BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlete müdahale olur mu?..

Devlete müdahale olur mu?..

Hemen her gün, velev ki taksi bile olsa, bir toplu taşıma aracına bineriz. Bu aracın bir sürücüsü vardır. Yolculuğun her noktasında, araçtaki her yolcu şoföre, çeşitli müdahalelerde bulunsa ne olur? Şoför kaza yapar. Neticede yolcu da, sürücü de, araç da zarar görür. Bazı şoförler bu tatsızlığı yaşamamak için, hemen sağa yanaşıp el frenini çeker ve “beyler buraya kadar” der, demeli. Devlet yönetimi araç yönetimine çok benzer. Ama kontağı kapatamazsınız...



Hemen her gün, velev ki taksi bile olsa, bir toplu taşıma aracına bineriz. Bu aracın bir sürücüsü vardır. Yolculuğun her noktasında, araçtaki her yolcu şoföre, çeşitli müdahalelerde bulunsa ne olur? Şoför kaza yapar. Neticede yolcu da, sürücü de, araç da zarar görür. Bazı şoförler bu tatsızlığı yaşamamak için, hemen sağa yanaşıp el frenini çeker ve “beyler buraya kadar” der, demeli. Devlet yönetimi araç yönetimine çok benzer. Ama kontağı kapatamazsınız... Bugün dünyada hemen her devlette yönetime karışan, alınan kararlara karşı çeşitli eylemleri düzenleyen, başlatan nicelerini görüyoruz. Devlet de vatandaş da, çevre de zarar görüyor. Bu yöneticiler oraya nasıl gelmiş seçimle. Nasıl gider yine seçimle. Çalışmalarına yapılacak müdahale ise yasal değil. Şimdi bu hal şuna benzer: Hasta ameliyat olacak; baştan sona doktora karışıyor. Uçakta yolculuk yapıyorsunuz. Pilot ve hosteslere ateş püskürüyorsunuz. Sonra da kızıp, havada iken beni indirin diyorsunuz... Gülmeyin kıymetli okuyucularım. Şu anda bundan daha risklisini yapıyoruz. 1’inci Selim Han yani Yavuz, Doğu Anadolu topraklarındaki Safevi hakimiyetinden Osmanlının çok zarar gördüğünü fark etti. Tarih bilgisine göre Anadolu tek devletçe yönetilince huzur gelmiş. Binlerce yıl böyle olmuş. Babasının yerine 9’uncu padişah olarak Osmanlı tahtına çıkınca tek bir emeli vardı. Anadolu’daki birliği sağlamak. Bu isteğine en büyük engel de Yeniçeri Ocağı idi. Onlarla bugünkü İstanbul’daki Adnan Menderes Bulvarının Bayrampaşa girişinde ayaküstü sözleşme, yani biat yaptı. Onlara “beni başınızda padişah görmek istiyorsanız şartlarımı da kabul edeceksiniz. Her istediğim yere gidecek misiniz? Benim devrimde rahat yüzü görmeyeceksiniz. Halka musallat olmayacaksınız...” Yeniçeri Ocağı Aksakallıları yani yaşlı komutanları Ocak adına yeminle söz verdiler. Ardından Çaldıran için yola çıkıldı. Erzincan’a gelince Yeniçeriler “İşte bak düşman yok kaçmış. Daha uzağa gitmeyelim. Üst baş yok, yiyecek yok...” gibi serzenişe başladılar. Hemdem Paşa’yı kandırıp padişaha “dönelim” teklifini yaptırdılar Hemdem Paşa bu yolda kelleyi verdi... Çaldıran’a kadar yolda Yeniçeriler padişaha birkaç defa isyan ettiler. O büyük bir liderdi. Hepsini zor da olsa atlattı... Tebriz’den Anadolu’ya dönüşte Karabağ dahil üç yerde gene isyan ettiler. Padişah yol hatırına sabretti. Doğu Anadolu’nun Fethi bir türlü tamamlanamadı. Kanuni devrinde de 46 sene Osmanlı-Safevi harpleri devam etti. Ta 1639 Kasr-ı Şirine kadar. Selim Han, Mısır seferi öncesi bu Yeniçeri işine bir çözüm buldu. Neydi? Onu başka bir yazıda anlatmak istiyorum... Ya devlet başa, ya Kuzgun leşe...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT