BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Orucu rahat tutmak için bol sıvı tüketin

Orucu rahat tutmak için bol sıvı tüketin

Uzmanlar, su ve sulu meyvelerin vücut su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti



Uzmanlar, su ve sulu meyvelerin vücut su dengesinin korunmasında önemli bir rol oynadığını belirtti Prof. Dr. Sevinç Yücecan, “Hayat için elzem olan sıvıların temel kaynakları içtiğimiz su ve diğer içeceklerdir. Özellikle sebze ve meyve sularının sağlık üzerine olumlu etki yaptıkları, bazı kanser türleri ile kalp ve diğer kronik hastalıklara karşı koruyucu etkilerinin olabileceği bildiriliyor” dedi. Bu yıl ramazanın ağustos ayına rastlaması, vücuttaki su dengesinin korunması bakımından önem arzediyor. Sıcak havalarda, fazla fiziksel aktivite yapıldığında, fazla proteinli ve tuzlu besinler tüketildiğinde terleme ile atılan sıvı miktarı da artıyor. Böyle durumlarda vücudun sıvı/su gereksiniminde de artış oluyor. Prof. Dr. Sevinç Yücecan, oruç tutanları, sahur ve iftar sırasında dengeli sıvı tüketimine dikkat etmeleri konusunda uyardı: MEYVE SUYU TAKVİYESİ ‘Hücrelerin hayati faaliyetleri ve bu sayede vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. Oruç tutanlarda su kaybı olduğu için komposto, hoşaf gibi yiyecekler ve meyve suları iyi birer seçenek olabilir. Meyve suları, suyun yanı sıra sağlık üzerine olumlu etkisi olan bazı besin bileşenlerini de sağlar.’ Beslenmenin 6 altın kuralı 1- Sahura mutlaka kalkın. Bu öğünü kesinlikle geçiştirmeyin. 2- Sahurda daha fazla tokluk hissi oluşturan et, süt, peynir, yoğurt, yumurta gibi besinler tüketin. Sebzeli börekler ve meyve de yenebilir. 3- Aşırı tuzlu yiyecekler ve içecekler örneğin turşular, tuzlu ayran, ağır tatlılar ve böreklerden sahurda uzak durun. 4- İftarda ağır hamur işi yiyecekler yerine çorbalar, haşlama ve ızgara çeşitleri, bol salata ve meyve tüketin. 5- Tatlı olarak hafif, sütlaç muhallebi, meyveli tatlılar tercih edin. 6- Vücudun su kaybını, ayran, komposto, su, hoşaf ve meyve suları ile giderin... GÜNÜN SÖZÜ Aşkı Resulullah aşkı, davası Ehl-i Sünnet olmayan için; ahh siyah bir yalandır yaşamak! Mevlâna Celaleddin-i Rumi ESKİ RAMAZANLAR Men bende-i Kur’ânem > M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr Esrâr Dede adında mübârek bir zat vardı. Az güler, çok ağlardı. Bir gün sırdaşı Hikmet Dede’yi ziyarete gitti. Hikmet Dede: Esrâr, hüznünün sırrı nedir? - Âhir zamandır, Ehl-i Sünnet garip oldu. Her yanı bidat sardı. Camilere mizmar kondu. Tekkeler def, dümbelek doldu. Tasavvufa felsefe denir oldu. Kabirlerde ip, anahtar, bez, evlat istekleri, hurafeler sallandı. Hiç olmazsa, ‘üç İhlas, bir Fâtiha’ unutuldu. Mevlâna Aristoyla, Saf Bektaşiler berduş, sarhoşla, Yunus Emre sazla, sözle anlatıldı durdu. Herkes işin hevasında, semahında... Kürsüler cehli mürekkep doluştu, amel etmeyen alim olmaya uğraştı. Doğru söyleyene cümle âlem gülüştü, yuhlaştı. Hikmet Dede: Herkes konuşur; dünyaya her tür doluşur. Kimi Cennet’te, kimi Cehennem’de buluşur. Hakikât güneşi ayan, beyândır. Hidâyet ise Allahü tealadandır. Esrâr Dede: Allah’ı gizli zikreden kalplere ne oldu. Eller, çalgı ve çengi ile doldu. Hikmet Dede: Esrâr’ım. Mevlâna Celâleddin Hazretleri, entariyle ortada dönüp duranları görse ‘ney’ derdi? ‘Ömrünce dolaşsalar, yine kendi âleminde gezerlerdi!’ “Ney” denince şimdi flütten bozma kaval akla gelir. Hâl bu ki; “Ney” boşluk, hiçlik ve teslim olmak, acizliğin anlamaktır. Esrâr Dede: Herkes Mesnevi’den söyler. Hikmet Dede: Mârifet kalp ilmidir. Cübbe, külâhla mârifet olmaz. Şeriat Allah’ın emridir. Uymayan âlim olamaz. Mesnevi’yi okuyan aklına göre yorumlayamaz. Evvel ilm ve edep lâzımdır. Sonra ihlâs ile tefekkür edilir. İnce nükte ve sır böyle elde edilir. Basit tercümeler ancak sızan mânaya zarar verir. Misâl: “Ne olursan ol, yine gel!” diye çevrilen nüktelere dikkat gerekir. Farisi aslında; “bâza” kelimesi geçer ki; “bazâeden” fiilinden türetilir. Yani gelmekten, “yine gelmekten” ziyâde; “terketmek, tövbe etmek” manâsındadır. Mevlâna Hazretleri’nin kâfir ve putperestlere “Olduğun gibi gel!” demediği ortadadır. Arayan doğruyu bulur. Mevlâna ne buyurur: “Men, bende-i Kur’ân’em eğer ki cân dârem. Men, hâk-i reh-i Muhammed muhtârem. Eğer nakl küned cüz in kes ez gûftârem. Bîzârem ez’ ü ve’zan sûhen bîzârem” Yani; (Sağ olduğum müddetçe Kur’ân’ın kölesiyim. Muhammed aleyhisselam yolunun tozuyum. Bana ait olmayan sözü, kelimeleri kim naklederse; ondan da, sözlerinden de şikayetçiyim!) Hadis-i Şerif Bir zaman gelecek, zina, içki ve mizmarı [çalgıyı] helal sayanlar çıkacaktır.) HER GÜN BİR DUA Kötülüklerden korunma duası “Lâ ilâhe illallahü vahde hü lâ şerîke leh, le hül mülkü ve le hül hamdü, yuhyî ve yümît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi yedi-hil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” (Ortağı olmayan bir Allahtan başka ilah yoktur. Mülk ve hamd O’na mahsustur. O, hayatı veren ve alandır. O, diridir,ölmez. Hayır O’nun elindedir. O’nun her şeye gücü yeter.) MANİDAR MANİDAR Bu gece ayın evveli Açıldı İslâm’ın gülü Geldi mübarek ramazan Mesrur etti cân ü dili. NEFİSE NİNENİN İFTAR SOFRASI KAHVALTI ZAMANI Büyükler her kıldığınız namazı son bilin derlerdi. Bu sözden hareketle şu ramazanın her gününü son bilsek kaybımız olmaz. Öyle ya bi dahaki seneye çıkacağımıza senet mi var? Hem bayramı göreceğimiz nerden belli, değil mi ama? Evet kadının eşine ve çocuklarına bir şeyler hazırlaması çok sevapsa da kendinizi mutfağa mahkum etmeyin. Mübarek gün azıcık tesbih çekin, türbe ziyaretlerine gidin, yaşlıları ve hastaları sorun bu arada kendinize de vakit ayırın. İftarda ille takım yemek olacak, dolmalar köfteler yapılacak diye bir kaide yok. Gelin bu gün kolay bir şeyler hazırlayalım. Menemen olabilir mesela... Ya da el kadar kıymayı şöyle bol domates, biber, soğan, sarımsakla çevirin. İçine karasından kırmızısına her çeşit biberi atın, nane kekik elinize ne geçiyorsa... Hiç öyle tabaklara bölmeyin tavayı koyun ortaya... Ha isterseniz üstüne yumurta da kırabilirsiniz, orası keyfinize kalmış... Pideniz sıcak olsun yeter, iştahla bandırın. Çayı unutmuyorsunuz ama... BİR LEZZET MENEMEN HAZIRLANIŞI: Yağı bir sahanda eritin. Yağ kızınca biberleri ilave edip, sık sık karıştırarak, 2 dakika sote edin. Domatesi ve tuzu koyup, pişirin. Domates suyunu bırakıp tekrar çekince peyniri ve maydanozu ilave edip, karıştırın. Yumurtaları ayrı bir kasede çırptıktan sonra sahana katın. Hemen karıştırın. Yumurtalar sertleşmeye başlayınca sahanı ateşten alın. Menemeni sıcak olarak servis yapın. MALZEMELER: >> 2 çorba kaşığı yağ >> 3 sivribiber >> 3 orta boy domates >> Yarım çay kaşığı tuz >> 100 gr beyaz peynir, rendelenmiş) >> Yarım demet maydanoz >> 5 yumurta NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR Thomas Muhammed Clayton (Amerikalı) Tam öğle olmak üzereydi. Sıcaktan bunalmış, tozlu yoldan geçerken, bir aralık kulağımıza kendine mahsus güzelliği olan bir ses gelmeye başladı. Bu ses, etrafımızdaki bütün boşluğu sanki dolduruyordu. Tahtadan yapılmış ufak bir kule üzerine çıkmış, tertemiz cübbeli ve beyaz sarıklı yaşlı bir Arap ezan okuyordu. Kendinden geçmiş, sanki dünyadan tamamen ayrılarak sahibinin huzuruna çıkmıştı. Sonradan öğrendik ki, Arabın söylediği tatlı sözlerin manası şu idi, (Allahü teâlâ en büyüktür. Allahü teâlâdan başka ilâh, mabûd yoktur) Birdenbire, etrafımızda birçok insanlar belirdi. Nereden çıktıklarını, nereden geldiklerini bilmediğimiz bu insanların yüzünde büyük bir hürmet ve muhabbet ifadesi vardı. Hepsinin yüzünde aynı ciddi ifade, büyük vakar ve aynı sevimlilik vardı. Hepsi saf saf dizildiler. Beyaz insanlar, sarı insanlar, siyah insanlar, zengin insanlar, fakir insanlar, tüccarlar, memurlar, işçiler, hiç bir ırk veya rütbe farkı gözetilmeksizin yan yana geliyor ve birlikte ibadet ediyorlardı. Bu, ilk gördüğüm ulvî manzara üzerinden, şimdi üç sene geçti. Bu arada ben de, insanları bu kadar birbirine yaklaştıran bu ulvî din hakkında, bilgi toplamaya başlamıştım. Müslümanlar, bir tek Allah’a inanıyor, Hıristiyanların telkin ettikleri gibi, insanların günah içinde doğmadığını söylüyorlardı. Onları, yalnız Allahü teâlânın kulu olarak kabul ediyor, onlara karşı büyük bir şefkat gösteriyor, doğru yolda oldukları müddetçe, onların rahat, huzur ve saadet içinde yaşamalarını arzuluyordu. İşte, yukarıda sıraladığım bu sebeplerden dolayı, seve seve Müslümanlığı kabul ettim. Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT