BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bak sen şu aksiliğe ya!..

Bak sen şu aksiliğe ya!..

“Allah beni, kim bilir hangi ağzı dualının sebebiyle korumuştu. Çoluk çocuğumun rızkını ellere kaptırmaktan son anda bir cilve-i Rabbani ile kurtarmıştı. Geçenlerde malını bir Bulgar kadına kaptıran vatandaşı okuyunca bu yaşadıklarım aklıma geldi...”



-Western Union mu yatıracaksınız? -Evet. -Şu formu doldurun. Formu doldurup bankadaki memurenin işlem yapmasını bekledim. Göndereceğim para dolar cinsindendi. Görevli bayan hesapladı ve bana yatırmam gereken miktarı söyledi. Yanımdaki paradan 130 lira fazla tutmuştu. Dedim ki: - 130 liram eksik. -Bizim yapabileceğimiz bir şey yok. İstersen göndereceğin paranın içinden kesebilirim komisyonu. Kesilmemesi lazımdı. Ne yapıp ne etsem derken banka memuresi, yardım maksadıyla yönlendirdi beni. Bu 130 lirayı başka bankadaki hesabımdan çekip gelebileceğimi, kendisinin bu arada işlemlerini hazır edebileceğini söyledi. -Kimliğinizi bırakırsanız, ben işleminizi yaparım. Siz de 130 lirayı getirirsiniz. Kimliği bırakıp yola çıktım. Para çekeceğim diğer bir banka şubesine yaklaşana kadar sorun yoktu. Ancak bankanın kapısına geldiğimde içim bir tuhaf oldu. Çünkü kimliğimi, ayrıldığım bankadaki bayana bir bakıma rehin bırakmıştım. Geldiğim ikinci bankanın ATM’sinden ise sabahleyin bir gün için çekeceğim limiti çekmiştim. Bak sen şu işe yahu... Hesapta para var ama ATM’den çekemem. İçeriden çekmem lazım. O zaman da kimlik gerekir. Kimlik ise diğer bankada kaldı. Mahvolmuş bir şekilde içeri girdim. Sıra numarası alıp bankoda sıramın gelmesini beklemeye başladım. Ama nasıl kalabalık banka... Tam 45 dakikada geldi sıram... Banka kartımı verip durumumu anlattım memura. Nüfus kâğıdımı öteki bankada işlem aksamasın diyerek rehin bıraktığımı söyledim. Görevli gözlerime yarı alaycı baktı: -Siz kendiniz olsanız, böyle bir isteğe buradan evet der misiniz? -Beni yalancılıkla mı suçluyorsunuz? -Hayır beyefendi. Kuralları söylüyorum. Kimliğiniz olmadan size hesabınızdan para veremem. Uf ya... Havalenin öğleden önce alıcının eline geçmesi lazımdı. Alıcı başka ülkeden telefonla irtibat kurduğumuz bir adamdı. İstediğimiz makineyi yola çıkartmak için en az yarı parasını peşin istemişti. Çok da ucuza denk getirmiştik. Yeni kuracağımız atölye için iyi bir ikinci el makineydi. Baktım olacak gibi değil. Müdür beye çıkıp durumumu anlattım. Bazı kimlik bilgilerimi sordu. Zaten alacağım miktar büyük değildi. İkna oldu ve izin verdi. 130 TL’yi alıp western için gittiğim bankaya vardığımda nefes nefese kalmıştım. Ama o da ne? Şimdi de işlemi devam ettiren bayan yerinde yoktu. Sordum görevlilere: -Babası rahatsızlanmış. Acilen izin alıp çıkmış. Haydaa... Aksiliğe bak ya... Ne yapacağım ben şimdi? Gidip durumu şefe anlattım. Yardım istedim: -Beyefendi, bu sizin beyanınız. Biz bilemeyiz ki? -Ama bakın işime engel oluyorsunuz. Havale öğleden sonraya kaldığında malı alamıyorum. O bayanı aradılar. Ulaşılamıyordu. Velhasıl bizim iş böylesi aksilikler sebebiyle yatmıştı. Öğleden sonra havale yapacağım kimseye durumu anlatıp anlayış dileyecektim. Ama onun da telefonuna ulaşılamıyordu. Kafayı yedim!.. Saat 15.00 gibi bayan geldi. Nasıl öfkeliyim. Ama baktım o da üzgün. Babasını acile yetiştirmiş. Geldi yerine oturdu. Şifre bölümünü işaretleyerek havale dekontunu verdi. Dışarı çıktım. Şifreyi karşı tarafa mesaj çekecektim. Bir telefon geldi. Arayan komşu iş yeri sahibiydi. -Yandık Ayhan yandık, diyordu. Bizi dolandırmışlar. Adamlar sahtekârmış. Telefonlarına ulaşılamıyor. Bu telefon iki dakika sonra gelse, benim param da gidecekti. Şifreyi göndermedim. Ve o zaman anladım. Helal paraydı. O aksilik gibi gözüken şeyler sebebiyle elimden çıkmamıştı!.. Ayhan Yekdağ-İstanbul > Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT