BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Hatalı” strateji!..

“Hatalı” strateji!..

Şike Soruşturması başladığından ve devreye Futbol Federasyonu girdiğinden beri, kanaatim odur ki, Mehmet Ali Aydınlar, hep “Fenerbahçe’yi düşürmemeyi, varsa olumsuz ve ‘vahim’ bir durum, olayı ‘puan silme ve şampiyonluk kupasını geri alma’ ile kapatmayı düşünmüştür!..”



Şike Soruşturması başladığından ve devreye Futbol Federasyonu girdiğinden beri, kanaatim odur ki, Mehmet Ali Aydınlar, hep “Fenerbahçe’yi düşürmemeyi, varsa olumsuz ve ‘vahim’ bir durum, olayı ‘puan silme ve şampiyonluk kupasını geri alma’ ile kapatmayı düşünmüştür!..” Ve de “yol haritasını çizerken de, bu hedefi esas almıştır!..” Kariyerini, karizmasını riske ederek, her türlü eleştiriyi göze alarak “zaman kazanma gayreti içine girmesi” de, bu stratejinin “açık göstergesidir!..” Ne garip ve acı bir ironidir ki, dün de, bugün de Mehmet Ali Aydınlar’a en ağır eleştiriler, “düşürmemek için çırpındığı” kulübün yöneticilerinden ve taraftarlarından gelmektedir; neden?.. Bu sorunun cevabını “soğukkanlılıkla, itidalle ve de çok yönlü analizler ile aradığınızda”, karşınıza “Metris’te olan zat” çıkmaktadır!.. Zira “atacağı her adım için” Metris’teki zata başvuran ve ondan izin ve icazet almak durumuna düşmüş bir yönetim vardır ortada ve Metris Sâkini, “içeriye alınmanın, bırakılmamanın ve de daha uzun süre bırakılamayacağı düşüncesinin öfke ve çaresizliği içinde”, gerçekleri, doğruları görememekte, mücadelenin “yanlış ve sonuç alınması mümkün olmayan” bir “savaş” stratejisinin tehlikeli labirentlerinde kaybolmasına sebep olmaktadır!.. Davayı savunmak için tutulan avukatların görüntüleri, açıklamaları ve tavırları da, bu stratejinin, “hem Metris Sâkini ve hem de Fenerbahçe için” nasıl risk ve tehlike dolu bir tabloyu gündeme sürüklediğini bütün açıklığı ile ortaya koymaktadır!.. “Silâhlı çete” suçlamasıyla başlayan süreç, “mahkemenin gizlilik kararı” yüzünden “sırlarını büyük ölçüde korumakta” ve iddianameye esas olacak dosyadan sızanlar, belki de, “aysbergin su üstündeki kısmı gibi”, asıl “büyük kitlenin gizemini” altında saklamaktadır; gerçeği şu anda kim bilebilir?.. Durum “böyle” iken, “aklanma” mücadelesinin “herkese savaş açarak” değil, “herkesi makûle ikna ederek” yapılmasının zorunlu olduğunu düşünememek; işte Metris Sâkini’nin, ona akıl verenlerin ve de “taraftara oynayan” Fenerbahçe’nin “dışarıda kalan” yöneticilerinin büyük hatası budur!.. Zira, “eli kolu bağlı, moralsiz, şaşkın, panik içinde” komutanlarla, “silâhları ağlama sızlama olan” subaylarla ve de sadece “bağırıp çağırarak yürüyebilen” askerlerle “bu savaş” kazanılamaz!.. Nitekim kazanılamayacağı “UEFA darbesi” ile ortaya çıktı; “Fenerbahçe’yi kurtarmayı hedefleyen” Mehmet Ali Aydınlar’ın “Avrupa Kupalarında oynayan ve oynayacak olan” öteki Türk Takımları’nı ve dahası Türk Milli Takımı’nı da “riske atarak”, müeyyideleri çok ağır ve açık bir ültimatoma “karşı durması” mümkün değildi ve zaten buna hakkı da yoktu; işte, “yanlış savaşın toz dumanı içinde” bu gerçeği bile göremeyen Fenerbahçeli yöneticiler, hatalı tutum ve davranışlara devam ettiler; zira Metris Sâkini, “öyle istiyordu” ve bunun “Benden sonra tufan” anlamına geleceğini de hiç düşünmüyordu!.. “Eleştirilmeye tahammül edemeyen, ‘Hayır’ denilemeyen ve korkulan” güç, Başkan’ın ve iki başkan yardımcısının içeride olduğu, başkan vekilinin ‘Bir daha bu kapının önünden geçmem” diyerek istifa edip gittiği ve bir başkan yardımcısının da Futbol Federasyonu Disiplin Kurulu’na verildiği “vahim” bir ortamda, ne yaptığını şaşırmış, futbolcu satacak, hocasını ve kaptanlarını savaşın ön saflarına sürüp, arkalarına saklanacak kadar moralman çökük bir görüntü veren bir yönetimin hâlâ iş başında kalmasında ısrar ediyor ve böyle bir yönetimle geçecek her dakikanın “içerdekiler” ve “Fenerbahçe” için hayati riskler getireceğini ve davaya zarar vereceğini düşünmeden “seçimsiz” bir genel kurul kararı aldırabiliyordu!.. Yazık oluyor Fenerbahçe’ye, Türk Futbolu’na ve sporuna, dahası milyonlarca Fenerbahçeliye, hem de çok yazık!.. *** Türk Milleti’nin, spor ve basın camiasının, okuyucularımın mübarek Ramazan Bayramı’nı kutlar, sağlık, mutluluk, huzur, barış, sevgi ve saygı ortamında geçecek nice bayramlar dilerim. Ö.U.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT