BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Korkudan uykuları kaçıyordu...

Korkudan uykuları kaçıyordu...

Doğan bey eve geldiği zaman Perihan hanım küçük Oktay’ı yeni uyutmuştu. Bütün gününü oğluna adıyor, sabah kocasını gönderdikten sonra onun uyuduğu bir iki saatlik süre içinde yemeğini, temizliğini yapıyor geri kalan zamanını ise minik bebeğin baş ucunda, onunla oynayarak geçiriyordu...



Doğan bey eve geldiği zaman Perihan hanım küçük Oktay’ı yeni uyutmuştu. Bütün gününü oğluna adıyor, sabah kocasını gönderdikten sonra onun uyuduğu bir iki saatlik süre içinde yemeğini, temizliğini yapıyor geri kalan zamanını ise minik bebeğin baş ucunda, onunla oynayarak geçiriyordu... Gün geçtikçe serpiliyordu Oktay. Artık belirmeye başlamış, hatta Perihan hanıma küçük gülücüklere başlamıştı. Keyfine diyecek yoktu genç kadının. Hayatının en kıymetli varlığına kavuştuğuna inanıyor, mutluluktan hiçbir yere sığmıyordu. Hanımının bu coşku dolu sevincini gören Doğan bey de keyifliydi. En az o da Perihan hanım kadar seviyordu Oktay’ı. Evlerinin içi, yaşantıları, hayatları değişmişti kısaca. Doktor anahtarla açtı kapıyı. Oktay eve geldiğinden beri karısı zil çalmasını yasaklamıştı. Çocuk uyuyor olabilirdi. Bu nedenle ses olmaması gerekiyordu. Adam başını içeriye uzattı, hanımı görünürlerde yoktu. Usulca seslendi: - Perihan, neredesin? Çok geçmeden işaret parmağıyla “sus” işareti yaparak ortaya çıktı genç kadın: - Şimdi uyuttum, bu saate kadar cin gibi bakındı kerata... diye fısıldadı. - Erken geldin doğan? Adam gülümsedi: - Hayır, vaktinde geldim, bu çocuk sana vakti zamanı unutturuyor bakıyorum... Gülümsedi genç kadın. Çok geçmeden sofra hazırlanmıştı. Yemekten sonra Doğan bey kahvesini içerken konuştu: - Sağlık Bakanlığına yazdım. Hakkari’den alınmamı istedim. Tayinimi yani. Bakalım ne cevap gelecek. Sevindi bu habere hanımı: - Çok iyi yapmışsın Doğan. Burada tedirginim. O kötü kalpli adam bir anda karşımıza çıkıverecek gibi hissediyorum. Elini kaldırdı doktor. Başını iki yana salladı: - Sakın öyle bir korkun olmasın, ne yapabilir ki... Her şey bitti artık. Hiçbir şekilde hiçbir hak iddia edemez... Boş yere endişeleniyorsun, kuruntu ediyorsun... Perihan hanım dudak büktü: - Yine de karşımda görsem huzursuz olurum. Sinek küçük, ama mide bulandırır. Teselliye devam etti Doğan bey: - Takma kafana.... Eğer tayinim bir an önce çıkarsa hiçbir bağımız kalmaz burayla. Rahatça alır oğlumuzu gideriz. Perihan hanım atıldı: - Kimseye söylemeyeceğim gittiğim yerlerde Oktay’ın aslında bizim yavrumuz olmadığını...Hiç kimseye... - Söyleme hanım... Nasıl istersen öyle yap... Perihan hanım önüne baktı. Suçlu gibi mırıldandı: - Kendi aileme bile söylemek niyetinde değilim. Onlara da benim çocuğum olduğunu söyleyeceğim Doğan. Kimse bilmesin... Burada da kaç kişi biliyor zaten... Hiç kimse hemen hemen... Ne olur Doğan, bana destek ver... Söylemeyelim. Doktor bey dikkatle baktı hanımına... Bir müddet düşündü. Korkuyordu Perihan... Bir aksilik çıkacak, bilen birileri tutup bebeklerini ellerinden alacakmış gibi korkuyordu. - Kendi ailemize nasıl söyleriz Perihan? - Söyleriz Doğan... Şimdi hamile olduğumu bildirsek, gidene kadar... Bir şekilde... Ne bileyim, sürpriz deriz, bir şey deriz. Kimse bilmesin ne olur... Korkuyorum, geceleri uykularım kaçıyor. Yapamıyorum, elimde değil... Adam onun ruhundaki hezeyanı çok iyi anlıyordu. Yerinden kalkıp yanına geldi, elini tuttu: - Sakin ol bakalım, sakin ol... Nasıl istersen öyle yaparız. Perihan hanım minnetle baktı kocasına. Fısıldadı rahat bir sesle: - Sağ ol Doğan... Teşekkür ederim... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT