydı... Deniz kenarında dökümcüler yerleşmişti, curufları suyu katran yapardı. Kasımpaşa mahrukatçıların yuvasıydı, tersaneler çağ dışı çalışırlardı.. Sütlüce mezbahası gün boyu kesim yapar, sadece kan akıtmakla kalmaz, işkembeleri de körfeze boşaltırlardı... Perşembe pazarında bile çektiriler vardı koca koca gemilerin bakımları yapılırdı. Hasılı Altınboynuz koca bir foseptik çukuruydu, ezkaza giren tekneler yağa bulanırlardı. Boğaz halka kapalıydı. Sahil işgal altındaydı... Kuruçeşme’de kömür depoları sıralanırlardı. Topkapı kilitlenmişti, Bayezid’i, Aksaray’ı Eminönü’nü seyyarlardan sorarlardı. Belediye otobüsleri dökülüyordu, minibüsler başlarına buyruk çalışırlardı. Gecekondu bölgeleri hepten perişandı, çamur belinize çıkar, lağımlar açıktan akardı. En büyük dert suydu, tanker yanaştığı gün bidonlar koşturulur, kadınlar saç saça baş başa kavgaya tutuşurlardı... Çok da uzak değil, bütün bunlar Kotil’li, İsvan’lı, Sözen’li yıllarda yaşandı...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT