BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Heyecandan yere düşecekti...

Heyecandan yere düşecekti...

Kızdı adam, başını çevirdi öte yana: - Tövbe tövbe, ne ikramı kızım, kendi derdin sana yeter. Paran var mı, onu söyle bana? - Var dayı, biraz var. Yeter bana, bir yol parası değil mi? Bittiği zaman Allah kerim artık...



Kızdı adam, başını çevirdi öte yana: - Tövbe tövbe, ne ikramı kızım, kendi derdin sana yeter. Paran var mı, onu söyle bana? - Var dayı, biraz var. Yeter bana, bir yol parası değil mi? Bittiği zaman Allah kerim artık... Nafiz bey şaşkın bir sesle tekrar sordu: - Demek oğlan gelmiş ha? Öğrenmiş mi olanları? - Anlatmış Kezban dilinin döndüğünce. Başka kim olacak, kim tanır da arar beni bu gurbet elinde. Nasıl bulduysa. Bir ben bulamadım ikisini de... Bilse Cengiz’im , ne kadar ihtiyacım var ona... * * * Cengiz belki bir saattir Kadıköy’deki galerinin önünde aşağı yukarı yürüyordu. Başka yapacak hiçbir şeyi olmadığını düşünüyor, adamın bir kere bile iş yerine gelmesi için dua ediyordu. Bir gün önce de gelip beklemişti akşama kadar. Çevrede oturabileceği bir kahvehane de yoktu. Ayaktaydı akşama kadar. Bu arada çevrenin dikkatini ve şüphelerini de çekmemeye çalışıyor, mümkün olduğunca doğal görünmeye gayret sarf ederek bekliyordu. Bir önceki gün burada bekledikten sonra Şahin’in artık gelmeyeceğine kanaat getirip doğruca annesinin evinin oraya gitmişti. Uzaktan izlemişti yine bir müddet. Gecekondudan süzülen cılız ışığın altında anasının gölgesi görünüyor, genç adam koşup atılmamak için güç tutuyordu kendini. Hiç dostu olmadığını fark etmişti. Kimsesizliği buram buram yaşamış, bir can yoldaşı aramıştı çevresinde. Kimsecikler yoktu. Yalnızlığın o dayanılmaz bunalımının içinde sabahlara kadar uyumuyordu artık. Bir sigara yaktı. Saate baktı, on bire geliyordu. Yorulmuştu ileri geri yürümekten. Sigarasından derin bir nefes çekti, dumanları tam geri üfleyecekti ki beyaz bir araba durdu galerinin önünde. Heyecandan neredeyse düşecekti Cengiz. İçinden pahalı güneş gözlüklerinin altına gizlediği gözlerini çevrede kuşkulu bir bakışla dolaştıran Şahin indi. Hemen ağzındaki sigarayı atıp üzerine bastı genç adam. Oracıktaki bir apartmanın kapı boşluğuna girdi. Adam sakin tavırlarla açtı galerinin kilidini. Kepenkleri kaldırmadı. Geçebileceği kadar bir yer araladı. İçeri girdi. Delikanlı ne yapacağını düşündü. Mutlaka arkasına takılacaktı. Hemen karşı köşede bekleyen taksiye doğru atıldı. Nefes nefese bindi arkaya: - Bak kardeşim, şimdi burada dur. Ben sana hareket et deyince kalkarsın. Şu beyaz araba hareket ettiği zaman gideceğiz biz de, onun peşinden. Taksimetreyi falan boş ver. Ne kadar istersen vereceğim, yeter ki gözden kaybetme onu. Şoför orta yaşlı, tıknaz, bıyıklı bir adamdı. Hoşuna gitmişti bu esrarengiz müşteri. Heyecanla bağırdı bir eliyle direksiyona vurarak: “Tamam aslanım, hiç merak etme sen!”... Yirmi dakika kadar beklediler. Cengiz içinden: - Akşama kadar kalsa bu arada yine bekleyeceğim, o çıkana kadar bekleyeceğim, nerede oturduğunu öğrenmem lazım. Eğer kız kardeşimi götüren bu adamsa... Eliyle arka cebindeki tabancayı yokladı. O kadar uzun bir süre geçmesine fırsat kalmadı. Şahin kapıda gözüktüğü zaman içeri gireli yarım saat falan olmuştu. Tekrar kapattı kapıyı ve kilitledi. Arabasına binerek hareket etti. Cengiz de peşinden. Bağdat Caddesine indikten sonra süratini arttırmıştı. Bir iki dükkana uğradı. Sonra Selamiçeşme’den kıvrılarak ara sokaklardan birine girdi. Cengiz artık avcunun içi gibi biliyordu buraları. Nihayet beş katlı lüks apartmanın önünde durdu beyaz araba. Cengiz de taksinin parasını fazlasıyla vererek savdı başından. Karşı kaldırımdan Şahin’in hareketlerini izliyordu. Adam gayet kayıtsız bir tavırla apartmana girdi. Delikanlı birkaç saniye bekleyip peşinden girdi. Asansör üçüncü katta durmuştu. Her katta bir daire olduğuna göre ev üçüncü kattaydı. Öğrendikleri tahmin ettiklerinden fazlaydı artık. Memnun bir tavırla çıktı dışarıya. Bundan sonra gözleme yeri burasıydı. Adamın evden çıktığı bir anı yakalayıp yukarı çıkacaktı. Evde birisi varsa mutlaka açılırdı kapı. Karşılaşacağı manzarayı hayal etmeye çalışıyor ama bir türlü belirli bir şey düşünemiyordu. Belki hayatından çok memnun bir tavırla açacaktı Şehnaz kapıyı. - O zaman onu vururum oracıkta... diye söylendi yüksek sesle. Bu adamın Hazım’la işi olduğuna göre temiz bir yaşantısı yok demekti. Böyle kirli bir hayatın içinde yaşayan bir adamla kız kardeşinin bir hayat paylaşmasına asla müsaade etmezdi. DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT