BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > NOSTALJİ/ Güreşçi Korutürk

NOSTALJİ/ Güreşçi Korutürk

Merhum Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk Alanya’yı ziyaret ettiği sırada eski emireri ile karşılaşınca kendisiyle ilgili bir sır da ortaya çıktı. Korutürk, pehlivan olan eski emireri ile sık sık güreş tutarmış.



ılların koruma müdürü, yanına gelip de kulağına seslenince; cumhurbaşkanları içinde yerine göre en ciddi devlet başkanı olarak bilinen asker kökenli Fahri Korutürk’ün yüzündeki mimikler birdenbire değişti. Çekik gözleri büyüdü, çocuklar gibi sevinç çığlıkları atar hale geldi ve sonra etrafa gözlerini gezdirerek sordu: “Nerede, nerede?...” Orada bulunanlar da merak etmişlerdi. Korutürk’ün sorduğu kimdi?... Nitekim yanıbaşındaki zarif eşi Emel Korutürk de meraklanmıştı. Bu defa Cumhurbaşkanı, onun kulağına eğildi fakat pür dikkat olanlar da ne söylediklerini duydular: “Benim eski emirerim, Pehlivan Mehmet burada imiş!...” Sorgu Cumhurbaşkanını bu kadar heyecanlandıran kişi o anda, Antalya Valisi Hüseyin Öğütçen ile Emniyet Müdürü Vahdet Erdal tarafından sorgulanıyordu: “Sayın Cumhurbaşkanımızı neden görmek istiyorsun?...” Sıkılgan bir tipi olan şahıs gayet mahçup ve tevazu içinde şu cevabı vermişti: “Sayın Cumhurbaşkanım, Donanma Komutanı iken kendisinin emireri idim, yanında üç yıl kaldım...” Sonra da itimad telkin etmek içinde şunları söyledi: “Kendisine sorun, pehlivan emireriniz Mehmet!...” dersiniz. Hemen getirin Koruma Müdürü, Vali ile Emniyet Müdürü’nün yanına geldi, eski emireri Mehmet Pehlivan’ın elini tutarak, kalabalığı yardı ve Cumhurbaşkanı’nın yanına ulaştı. Mehmet Pehlivan Cumhurbaşkanı’nın yanına gelince önce onun elini ve sonra da Emel Korutürk’ün elini öpmesinin ardından Fahri Korutürk şunları söyledi Alanya İnce Kum Orman kampında: “Mehmet hoşgeldin, sahi sen Alanyalı idin” dedi başını iki eli arasına alarak tüm hasretliğiyle iki yanağından öptü ve sözüne devamla: “Aferin Mehmet, ben seni unutmuştum, ama sen beni hatırlamışsın, teşekkür ederim...” dedi. Sonra Mehmet Pehlivan’ın iki çocuğu olduğunu da öğrenince “Neden çocuklarını da getirmedin, ben iki gün buradayım, beklerim...” dedi. Emel Hanım da doğruladı ve “Evet, hanımını da getir” diye ekledi. El ense “Mehmet, benimle nasıl da güreş tutardı. Ben Donanma Komutanı iken çakı gibiydim, güreşi de çok severim, Mehmet de iyi güreş tutardı” dedikten sonra Fahri Korutürk o günlerini anlattı:“Mehmet bizim çocuğumuz gibiydi, Onun güreş yapmasından memnunduk, ara sıra bizden izin alır, güreşlere gider yorgun argın döner bize anlatırdı. Çok yorgun olduğunu gördüğümde de ben de eşofman giyer kendisiyle güreş yapardık, ancak onun yorgun olduğundan ben başa çıkar onu tuşlardım. Ancak işi sıkı tutmazsa hemen anlar ona darılırdım. O da bunu bildiği için beni ara sıra ezer gibi güreşirdi. Bir defasında bana bir elense çekti, dünyamı şaşırdım.” Anılar Mehmet Pehlivan’ın artık güreşi bıraktığını çoluk çocuğa kavuştuğunu ve muz üreticiliğini yaptığını da öğrenen Cumhurbaşkanı sonrasını da anlattı: “Devamlı spor yapardım, vaktimizi değerlendirirdik, ancak Donanma Komutanlığı’ndan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na atanınca, Mehmet de bizimle geldi ama spor için, hele güreş için vakit bulamaz olduk.” Mehmet bu sırada eski bir anısına temas eder gibi oldu ama durunca, Cumhurbaşkanı ısrar etti: “Anlat, anlat çok memnun kalırız...” “Bir defasında beni yener gibi oldunuz, çok zorlandım, işi ciddi tutmazsam bana kırılacağınızı bildiğim için sizi silkelemek istedimse de başaramadım, çünkü siz de sırım gibiydiniz, vücudunuzda dirhem yağ yoktu, kaslarınız üniformanızdan taşardı, siz şişmanlığı hiç sevmediniz. Bunun içindir ki, maiyetinizdekilerin hepsi spor yapardı, bir bakıma kendilerini zorlardı ama hepsi de memnundular, sizi örnek alırlardı. Bizim donanmada şişmana pek rastlanmazdı...” Evlat gibi Fahri Korutürk, bu ziyaretten çok memnun kalmıştı, eşine de dönerek “Emel hanım, Alanya’ya geldiğimize değdi. Evladımızdan ayırmadığımız Mehmet ile karşılaşmamız bizleri memnun etti.” dedi ve kendisini yemeğe alıkoyarken benim resim çektiğimi gördüğünde bana ricada bulundu: “Bu resimlerden bana da verirseniz pek sevinirim. Keza, Mehmet de ister herhalde...” dediler ve resimlerini sadece ben çektim. O sırada elini Mehmet’in omuzunu doğru uzattı. “Böylesi daha samimi olur” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT