BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Müslümanların, gayr-i müslimlere verdikleri ahidnâmeler

Müslümanların, gayr-i müslimlere verdikleri ahidnâmeler

Kuvvet, kudret sâhibi bir hükümdâr tarafından, diğer kabîle, devlet veya devletlere bazı haklar tanımak ve karşılıklı hakları garanti altına almak için tek taraflı hâzırlanan belgeye, “ahidnâme” denir...



Peygamber Efendimiz, kendisine ve Eshâb-ı kirâmına, Mekke-i mükerreme döneminde 13 sene boyunca ezâ-cefâların en şiddetlisini çektiren, Medîne-i münevvere döneminde de birçok muhârebelelerle [Bedir, Uhud, Hendek...gibi] kendilerini son derece râhatsız eden Mekke müşriklerine karşı, Mekke fethinden sonra öyle bir âlicenâblık göstermiştir ki, târih bu yüksek ahlâkın bir benzerini görmemiştir. Çünkü hepsini affetmiş, orada herhangi bir kuvvet bırakmadan, Eshâbıyla birlikte tekrâr Medîne’ye dönmüştür. “AHİDNÂME” NE DEMEKTİR? Sevgili Peygamberimiz, sâdece müşriklere değil, o zamanda civârda yaşayan Yahûdî ve Hristiyânlara karşı da galebe çalmış, onların da cân, mâl ve ırz emniyetlerini sağlamış, kendi dînlerini serbestçe yaşamalarına müsâade etmiş, hattâ onlar için “ahidnâme”ler çıkarmıştır. Civârdaki diğer kabîlelere de bu ahidnâmelerden verilmiştir. Bilindiği üzere, kuvvet, kudret sâhibi bir hükümdâr tarafından, diğer kabîle, devlet veya devletlere bazı haklar tanımak ve karşılıklı hakları garanti altına almak için tek taraflı hâzırlanan belgeye, “ahidnâme” denir. İslâmiyetin ilk zamanlarında, Müslümânlar Medîne-i münevvereye hâkim olunca, Resûlullah (sallalahü aleyhi ve sellem), muhtelif kabîlelere ahidnâmeler verdi. Arabistân’ın tamâmına hâkim olunca da, bilhâssa Hristiyân ve Yahûdîlere verdikleri ahidnâmeler meşhûrdur. Hazret-i Ebû Bekr ve Hazret-i Ömer (radıyallahü anhümâ) da bazı ahidnâmeler vermişlerdir. Hazret-i Ebû Bekir (radıyallahü anh), kumandânlarından Hâlid bin Velîd’e (radıyallahü anh) gönderdiği ahidnâmesinde: “Ey Hâlid! Gizli ve açık her işinde, Allahü teâlâdan kork. O’nun emirlerini yerine getirmekte büyük gayret göster. Allahü teâlâdan vazgeçip, O’ndan başkasına yönelenlerle ve İslâmdan dalâlete, cehâlete ve şeytânın isteklerine dönenlerle cihâd et. Hangi ırktan olursa olsun, İslâmiyeti kabûl edenin bu icâbetini kabûl et. Gerek iyilikle, gerekse kılıçla, İslâma da’vet olunan kimseye adâletle muâmelede bulun. Allahü teâlâya îmâna da’vet olunan kimse, bu da’veti kabûl ederse, ona aslâ zarar verme” buyurmuştur. KUDÜS AHÂLÎSİNE GÖNDERİLEN... Yine Hazret-i Ömer (radıyallahü anh), Kudüs ahâlîsine yazdığı ahidnâmesinde; varlıkları, hayatları, kilise, havra ve manastırları hakkında onlara te’mînât vermiştir. [Ama Haçlılar, Kudüs’ü işgâl edince kadın-erkek, çoluk-çocuk, genç-ihtiyâr demeden on binlerce insanı nasıl kılıçtan geçirdiklerini hâtırlamadan geçemiyoruz.] Daha sonra kurulan İslâm devletlerinde de ahidnâmeler verildiği ve ahdedilen şeye, her türlü kötü şartlara rağmen, riâyet edildiği görülmektedir. Osmânlı sultânları da devletin kuruluşunun hemen başlarından itibaren çeşitli devlet ve topluluklara ahidnâmeler vermişlerdir. Osmânlı sultânları, ahidnâmelerini iki nüsha olarak yazdırırlardı. Nüshaların biri Türkçe, diğeri de taraf devletin dili ile olurdu. Resmî sicillerle tescîl olunarak, ayrıca bir sûreti ahidnâme defterlerine yazılarak muhâfaza olunurdu. Osmanlı ahidnâmeleri, umûmiyetle “fermân” ve “nâme-i hümâyûn”larda olduğu gibi, dokuz bölümden meydana gelirdi. Ahidnâmelerin te’kîd kısmında yemîn bulunuyorsa da, bu, şartlı yemîn şeklindedir. Ya’nî karşı tarafa gönderilen şartlara onlar uydukları müddetçe hiçbir müdâhale görmeyecek, aksi takdîrde (ahdi bozduğunda), kendilerine verilen söz yerine getirilmeyecek ve gerektiği zaman müdâhale edilecektir. Ahidnâmelerde devletlerarası ticârî, siyâsî, askerî ve harb hukûku ile ilgili mühim meseleler ile başta diplomatik kâideler, diplomasi hukûku ve devletlerarası hukûk sâhalarında misli görülmemiş medenî davranışların parlak ve pek şânlı misâlleri ortaya konulmuştur. Ahidnâmeler, Osmânlı adâletinin bütün insanlığa medeniyet ve hukûk sâhasındaki başarılarının eşsiz nümûneleri olarak ışık tutmaktadır. Ahidnâmeler, millî arşivlerimizde ve bazı Avrupa arşivlerinde muhâfaza edilmekte ve ilmî tedkîklere açık tutulmaktadır. Bir kısmı ise matbû’ veya el yazması hâlindeki “Münşeât”, “Mücâhedât” ve “Mukâvelât” mecmûalarında bulunmaktadır...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT