BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Doğayı korumak için yenilenebilir enerji

Doğayı korumak için yenilenebilir enerji

Rüzgâr, jeotermal, güneş ve dalga gibi çok sayıda alternatif ve çevreci kaynağa ağırlık vererek hem doğayı koruyabilir hem de ülkemizdeki enerji açığını rasyonel bir şekilde kapatabiliriz.



TORTUM KURTULDU, SIRA HASANKEYF’TE 48 metre yüksekliği ve 22 metre genişliğiyle Asya ve Avrupa’nın en büyüğü olan Erzurum Tortum şelalesi, yatağındaki HES projesinin iptaliyle kurtuldu... Dicle’nin narin sularının ortasından geçtiği Batman’a bağlı Hasankeyf ilçesi ise Eyyubiler’in bize miras bıraktığı 700 yıllık bir canlı tarih tanığı. 10 bin yıllık geçmişi bulunan ve koruma altına alınan Hasankeyf, şimdilerde üzerinde yapılması planlanan Ilısu Barajı’nın azgın sularına teslim edilmek üzere... SADECE HES OLMAZ Yalnızca su kaynaklarıyla enerji açığını çözmeye kalkmak, Türkiye’de gelecek kuşaklara talan edilmiş bir doğa bırakmakla eş değer sonuçlar doğuracaktır İŞTE ÇÖZÜM... Rüzgâr, jeotermal, güneş ve dalga gibi çok sayıda alternatif ve çevreci kaynağa ağırlık vererek ülkemizdeki enerji açığını rasyonel bir şekilde kapatabiliriz Sevgili okurlar, geçen haftaki HES (Hidroelektirk santral) haberimizin devamını teşkil eden yazının ikinci bölümünü bu hafta size sunuyoruz. Esasen hepimiz faniyiz, ama insanlık ebedidir. Önümüzdeki yılların akışı içinde nice nesiller bu güzel vatan topraklarında hayat bulacak ve ülkemizin refahı için çaba göstereceklerdir. Onlara verimli ve doğası tahrip edilmemiş bir Türkiye bırakma gayreti önceliğimiz olmalıdır. Bu duygular içinde size güzel bir hafta geçirmenizi diliyorum... “EVET” DEMEK KOLAY Hem enerji üretip hem çevreyi korumak mümkün mü? Elbette bunun cevabı EVET. Ancak bu evet diye haykırılan cevabı sağlamanın bazı bedelleri de tabiidir ki var. Öncelikle havza bazında enine boyuna tüm hususların yer aldığı kapsamlı bir Havza Planlaması yapılması gerekmektedir. Bunun yanında hâlâ ülkemizde var olmayan Su Yasası‘nın da derhal çevresel ve doğal etkiler göz önüne alınarak çıkartılması gerekmektedir. Ülkenin su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılabilmesi ancak bu hususlar dikkate alınarak gerçekleştirilen projeler ile mümkün olacaktır. Dereye bırakılacak “can suyu” miktarlarının uluslararası standartlara göre düzenlenmesi, dere hayvan geçişlerinin sağlanması gibi birçok detaylı konu da bu çerçevede incelenmeli ve yürürlüklerde yerini almalıdır. KAŞ YAPARKEN GÖZDEN OLMAYALIM! Hiç kuşkusuz ülkemizin sadece HES projeleri ile enerji açığına cevap vermesi beklenemez. Türkiye’deki 220 milyar kWh üretimin bugün itibarıyla ülkemizdeki 1700 adet HES projesi hayata geçse dahi toplam üretimin %5’ine karşılık geleceği bir gerçektir. Küçük bir enerji üretimi uğruna ülkemizin tüm doğal yaşam alanlarını yok edemeyiz. Geçtiğimiz yıllarda yapılan Rüzgâr Santrali talep toplama çalışmalarında açıkça görülmüştür ki, ülkemizde yerli ve yabancı birçok yatırımcı rüzgâr gücünden faydalanmak istemekte ve bu konuda devletin önlerini açmasını beklemektedirler. Rüzgâr, jeotermal, güneş ve dalga gibi alternatif çok sayıda enerjinin değerlendirilmesi gerektiği ortadadır. Sadece su kaynakları ile bu sorunu çözmeye kalkmak gelecek kuşaklara talan edilmiş bir doğa bırakmakla eş değer sonuçlar doğuracaktır. ESAS OLAN HALKIN MENFAATİDİR Çevre-Enerji ikilemi arasında kalmadan çevreyi gözeterek enerji üretmek, kamunun asıl yararına olan konudur. Kamu yararı adı altında yapılmak istenen projelerin gerçekten kamu yararı gözetmesi için, her yönüyle incelenmesi gerekmektedir. Burada “millet iradesi” esas alınmalıdır. Doğa ve insan yaşayışına etkilerinin minimize edildiği bir enerji üretme yaklaşımına bugün çevre hassasiyeti olan STK’ların (Sivil Toplum Kuruluşları) destek vereceği açıktır. Doğal güzelliklere sahip ülkemizin bu değerlerini HES projeleriyle yok etmekten ziyade, turizme kazandırmak ve insanların beğenisine sunmak gibi bir duruşu sergilemek gerekmektedir. Bugün Asya ve Avrupa’nın en büyük şelalesi olan Erzurum Tortum Şelalesi sadece bahar aylarında değil 4 mevsim akacak ise, bu mahkeme kararını oluşturan düşüncenin altında STK’ların kararlı duruşunun yer aldığı inancındayız. Yıllardır sadece bahar aylarında su verilen bu doğal güzellik, açılan davalar sonucunda artık 4 mevsim akma özgürlüğüne kavuşmuştur. Bu gibi daha bir çok güzelliği koruma adına STK’lar ve bilinçli kitleler harekete geçmiş ve çok sayıda davaya dahil olmuşlardır. GELECEĞİMİZİ KORUMAK ZORUNDAYIZ Aynı şekilde dünyanın UNESCO tarafından korunması gereken 200 vadisi arasında yer alan İkizdere Vadisi‘nde de benzer iptal kararları çıkmış, çıkmaktadır. Bugün tamamı yapılmış ve işletmeye açılmak için beklenen Cevizlik HES Projesi mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararı ile işletmeye açılamamaktadır. Bir başka benzer örnek olan tarihi değeri ile Hasankeyf‘te de baraj çalışmalarına yönelik hukuksal ve kitlesel mücadele sürmektedir. Tüm bu karşı duruşlu tavrın ardında, enerjiye karşı olmak değil; doğayı, çevreyi, hayatı, tabiatı ve geleceği koruma bilinci yer almaktadır. Bu bizim hem inancımızın gereği hem de insani ve vicdani sorumluluğumuzdur. SON SÖZ... Enerji mi Çevre mi? Türkiye’nin “Enerji mi Çevre mi ?” sorusuna vermesi gereken tek ve akılcı cevap “her ikisi de” olmalıdır Ülkemiz, bir yandan doğu-batı arasında önemli enerji köprüsü olmaya yönelik çalışmalara ve diplomatik hamlelere hız verirken, diğer yandan da iç potansiyeli değerlendirmeye endeksli çalışmalara başlamıştır. HES sayılarını bir anda 1000’ler düzeyinde arttırmaya yönelik bu ani ve hazırlıksız hamle, uluslararası sözleşmelerden ve bilimden uzak temellerde ivmelendiğinden doğa bilincine sahip STK’lar ve hukuki eksikleri yönüyle de mahkemeler tarafından iptal kararlarıyla yüz yüze kalmışlardır. Ülkenin milli gelirinin yanlış ve hatalı yatırımlarla eriyip yok olmaması adına daha planlı ve düzenli bir çerçeve dahilinde tüm projelerin iptal edilerek en baştan ve dünyaca kabul görmüş standartlar ışığında yeniden ele alınarak planlaması ülkemizin yararına olacaktır. Bu çerçeveyi oluşturmak üzere; Havza Planlaması, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Yönetmeliği, Su Yasası gibi mevzuat eksikliklerinin de giderilmesi gerekmektedir. HERKES ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMALI Türkiye’nin “Enerji mi Çevre mi ?” sorusuna vermesi gereken tek ve akılcı cevap “her ikisi de” olmalıdır. Bu ikilemi dağıtmak ve ortak akılla hareket ederek hem gelecek kuşaklara daha sağlıklı bir çevre ve doğal hayat bırakabilir, hem de ülkemizin kalkınmasında en önemli araçlardan biri olan enerji konusunu çözüme kavuşturabiliriz. Konuyla ilgili bakanlıklar ve diğer resmî kurumlar, sivil toplum kuruluşları arasında çözüm odaklı çok iyi bir koordinasyon acilen sağlanmalıdır. Bu yaklaşımla bakıldığında, ülkemizde bir an önce bahsedilen eksikleri kapatmaya yönelik çalışmalara başlanmalıdır. İnanıyoruz ki ülkemiz, büyüme hamlesini, doğasını koruyarak gerçekleştiren ender ülkeler hanesinde yer alacaktır. -BİTTİ- Balıkçılar, “Pinter” adı verilen özel ağlarla Bafa Gölü’nde yılan balıklarını yakalıyor. Yılan balıklarının zorlu Meksika yolculuğu Türkiye’de başta Ege Bölgesi olmak üzere iç sularda yaşamını sürdüren yılan balıkları (Anguilla anguilla), hayret uyandıran hayat öyküleriyle dikkat çekiyor. Bafa Gölü’nde şubat ayında yolculuğa başlayan yetişkin yılan balıkları, nehir bağlantılarını Büyük Menderes yoluyla Akdeniz’e, oradan da Cebelitarık’ı geçerek Meksika Körfezi’ndeki Sargasso Denizi’ne ulaşıyor. Sargasso’daki 300-500 metre derinlikte gerçekleşen çiftleşme sonucu ortaya çıkan larvalar, ebeveynlerinin geldiği yolu takip ederek ana yurtlarına dönüyor! YEŞİL PLATFORM Jiletleri çöpe atsak ne olur? > Emrah Erenler Erkek Kuaförü / İST. 26 yaşımda olmama rağmen filmlerinizle büyüdüm. Kafama takılan bir problemi sizinle paylaşmak istedim. Biz berberler çok jilet kullanırız ve bunları maalesef çöpe atıyoruz! Jiletleri çöp yerine pekala geri dönüşümde kullanabiliriz. Çünkü bunlar çelikten imal ediliyor ve en nihayetinde çöpe atıldığında doğa için de tehlike oluşturuyorlar. Bu düşüncemi halkımızla paylaşırsanız sevinirim. Saygılarımı sunar, huzurlu bir ömür dilerim. CEVAP: Değerli Emrah kardeşim, anlamlı ve zarif cümleler taşıyan mesajına teşekkür ederim. Çok doğru düşünüyorsun. Kullanılmış jiletlerin ayrı toplanıp geri dönüşüme alınması; hem demir-çelik endüstrisine, hem de çevreye katkı sağlar. Sana hayatında başarılar diliyor, sevgilerimi sunuyorum... İETT’den Botanik Bahçesi turu... > Ömer Faruk Birpınar İETT Basın Danışmanı / İSTANBUL İETT, Anadolu yakasında bulunan Ataşehir Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ni ziyaret etmek isteyenler için sefer düzenliyor. 2010 Avrupa Kültür Başkenti kapsamında desteklenen turlar hafta sonları Kadıköy’den hareket eden otobüslerle gerçekleştiriliyor. Geniş bilgiye www.iett.gov.tr veya 0 212 - 245 07 20 No’lu telefondan ulaşabilirsiniz. Anadolu yakasında Atatürk ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden gelen otoyollarla Anadolu otoyolunun birleştiği kavşakta bulunan bahçede 50 bin bitki çeşidi bulunuyor. Yaşlı ağaçlara minikler sahip çıktı > Onur Altındağ / ZONGULDAK Kozlu beldesinde Kavaklık mevkiinde bulunan ve yaklaşık 30 yaşında oldukları tahmin edilen 120 kadar kavak ve çınar ağacı yaşlı oldukları gerekçesiyle bir bir kesiliyor. Kıyıma tepki gösteren TEMA temsilcileri, ağaç kesimine İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün de karşı çıktığını savunurken, Milli Emlak Müdürlüğü yetkilileri, bazı semt sakinlerinin ağaçlardan polen yaydıkları gerekçesiyle şikayetçi olduklarını bildirdi. BA­NA YA­ZIN! Çevre ve tabiatla ilgili her tür­lü soru­nu­zu ba­na iletebilirsiniz. “Gü­zel bir dün­ya” için bu say­fa­ya siz de kat­kı­da bu­lu­nun. Hay­di e-ma­il ve mek­tup­la­rı­nı­zı bek­li­yo­rum... 29 Ekim Cad­. No: 23 Ye­ni­bos­na İS­T. e-ma­il: ediz.hun@tg.com.tr
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95421
    % 0.25
  • 5.7665
    % -0.71
  • 6.564
    % -0.79
  • 7.3376
    % -0.87
  • 264.747
    % -0.13
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT