BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Şımarık mıyım?

Şımarık mıyım?

Geçenlerde doktorumla sohbet ediyorduk. Çok kıymetli ve şöhretli bir hekim ve hiç şüphesiz konusunda uzman. O, panik atak denen hastalığın ciddiye alınması gereken, uzun vadeli bir rahatsızlık olduğunu anlattı bana. Tıpkı şeker hastalığı gibi. İyi de şeker hastalığı geçmez ki...



Geçenlerde doktorumla sohbet ediyorduk. Çok kıymetli ve şöhretli bir hekim ve hiç şüphesiz konusunda uzman. O, panik atak denen hastalığın ciddiye alınması gereken, uzun vadeli bir rahatsızlık olduğunu anlattı bana. Tıpkı şeker hastalığı gibi. İyi de şeker hastalığı geçmez ki... Bir ömür boyu onunla uğraşıp durursunuz. En iyi ihtimalle yiyeceklerinize ve eğer gerekiyorsa iğnelerinize özen gösterip kontrol altına alabilirsiniz. Panik atağın tatsız tarafı, ne zaman vuracağının önceden kestirilememesi. Her şey yolundayken, canınızı sıkacak en ufak bir problem yokken bile sahneye çıkabiliyor. Ve etkisi pek hafife alınabilecek gibi değil. Aslında ben bunu bir cins şımarıklık olarak değerlendiriyorum. En azından kendim için... Sağlam görüntü çizmek adına o kadar çok çaba sarf ediyorum ki, gün gelip sinir sistemim iflas ettiğinde şaşıracak yüzüm olmuyor. Gerçi benim burcumun tipik özelliklerinden birisi bu. Fazlasıyla hassas hatta zayıf sinir sistemi. Ben bir ikizler burcu insanıyım. Laf aramızda bunu kime söylesem hemen yüzlerini buruştururlar. Pek haksız sayılmazlar aslında. İtiraf etmek gerekir ki, ikizler, belki de zodyakta bulunan en zor burçtur. Ama ben yine de burcumu seviyorum. Onun zekayı ve konuşma yeteneğini temsil etmesi gururumu okşuyor. Neyse, konumuz burçlar değildi. Konumuz, panik atağın acaba bir cins şımarıklık olup olmadığıydı. Bu konuda gerçek bir imza haline gelmiş olan doktorumun söylediğine göre şu anda Türkiye’de yaşayan insanların % 4’ü panik atakmış. % 4 hiç de azımsanacak bir rakam değil. İşin komik yanı hastaların genel olarak zeki, okumuş, iş sahibi insanların arasından çıkması. Yani eğer zeki iseniz hasta olmanız da an meselesi... Her zaman söylerim. Ben asla akıllı bir insan olmadım. Yani günlük hayatta şartları kendi lehime çevirebilecek, kendimi olmadığım formlara sokup avantajlar sağlayacak bir aklım yok. Bu iş hayatı için ciddi bir sıkıntı. Şöyle bir bakıyorum, kısıtlı yeteneklerine rağmen kısa vadede başarılı olabilen birçok kişi var. İşte o insanlar akıllı olanlar.. Zeki olanlar ise farklı. İşlek bir zekanın günlük hayat akışında insana pek faydası olmuyor. Konuları daha derinlemesine düşünüyorsunuz. Hiç durmadan düşünüyorsunuz zaten. Farkında olmadan insanları ve olayları inceleyip kendinize göre sonuçlar çıkartıyorsunuz. Genellikle yanılmıyorsunuz. Ama bütün bunların size hiçbir faydası olmuyor. Sadece beyninizi yormuş oluyorsunuz o kadar. Belki bilim adamı olsanız zeki olmak bir avantaj olabilir. Belki değil kesinlikle öyledir zaten. Bütün gün çalışma odanıza kapanıp teoriler üretmek ve insanlığa faydası olabilecek bir şeyler geliştirmeye çalışmak zeka ile olur. Ama kabul etmek gerekir ki özellikle benim mesleğimde ve camiamda insana ne kadar ziyade akıl lâzım. Bu cümle ile yazarlığı kastetmiyorum elbette. Televizyonculuğu ele alıyorum. Tatlı su uyanıklığı yapıp birilerini basamak olarak kullanmak ve onların tabiriyle “televizyona çıkmak” bir cins başarı olarak kabul ediliyor. İşte bu yüzden kağıdım ve kalemimle başbaşa kalıp duyguları irdelemek ve okurlarımla % 100 samimi ilişki kurmak beni daha çok tatmin ediyor. Ortalama 65-70 yıl olan insan ömründe ne çok kazanıp kaybediyoruz. Bazen şans bizden yana oluyor, bazense sırtını dönüveriyor. Çıkmaktan zevk alırken inmekten de fazla gocunmamak lazım herhalde. Çünkü her şey insanlar için. Uzun yıllar olan hayat mücadelesinde doğal olarak bazı sıkıntılara sahip olunuyor. Panik atak da bunlardan bir tanesi. Ama ben hâlâ karar veremedim. Acaba bu bir hastalık mı yoksa sadece şımarıklık mı? sözün özü Eğer kişi sorununu yakından görebiliyorsa, çok geçmeden soruna neden olanın kendisi olduğunu anlayacaktır. LEVHA Kırılan parça en değerli parçadır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT