BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Mukaddes toprakların aşkı...

Mukaddes toprakların aşkı...

Zaten birkaç dakika sonra Kelime-i şehadet eşliğinde ruhunu teslim etti. Vefat eden hacının yüzünü örterlerken ancak görebildim. Görmemle birlikte yüreğimin ağzına gelmesi bir oldu. İçimden ılık ılık birşeylerin aktığını hissettim. Kuruyan dudaklarımdan minik bir feryat gibi çıktı adı: -Osman amca!?.”



Mübarek Kurban Bayramınızı tebrik ediyor, sağlık ve mutluluklar diliyorum. Size bugün, Yenibosna - Bahçelievler / İstanbul’dan Cemil Hurma’nın kaleme aldığı, babasının hac hatırasını sunuyorum “1978 yılının Kasım ayında, mutlu gözyaşları içinde babamı kutsal topraklara uğurladık. Karayolu ile, zannediyorum bir ay veya 35 gün içinde gidip gelmişlerdi. Geldiğinde babam çok şey anlattı. Ama bir tanesi çok enteresandı: -Oğlum, insan o kutsal topraklara gittiği zaman bir başka oluyor, sanki dünyası değişiyor. Ben 1. kafiledeyim. Otobüste yanımda Erzincan İliç’ten Osman amca isminde 50-60 yaşında benden biraz daha yaşlı emekli bir hacı ile yolculuk edeceğim. Temiz, iyi, güleryüzlü, inançlı bir insan olan Hacı Osman ile güzel saatlerimiz geçti. Önce Mekke’ye gittik. Hacı olabilmek için gerekli ibadet ve vazifelerimizi yerine getirdik. Ama her tavafta Osman amcanın gözleri yaş doluyor. Hem ağlıyor hem de diyor ki: -Ah buraları ne çok seviyorum. Hiç ayrılmak istemiyorum. Sahabe sevgisini, peygamber ve Allah sevgisini yüreğimde hissediyorum. Osman amca ile birbirimize çok destek olduk. Mekke’deki vazifemiz bitene kadar yardımlaştık. Can ciğer arkadaş olduk. Mekke’ye geleli 15 gün olmuştu. Kafile başkanımız, 15. gün sonunda gece yine karayolu ile Medine’ye gideceğimizi bildirdi. Hazırlıklarımızı yaptık. Veda tavafından sonra, eşyalarımızı hazırladık, otobüslere yerleştirdik. Dikkatimi çeken şey Osman amcanın yine çok hüzünlü oluşuydu. Göz yaşları içinde hazırlıklarını yapıyor, sanki Mekke’den ayrılmak istemiyor, dönüp dönüp Mekke’ye bakıyor, hüzünleniyordu. Ne kadar teselli etmek istedimse, içindeki Mekke aşkını dindiremedim. Neyse otobüslerimiz gece yarısı hareket etti. Medine’ye doğru telbiye ve ilahilerle yol alıyorduk. Tam Bedir mevkiinde sabah namazı vakti gelmişti. Kafile başkanımız Bedir’de mola verip sabah namazı kılacağımızı, bu nedenle abdest almamızı söyledi. Bizler otobüslerden inerken de ikaz etti: -Sakın yolun karşı tarafına geçmeyin, bu tarafta abdest alın. Henüz otobüsten yeni inmiştik, birer ikişer abdest alıyoruz. Aniden otobüslerin arkasından hepimizi ürperten acı bir fren sesi duyuldu. Telaşla o yana seğirttik. Baktık ki, bir trafik kazası. Kamyonet hızla gelip, farketmemiş olacak ki bir hacıya çarpmış. Onu birkaç metre sürüklemiş. Hacımız öylece yerde yatıyor. Hemen yardımına koştuk, üç-dört kişi henüz vefat etmemiş hacıyı otobüsün yanına getirip uzattılar. Bir bacağı da kopan hacının kurtarılma imkanı yoktu. Zaten bir kaç dakika sonra kelime-i şehadet eşliğinde ruhunu teslim etti. Vefat eden hacının yüzünü örterlerken ancak görebildim. Görmemle birlikte yüreğimin ağzına gelmesi bir oldu. İçimden ılık ılık birşeylerin aktığını hissettim. Kuruyan dudaklarımdan minik bir feryat gibi çıktı adı: -Osman amca!?. Ne olduğumu anlayamadım. Evet, bu yol arkadaşım Hacı Osman’dan başkası değildi. Gözlerimden sicim gibi boşaldı yaşlar. Ala boyanmış beyaz örtünün altında rahmet-i rahmana kavuşmuş Hacı Osmanın naaşına bakarken, neler hissettim o an neler... Bu mübarek topraklara, suya kavuşmak istercesine bir an önce kavuşmak istemesi. O heyecan dolu sözlerle “Ah bir varabilseydik” temennileri. Hac esnasında sürekli ağlayıp “Bu mübarek yerlerden hiç ayrılmak istemiyorum” duygusu... İşte Hacı Osman o mübarek topraklarda kalmış oluyordu. Canını o topraklarda vermiş olsa bile... Eğildim tebessüm eden yüzüne baktım. “Ruhun şâd olsun Hacım” diye mırıldanırken gözlerini kapattım ve üstünü örttüm. Bu arada polis geldi gerekli önlemi aldı. Yolu trafiye kapattı. 10 dakika içinde bir ambulans geldi. Birlikte Osman amcayı kucaklamak, ambulansa koymak için yanına gittiğimde beni çok şaşırtan olay gerçekleşti. Osman amcanın gözünü az önce kapattığım halde, başı da düz olarak uzatıldığı halde, onun gözleri açılmış, başı da Bedir istikametine çevrilmişti. Üstelik Mekke’ye çevrilmiş yüzünde tebessüm vardı. Dedim ki: -Ah aşk... Ah Allah sevgisi. O mübarek beldelere olan müştaklık... Osman amcayı Bedir’e defin ettiler. O artık sevdiklerine kavuşmuş müteveffa bir hacıydı. Çok sevdiği hiç ayrılmak istemediği topraklardaydı artık. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Daha sonra, bu kaza ile ilgili olarak kamyoneti ve karayollarını kusur oranına göre suçlu bulan Arabistan yetkilileri, Osman amcanın Şişli’deki ailesine 1978’in değeriyle 400.000 lira kan bedeli ödediler. Ailesini tek üzen şey, yaşadıkları hasretlik ve mezarının Türkiye’de olmamasıydı. Neylersin ki kader böyle imiş, Allah geride kalanlarımıza sağlık ve uzun ömürler versin.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 93274
    % 0.29
  • 4.8047
    % -0.33
  • 5.5945
    % -0.02
  • 6.2521
    % -0.08
  • 189.132
    % 0.05
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT