BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > KULAĞIN DUYMADIĞI GALAT-I MEŞHURLAR

KULAĞIN DUYMADIĞI GALAT-I MEŞHURLAR

Bir zamanlar âdet olarak kullanılan daha sonra dilimize pelesenk olmuş, doğru kelimelerin yer almadığı, meşhur yanlış ifadelerdir.



> M.Kurtbay Önür kurtbay.onur@tg.com.tr Bir zamanlar âdet olarak kullanılan daha sonra dilimize pelesenk olmuş, doğru kelimelerin yer almadığı, meşhur yanlış ifadelerdir. Ancak “Galat-ı meşhur, lügat-ı fasihten evlâdır” sözü de iyi bilinir. Tuhaf kelime veya deyimler daha sonra meşhur olarak, maksadı dışında da kullanılmıştır. Ecdâdımızdan bize yâdigâr kalan onlarca deyimden bazılarını gözden geçirelim. Pabucu dama atılmak Osmanlı döneminde kusurlu malın, malzemeden çalmanın ve kalitesiz işin önüne geçmek için de ilginç bir tedbir alınmıştı. Ayakkabı aldınız ama kusurlu çıktı. Böyle durumlarda heyet iki tarafı da dinler eğer müşteri haklıysa o ayakkabıların bedeli şikayetçiye ödenir, ayakkabılar da ibret-i alem olsun diye imal edenin çatısına atılır bu sayede gelen geçen ‘pabucu dama atılan’ı görürdü. İki dirhem bir çekirdek Keçiboynuzuna, Arabi’de kırrıt denir. Keçiboynuzunun tohumu yıllarca elmas ölçmek için kullanılmıştır. Keçiboynuzu çekirdeği ağırlığı değişmeyen tohumdur. Bu sebeple, Araplar, Selçuklular, Osmanlılar dönemlerinde ağırlık ölçüsü olarak kullanılmıştır. Dört tanesi bir dirhem eder. Dirhem 3 gram ağırlığa eş kabul edilirdi. Satıcı, iki dirhemlik bir şey satarken (sekiz çekirdek) deyip, bu da benim ikramım olsun derse, müşterinin saygın ve itibarlı olduğunu gösterirdi. Çok şık ve gösterişli giyinen kişilere “iki dirhem bir çekirdek” denmesinin kökü budur. Her işin “Püf Noktası” Vaktiyle testi ve çanak-çömlek imal edilen kasabalardan birinde bir çırak, kalfa olup kendi yerini açmak istemiş. Ustası ona hep: “Sen, önce işin püf noktasını öğren. Daha zamanın var” der. Kalfa, dayanamaz ve dükkanı açar. Açar açmasına da, yaptığı testiler, küp, vazo, sürahiler onca titizlik ve emeğe rağmen çatlamaya başlar. Kalfa şaşkınlıkla ustasına gider. Usta, “Demedim mi; sanatın bir püf noktası var!” Usta hemen tezgaha bir miktar çamur koyar; “Haydi, geç bakalım tezgahın başına da bir testi çıkar.” Eski çırak, çamura şekil vermeye başladığında, usta önünde dönen çanağa arada sırada “püf!” diye üfleyip testiyi çatlatacak küçük hava kabarcıklarını patlatıp giderir. Çırak da bu sanatın “püf noktası”nı öğrenir. AĞZINA TÜKÜRMEK... Eskiden bebek veya küçük çocuklar, sevilen zatlara götürülüp ağzına dua ile tühlenmesi (üfürülmesi) ileride okunan kişinin iyi bir zat olması için dua etmek, halen mevcut Anadolu adetidir. Argodaki ‘ağzına tükürmek’ deyimiyle hiç ilgisi yoktur. Bununla ilgili bir tarihî vaka meşhurdur. Vaktiyle, saçma ve abuk şiirler yazan bir şair, Molla Câmi Hazretleri’nin meclisine misafir olarak katılır. Sohbette, “Üstâd, dün gece rüyamda şiirler yazıyordum ki, Hızır aleyhisselamı gördüm. Mübarek ağzı tükürüğünden bir parça benim ağzıma tühledi” diye öne atılır. Molla Câmi hazretleri adamın yalancı şöhret peşinde koştuğunu anlar. İrticalen cevap verir; “Öyle değil bre. Hızır aleyhisselam şiirleri yazdığını görünce yüzüne tükürmek istemiş, ağzına gelmiş!..” Hadis-i Şerif Ölümü çok hatırlayınız! Onu hatırlamak insanı günah işlemekten korur ve ahirette zararlı olan şeylerden sakınmaya sebep olur. ESKİ RAMAZANLAR Hâlin ne olacak! Halife Harun Reşid devlet işlerinin yorgunluğu ve dünya işlerinin zulmeti sebebiyle bunalır. Kardeşi Behlül Dâna ile görüşmek, hikmetli sözlerini duyup gönlünü serinletmek ister. Saray muhafızlarını gönderip, Behlül Dâna Hazretleri’ni davet etmelerini ister. Muhafızlar evinde bulamaz, Bağdat’ın her yanını ararlar. Neyse ki, sevenlerinden bazıları “Kabristan’a gidin mübarek oradadır” der. Muhafızlar, Behlül Dâna Hazretleri’ni kabristanda boş bir mezar içinde uzanmış uyur bulur. Muhafız Komutanı: Efendim, lütfen uyanın! Behlül Dâna: Ne yaptınız! Beni pâdişâhlık makâmından indirdiniz! Muhafız Komutanı: Efendim. Halife sizi bekler!. Behlül Dâna: Ben de burada Sultan idim, bir dürtme ile tahttan düştüm. Behlül Dâna Hazretleri kabirden çıkarak muhafızlarla halîfeye gider. Görevliler, Behlül Dâna Hazretleri’nden önce huzura çıkıp, şahit olduklarını anlatır. Hârûn Reşîd olanları gülümseyerek dinler, “Çağırın, mübareği” diye emir verir. Harun Reşid: Yâ Behlül, Sultan olan benim. Sen hangi pâdişâhlıktan indirildin? Behlül Dâna: Kabirde uyuyordum. Bir baktım hükümdâr olmuşum. Tahtımda, saltanat ve ihtişam içindeydim. Lâkin adamların uyandırdı ve tahtımdan oldum! Harun Reşid: Rüyâdaki padişahlığa itibâr olur mu? Behlül Dâna Hazretleri’nin bir anda değişen nâzarı ve heybeti Harun Reşid’i eritti. Behlül Dâna: Ey müminlerin emîri! Benim hükümdarlığım ile seninki arasındaki fark ne? Ben, gözlerimi açınca hayat buldum. Sen, gözlerini kapayınca, uyanacaksın! Dünya saltanatından olacaksın! Nedâmet (pişmanlık) günün başlayacak. O halde hangimizin hükümdârlığında îtibâr yok! Hârûn Reşîd: Haklısınız. Efendim. Dünyaya daldık. Nasihat ediniz. Behlül Dâna: Ne nasîhati istiyorsun? Şu sarayına bak, bir de kabirlere bak! Bunlardan nasîhat almayan, neden ibret alır. Hâlin ne olacak, ey müminlerin emîri?.. Yarın, Cenâb-ı Hakk’ın huzûruna çıkacaksın. Her şeyden suâl olunacaksın. Nasıl cevap vereceksin?.. Hesap zamânında aç ve susuz olacak, çıplak bulunacaksın. Perişan hâlin meydana çıkacak. Şimdi nasîhati ne yapacaksın? Adâleti ile meşhûr olan Hârûn Reşîd bu sözleri gözyaşları içinde dinledi. > M.Kurtbay Önür GÜNÜN SÖZÜ Şikayetçi olup ağladığım günler oldu. Zaman geldi ki ağladığım günlere ağladım. > Ebu Bekr radıyallahü anh HER GÜN BİR DUA Evden çıkarken Sabah evden çıkarken, bir Âyet-el kürsî, üç İhlas, bir Felak ve bir Nas ve bir Fatiha okuyan ve ardından, “Bismillahi, tevekkeltü alallahi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah. “(Allahın ismiyle, ona tevekkül ederim. Her türlü hareket ve kuvvet ancak onun sayesindedir) diyen kimse, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır. MANİDAR MANİDAR Halayıklar halayıklar Ocak başında uyuklar Davulumun sesini duyunca Pirincin daşını ayıklar. Hava sıcak terlerim, Birçok mâni derlerim, Davet verdim bu akşam. Sizleri de beklerim. NEFİSE NİNENİN İFTAR SOFRASI Bunca aç varken!.. Bazen görüyor üzülüyorum. Çöplüklerde koca koca ekmekler... Daha kesilmemişler bile. Merdiven boşluğunda asılı torbalar pide somun dolu. Hatta börekler çörekler... Güya sütçüler tavuk besleyenler alsın diye asmışlar. İyi de kenarından kenarından yeşillenmiş küflenmiş, bu hayvancağızları da hasta etmez mi acaba? Halbuki eskiden yarım ekmek, çeyrek ekmek diye bir şey vardı, bakkallar ekmeği keser bölerlerdi. Büyüklerimiz yemekleri de ölçülü pişirir, bitmesine özen gösterirlerdi. Tabakları sıyırır sünnetler. Hatta hoşaf, ayran kaselerine su koyup, çalkalar, yudumlamaktan çekinmezlerdi Gençler birçok şeye çalışmadan terlemeden sahip oldular, kıymet bilmiyorlar. Bazıları ekmeğin içini yiyip kabuğunu bırakıyor, bazıları da içini çıkarıp elinin tersiyle itiyor. Farkında mısınız bilmem son yıllarda sofralarımız çok zenginleşti iyi güzel de çoğu dokunulmadan kalkıyor. Hele toplu iftarlar yok mu? Yenen yendi, yenmeyen külliyen süpürülüp atılıyor. Garsonlar içinden tek tane alınmamış baklava tabaklarını bile çöp poşetlerine döküyor. İnsanın içi gidiyor. Eskiden artıklar mahallenin kedilerine köpeklerine ayrılırdı, şimdi onlar da düşünülmüyor. Halbuki birçok ülke açlıkla boğuşuyor. Afrika’daki çocukların kılçıkları çıkmış, kemikleri sayılıyor. Bizim çocukluğumuzda yerde ekmek parçası gören öper başına koyar, kuşların göreceği bir yere bırakırdı. Ekmek insanı çarpar mı? Bilemem. Neticede un, su, maya... Ama Allahü tealanın isimlerinden biri de El muntakimdir (intikam alıcı). Unutulmaya! BİR LEZZET RAMAZAN KEBABI (Afyon mutfağı, 5 Kişilik...) HAZIRLANIŞI: Kuşbaşı eti suyunu çekene kadar kavurun. Üzerini örtecek kadar sıcak su koyup tuzunu ilave ederek tekrar pişirin. Diğer tarafta pideleri kare şeklinde doğrayın. Pideler istenirse arzuya göre fırında ısıtılabilir. Pişen etin suyunu süzün. Et suyunu pideleri ıslatmak için kullanın. Islatılan pideleri servis tepsisine alın. Üzerine etleri yerleştirip bir kepçe et suyu gezdirerek 5 dakika kadar fırında dinlendirin. Daha sonra üzerine ince doğranmış maydanoz serperek sıcak servis yapın. NİÇİN MÜSLÜMAN OLDULAR J. W. LOVEGROVE (İNGİLİZ) Niçin Müslüman olduğum hakkında sorduğunuz suale kısa bir cevap vermek istiyorum. Din ve iman insanın ruhunda doğan, her şeyden tamamen farklı bir meziyettir. İnsanların muhakkak istinat edecek, güvenecek, kendisine rehber olacak bir imana malik olması lazımdır. Ben, önce din tarihlerini tetkik ettim. Anladım ki, Peygamberlerin “aleyhimüsselam” başlangıçta, öğrettiği esas kaideler zamanla bozulmuş ve büsbütün başka şekillere dönmüştür. Bunlardan ancak pek az doğru kısmı günümüze kadar devam edebilmiştir. Bu büyük, seçilmiş insanların hayatlarına türlü türlü efsaneler karıştırılmış, yaptıkları işler bize büsbütün başka ve esrarla dolu bir şekilde intikal etmiştir. İşte bunların yanında yalnız İslam dini, intişar ettiği günden bugüne kadar aynı saflığı, aynı temizliği muhafaza etmiş, içine hiç bir hurafe ve efsane katılmadan, günümüze kadar devam etmiştir. Kur’an-ı kerim, Muhammed aleyhisselam zamanında ne ise, bugün de odur. Muhammed aleyhisselamın mübarek sözleri, kendi ağzından çıktığı şekilde, hiçbir tehavvüle uğramadan günümüze vasıl olmuştur. Allahü teala, lüzum gördükçe, insanlara Peygamberler “aleyhimüssalevatü vetteslimat” göndermiştir. Bunlar birbirini temamlar. Diğer Peygamberlerin “aleyhimüssalevatü vetteslimat” öğrettiği hususların değiştirilmiş ve başka şekillere sokulmuş olduğu göz önünde tutulursa, en temiz, en saf ve en doğru kalan İslam dinini kabul etmekten daha mantıki ne olabilir? Esasen, kendime sade, faydalı ve içinde mantığa uymayan hurafeler katılmamış bir hak din arıyordum. İslam dini, böyle bir ilahi dindir. Bütün dinlerden maksat bu olduğu halde, onlarda bu husus için anlaşılmaz felsefi akideler konulmuştur. Halbuki, İslam dininde bu hususta herkesin anlayabileceği, sade, mantıki, inandırıcı, faydalı kaideler vardır. Ben, dünyada ve ahırette, huzur ve selamete kavuşmak için, neler yapmak icap ettiği hakkındaki bilgileri, ancak İslam dininde buldum. Onun için Müslüman olmakla şereflendim. Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN Gönüller Sultanı YUNUS EMRE BÜYÜTMEK İÇİN TIKLAYIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT