BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tıbbın gören gözü

Tıbbın gören gözü

Antalya bayram öncesi Türk radyologları ağırladı. Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından düzenlenen “31. Ulusal Radyoloji Kongresi” Kemer Rixos Otel Sungate’de gerçekleşti çünkü. 500’e yakın radyoloğun iştirak ettiği kongre sonrası sohbet ettiğim TRD Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan radyolojiyi tanımlarken, “tıbbın gören gözü” ifadesini kullandı.



Antalya bayram öncesi Türk radyologları ağırladı. Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından düzenlenen “31. Ulusal Radyoloji Kongresi” Kemer Rixos Otel Sungate’de gerçekleşti çünkü. 500’e yakın radyoloğun iştirak ettiği kongre sonrası sohbet ettiğim TRD Başkanı Prof. Dr. Okan Akhan radyolojiyi tanımlarken, “tıbbın gören gözü” ifadesini kullandı. Gerçekten de öyle. Evet, radyolojinin doğmasına ve tıpta yeni bir çağın başlamasına neden olan X ışınları bulunalı 115 yıl oldu ama radyoloji o gün bugündür tıbbın gören gözü. Alman Fizik Profesörü Wilhelm Conrad Röntgen eşi Bertha’nın elini fotoğraf plağının üzerine koydu ve bu plağı banyo edince, el kemikleri ve yüzüklere ait görüntülerin ortaya çıktığını gördü. Bu görüntü, insanoğlunun elde edilmiş ilk röntgenogramı. Aradan geçen 115 senede radyoloji ilmi çok değişti, teknoloji kendini yeniledi ama W. C. Röntgen ile onun eşi Bertha’nın yüzüklü el kemiği görüntüsü radyolojinin sembolü oldu hep. Radyolojideki değişiklikler saymakla bitmez. Prof. Dr. Okan Akhan’ın bildirdiğine göre, anjiyografi korkusu son buldu. Damara girilmeden yapılan “sanal anjiyografi” ile koroner damar sertliği ve daralmalara 3-4 dakikada tanı koyma mümkün hale geldi mesela. Ne büyük bir kolaylık değil mi? Mamografi taraması sayesinde meme kanserinden ölümler yüzde 25-30 oranında azaldı. Bu da başka bir başarı. Organları görüntüleyen bu cihazların faydası asla tartışılmaz. Da... ah bir de radyasyona maruz kalma riski olmasa! Akhan, ses dalgalarının (ultrason) ve manyetik alanların (MR görüntüleme) kabul edilen limitler içinde tekrar tekrar kullanılmasının hiçbir risk taşımadığını bildirdi. X ışını kullanılan yöntemler ise riskli. Bilhassa röntgen çekimleri ve bilgisayarlı tomografi; bunlara dikkat etmek gerekiyor. Eh, vitaminde de risk var. Var, diye vitaminden vazgeçiliyor mu? Yeter ki, fayda-zarar dengesi gözetilmiş olsun. Bu da ancak, radyolog kontrolüyle mümkün. Radyolog hem görüntü alıyor, hem de aldığı görüntüye rapor yazıyor. Tedavi ettiği de oluyor. Sorumluluğu fazla yani. Farzımuhal, bir radyolog güde 50 görüntü alabiliyor ve bunlara rapor yazıp ilgili ünitelere gönderiyor. Bu radyologdan 100-200 görüntü alması istenirse, tüm sistem karışmaz mı? Maalesef isteniyor ama. Hele, 2011’in Ocak ayından itibaren performans göstergesi olacak o radyolog için çektiği görüntünün sayısı! Akhan, “Bu, maliyeti yüksek bir uygulama olacak” diyerek; şu açıklamayı yaptı: “Radyologdan gücünün üstünde görüntü almasını isterseniz, o görüntü görüntü olmaktan çıkar ve haliyle sonuç almak imkânsızlaşır. Tekrar çekilmesi gerekir. Dolayısıyla, hem maliyet yükselir hem de hasta daha fazla radyasyona muhatap edilir.” Sağlık bu. Şakaya gelmez. Hele radyasyon yayan cihazlar hiç gelmez! Görüntüyü bir kere alıp hastayı radyasyona tabi olmaktan korumak lazım. Bu yapılmadığı takdirde, hasta risk altına girer. Ki, bu da “birinci kural, hastaya zarar verme” diyen tıbba ters düşmek anlamına gelir. “Performans Programı” uygulaması bir kere daha gözden geçirilmeli bence.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT