BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hayattan bıkmış gibiydi...

Hayattan bıkmış gibiydi...

Doğan bey bütün üzüntüsüne ve tedirginliğine rağmen işini yapıyor, hastalarına dikkatle bakıyordu. Sabah muayenehaneye geldiği zaman sekreteri Füsun onun gözlerinin içine bakmış, orada bir gün önce var olan korkuyu hiç eksilmemiş bir halde görmüştü.



Doğan bey bütün üzüntüsüne ve tedirginliğine rağmen işini yapıyor, hastalarına dikkatle bakıyordu. Sabah muayenehaneye geldiği zaman sekreteri Füsun onun gözlerinin içine bakmış, orada bir gün önce var olan korkuyu hiç eksilmemiş bir halde görmüştü. Korkarak sordu: - Nasılsınız... diye. Aldığı cevap olanı biteni gayet güzel nakletmişti emektar sekretere. - Nasıl olayım, halimden belli değil mi Füsun kızım? Gerçekten de bitkindi. Bir fincan kahvesini bile güçlükle içmişti. Kendini zorlayarak toparlandı. Randevulu hastaları teker teker gelmeye başlamıştı. Çaresiz derdini bir tarafa atıp başkalarının dertlerine derman olmaya başladı. Sahip olduğu kutsal meslek bunu gerektiriyordu ve o da bunu yapıyordu. Son hastayı geçirdikten sonra vücudunu geriye doğru attı, ellerini beline dayadı: - Yorulduk yine Füsun. Arayan soran yok değil mi? - Hayır doktor bey! Füsun doktor Doğan beyin aslında kimi sorduğunu gayet iyi anlamıştı. Acıyarak baktı onun yüzüne. Hemen oracıktaki sandalyelerden birine oturdu. - Öyle çaresizim ki Füsun... İşin içinden çıkamıyorum bir türlü... - Sıkmayın kendinizi doktor bey. Her şey olacağına varır... Derin bir nefes aldı. Birkaç gün içinde hayattan bıkmış gibiydi. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra ayağa kalktı: - Artık yavaşça gitmeli. Yarın ilk randevu kaçta Füsun? - Sabah on buçukta efendim. - Sabah görüşürüz o halde. Tam sözünü bitirmişti ki muayenehanenin zili çaldı. Doktor ve sekreteri merakla birbirlerine baktılar. Doğan bey: - Acil bir hasta herhalde... diye mırıldandı. Füsun hemen kapıyı açtı ve hafif bir çığlık attı: - Aaaa, Oktay? Hoş geldin! - Merhaba Füsun abla. Uğrayayım dedim. Babam pek iyi gözükmüyordu sabahleyin. Nerede? Sekreter kız odayı işaret etti: - İçeride. Birden gözü delikanlının arkasındaki genç kıza takıldı. Meraklı bir tavırla gülümsedi kıza: - Hoş geldiniz, buyurun... Oktay neşeyle bağırdı: - Bu İclal... Arkadaşım. Bu sevimli hanım da Füsun abla. Babamın eli ayağı... O olmasa ne yaparız bilmem. Gerisini dinlemeden babasının olduğu odaya daldı: - Babacığım, biz geldik. Seni merak ettim, nasılsın? Doğan bey şaşırmıştı. Heyecanla fırladı ayağa: - Oktay, oğlum, hayrola? - Yok bir şey baba, merak ettim seni. Sabah iyi değildin. İclal’e dönüp göz kırptıktan sonra ekledi: - Her ne kadar sen bir şeyim yok diyorsan da ben endişeliyim... Bak bu güzel bayan benim arkadaşım İclal. Genç kız saygıyla öptü doktorun elini. Doğan bey şaşırmış ve sevinmişti. Bunca zamandır ilk defa bir kız arkadaşıyla tanıştırıyordu oğlu kendisini. Füsuna baktı çaresiz, yardım ister gibi. Sonra toparlandı: - Ne iyi ettiniz de geldiniz... Size kahve ikram edelim o zaman. Haydi bakalım... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 94082
    % 1.16
  • 4.7932
    % -0.57
  • 5.6125
    % 0.31
  • 6.2808
    % -0.14
  • 189.513
    % -0.21
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT