BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > F.Bahçe’nin son fotoğrafı mı?

F.Bahçe’nin son fotoğrafı mı?

Bu yazacağım yazıyı lütfen, günümüz sıfır baş tıraşlı, pahalı elbiseli, takım elbise altına garip model ayakkabılı, her maça değişik marka otomobille direkt tribün altı parkına dalan, lüks loca düşkünü, maç günü maça gitmeyip Bağdat Caddesi’nin 10 liraya çay satılan uçuk kafelerinde tepeden tırnağa Fenerium malzemeli sözüm ona taraftarlar, Fenerium’un önünde otomobil kuyruğu oluşturup, hava atmayı marifet sayanlar okumasın!



Bu yazacağım yazıyı lütfen, günümüz sıfır baş tıraşlı, pahalı elbiseli, takım elbise altına garip model ayakkabılı, her maça değişik marka otomobille direkt tribün altı parkına dalan, lüks loca düşkünü, maç günü maça gitmeyip Bağdat Caddesi’nin 10 liraya çay satılan uçuk kafelerinde tepeden tırnağa Fenerium malzemeli sözüm ona taraftarlar, Fenerium’un önünde otomobil kuyruğu oluşturup, hava atmayı marifet sayanlar okumasın! Peki, bu ne demektir? Açayım... 3 Mart 2010 Salı günü Sevgili Melih Ilgaz Ağabeyi vefatının üçüncü yılında kabri başındaki anma töreninden kulübün resmi sitesine yansıyan fotoğraflara bakarak yazma gereğini duydum. O törende ne yazık ki, fakültedeki dersim yüzünden ben bulunamadım. Kahrettim. Hatta biraz da utandım. Acaba fakültedeki gençlerden özür dileyip, dersi assa mıydım? Bilmem... Ama hâlâ kırık, dökük, kahırlıyım. Allah’tan Melih Ağabeyimle o kadar çok yaşanmış anım var ki... O fotoğraflardan önümdeki kağıda döktüğüm isimlere bir kere daha baktım. Melih Ağabeyin ağabeyi, bana göre kulübün tek efsane başkanı Faruk Ilgaz, golcülerin kralı Canavar Burhan, kalecilerin en lastiği Şükrü Ersoy, bizim, oynadığı dönemlerde “Yeldeğirmenli” diyerek Puşkaş‘tan ayırmaya çalıştığımız Ergun, koca Ulvi Tümen Ağabey, neredeyse ömrünün tamamını kulüpte geçirmiş Kör Süphan, bütün ülkenin tanıyıp takdir ettiği Ateş Böceği Ercan, nam-ı diğer smokinli ve sık sık Melih Ilgaz tarafından Dalyan’da sahadan kovulan hakem Kör Hulki İlgün, Kadıköy’de doğmuş kadim dost Serkan Acar, futbol hastası Vedat Çolpan, Kaya Ağabey, koca Naci Erdem‘i yerinden eden eski orta haf Osman Göktan, eski golcü Ogün Altıparmak, kulübe neredeyse 10 yaşında girip bütün işleri yapmış harika emektâr Mehmet Şimşek, Türkiye’de doğmuş olduğundan Rummenigge olamayıp Cemil kalan Cemil Turan... Yönetimden ise anma ve cenaze işlerinin görevlisi Emekli Binbaşı Ünal ve Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay... Niye mi saydım bu isimleri? Çünkü onlar Fenerbahçe’nin ta kendisidir. Çünkü onlar yazımın girişindeki sınıftan değillerdir. Çünkü paralarıyla değil, yüreklerindeki kulüp ve forma aşkıyla Fenerbahçelidirler. Çünkü onlar localarda değil, kar, yağmur, fırtına altında maç izlemiş, zamanında İnönü Stadı’nın önünde atlı polisten cop nasibini almış kişilerdir. Çünkü onlar, bırakın fiyakalı sosyal tesislerde yemek yemeyi, farelerin egemen olduğu tahta tribünlü stadın altındaki büfeden köfte ekmek yemiş kişilerdir. Çünkü onlar, yine tahta tribünlü stadın soyunma odalarında sadece iki duş varken, kıdem sırasına göre üzerinde çamurlarla sırasını bekleyen, ya da su soğuduğundan atamadan eve giden eski futbolculardan bazılarıdır. Daha sayılacak o kadar çok hakiki Fenerbahçelilik belgelerine sahiplerdir ki, bu isimler... Saymakla bitmez. Ama ne var ki, onlar yukarıda değinmeye çalıştığım gibi zengin değillerdir, hava meraklısı hiç değillerdir, “öte yandan Fenerbahçeli” ise hiç mi hiç değillerdir! İşte bu fotoğraf, tıpkı Fenerbahçe Burnu’na gidilirken, 100 senedir yükselen ama geçen ay kesilen tarihi çınarın belki de son veya sondan az önceki görüntüsü gibidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT