BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk kimliğini
hiç unutmadılar

Türk kimliğini
hiç unutmadılar

Osmanlı topraklarından Latin Amerika ülkelerine göçen yüz binlerce Türk kökenini unutmadı...



ÖZEL HABER Hayrettin TURAN hayrettin.turan@tg.com.tr TÜRK İSİMLERİ MEZAR TAŞLARINDA El Turco’lar 1900’lü yılların başında geldikleri şehirlerin bazı mahallelerine topluca yerleşmiş. Bu sebepten, oralarda geçmişin izlerini bulmak hâlâ mümkün. Mesela mezarlıklarda... Şehrin en güzel mekanlarında yer alan kabirlerin taşlarına biraz dikkatli bakarsanız, Latin harfleriyle yazılmış Türk isimlerini görürsünüz. HER ŞEY GÖÇLE BAŞLADI 1900’lü yılların başında Anadolu’dan ve Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Suriye, Lübnan ve Filistin’den, sayıları 500 bini bulan çok sayıda insan Latin Amerika’ya göç etmiş BİZİ İHMAL ETMEDİLER Brezilya, Arjantin, Şili ve Meksika’ya yerleşen Osmanlı vatandaşlarına “El Turco” denmiş. Onlar hiçbir zaman Türklüklerini unutmadılar ve en zor günde bile Anadolu halkının yanında oldular SAVAŞTA DA YANIMIZDALAR 1922’de Sakarya Muharebesi devam ederken, çoğunluğu ‘El Turco’ olan Arjantin vatandaşları, aralarında para toplayarak kurdukları Hilal-i Ahmer Anadolu Cemiyeti aracılığıyla, maddi ve manevi desteklerini Kurtuluş Savaşı sırasında gönderdiler. Daha çok futbolcularıyla tanıdığımız Latin Amerika ülkelerini, bugünlerde sıkça zikrediyoruz. Brezilya’nın Türkiye ile imzaladığı uranyum takas anlaşması, çok konuşuluyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Latin Amerika ziyareti, yeni bir dönemin başlangıcı oldu. İlk defa bir Türk başbakan; Brezilya, Arjantin ve Şili’yi kapsayan uzun bir geziye çıktı. Türkiye ile bu ülkeler arasında tarihten gelen ortak bağ 150 yıl öncesine dayanıyor ve gelecege dair büyük hedefler var. Mesela Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde geçici üye olan Brezilya ve Türkiye, daimi üyelik için diplomatik çaba sarf ediyor. Türkiye, Brezilya üzerinden Latin Amerika’nın; Brezilya da Türkiye üzerinden Müslüman ülkelerin desteğini arıyor. TURCO, OSMANLI DEMEK 1858 yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Brezilya arasında ticaret konularını içeren bir anlaşma imzalanmış. Ardından ülkede göç teşvik edilince, 1900’lü yılların başında Anadolu’dan ve Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan Suriye, Lübnan ve Filistin’den, sayıları 500 bini bulan çok sayıda Osmanlı vatandaşı Latin Amerika’ya göç etmiş. Brezilya, Arjantin, Şili ve Meksika’ya yerleşenlere, Osmanlı pasaportu taşıdıkları için “El Turco” denilmiş. Bu tabir oralarda Osmanlı’yı ve Türkleri ifade ediyor. Latin Amerika’nın en ucra köşesinde bile ‘El Turco’lara rastlamak mümkün. Çünkü onlar, Güney Amerika ülkelerinin her köşesinde var. Hatta, iki ay kadar önce dünyanın en zengin adamı ilan edilen Meksikalı iş adamı Carlos Selim, Lübnan asıllı bir Osmanlı torunu. 1902’de Mexico City’ye yerleşen Yusuf Selim Hattat Ağlamaz’ın oğlu olan 70 yaşındaki Carlos’un, 53.5 milyar dolarlık serveti var. Halen Meksika’daki telefon şebekesinin yüzde 90’ını elinde tutuyor. Latin Amerika’nın 1980’lerin başlarında yaşadığı ekonomik kriz sırasında bile kazanmasını bilen bir para cambazı... MEZARLARDAKİ TÜRK İSİMLERİ El Turco’lar 1900’lü yılların başında geldikleri şehirlerin bazı mahallelerine topluca yerleşmiş. Bu sebepten, oralarda geçmişin izlerini bulmak hâlâ mümkün. Mesela mezarlıklarda... Şehrin en güzel mekanlarında yer alan kabirlerin taşlarına biraz dikkatli bakarsanız, Latin harfleriyle yazılmış Türk isimlerini ve ayetleri görürsünüz. Her biri sanat eseri gibi yapılmış mermer mezarların arasında gezerken binlerce kilometre ötede bir tanıdık yüz bulmuş gibi sevinirsiniz. Adım başı akan çeşmelerle geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarsınız. ARJANTİN’DEN GELEN YARDIM Bugünkü Arjantin’i iyi anlayabilmek için mutlaka onun tarihine eğilmeniz lazım. Bu ülke ile ilgili bilmemiz gereken konulardan birisi, halkın 3 milyon 200 bininin El Turco asıllı olmalarıdır. Türkiye ve Arjantin’in son 60 yılının siyasi ve ekonomik aynasına bakıldığında çok benzerlikler olduğu görülür. Yıllarca siyasiler askerî darbelerden, halk enflasyondan çekti. Ülkenin en tanınan siyasetçilerinden Carlos Menem, bir ‘Turko’ydu. Üç dönem başkanlık yapan Menem, Lübnanlı bir göçmenin oğluydu. İlk başkanlık döneminde Türkiye’yi ziyaret eden başkan, ticari anlaşmalara imza atmıştı. 1995 yılında bir helikopter kazasında ölen oğlu Saul Facundo Menem, başkentteki Müslüman mezarlığına defnedildi. SEFARETLER DE BİZDEN Konu açılmışken burada yaşayan başka Osmanlı ve Türk vatandaşlarından daha söz edelim. Osmanlı vatandaşlığıyla bu ülkelere göç eden Sefaretlerden... Bunlar, yeni kıtanın parlak ve en çok gelecek vaat eden ülkesi Arjantin’i tercih etmişler. Şimdilerde Arjantindeki Yahudilerin sayısı 200 binin üzerindeymiş ve bunların da yarısı Sefaretlerden oluşuyormuş. Arjantin’de yaşayanlardan bazıları zaman içinde Türk vatandaşlığı haklarını kaybetmişler. Bir süre önce Buenos Aires’te faaliyete geçen Arjantin Türk Dostluk Vakfı, Sefaretlerin girişimleri ile faaliyete geçmiş. Amaçları Türkiye ile her türlü ticari, ekonomik ve sosyal faaliyetleri geliştirmek. İlk icraatları da yeni nesil Sefaretlere Tükçe öğretmek için kurs açmak olmuş. Sonraki hedefleri ise dededen kalma belgeleri Türk yetkililere göstererek Türk pasaportları alabilmek... Bu durum Türkiye ile bağlarını kesinlikle koparmak istemedikleri anlamına geliyor. Arjantindeki Sefaretlerin temsilcileri 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonlarına düzenli olarak katılıyor. Ve yılda 2-3 defa Türk gecesi düzenliyorlar. EL TURCO MARKASI Latin Amerika, ‘El Turco’ların memleketleri... Türkiye ise Brezilya, Paraguay, Arjantin, Şili, Meksika ile serbest ticaret anlaşması yapmak için büyük gayret sarfediyor. Türkiye, 5 temel sektörde iş birliği yapılması için yola çıktı. Tekstil ve giyim, inşaat, metal ve madenler, otomotiv, demir çelik... Tekstilde hedef belli. Pamuk deposu Brezilya’ya bol bol tekstil makinesi satarak bütün Latin Amerika’da ‘El Turco’yu markalaştırmak... Şili’ye de İslamiyeti götürdüler 1855 yılında Şili’ye gelen Osmanlı vatandaşı iki kişi, ülkenin İslamiyetle tanışmasının miladı olarak kabul ediliyor. Latin Amerika’nın katolik karakterini en çok hissettiren ülkelerin başında gelen Şili’de; 1907’de bin 498 kişiye yükselen Müslüman cemaat, yeni göçlerle artarak devam etti. 1926’da Müslüman Birliği’ni kuran Şili Müslümanları, ertesi sene de yardım derneği kurarak ülkede daha kurumsal bir zeminde çalışmalarını sürdürdü. Yardım çalışmalarıyla beraber tebliğ çalışmalarını Antofagasta, Coquimbo, Valparaiso, O’Higgins, Concepcion, Malleco, Cautin ve Valdivia gibi diğer Şili şehirlerine yayan Müslümanlar, 1970 ve 1980’li yıllarda El Turko lakaplı Suriye kökenli Şeyh Tevfik Rumi liderliğinde ilk camileri olan Mescid-i Selam’a kavuştular...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT