BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Üç beyaz” tehdit!..

“Üç beyaz” tehdit!..

Bu seneki “İç Hastalıkları Kongresi”ni yine iple çektim. Yine sabırsızlıkla bekledim.



Bu seneki “İç Hastalıkları Kongresi”ni yine iple çektim. Yine sabırsızlıkla bekledim. Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği’nin (TİHUD) Antalya Belek’te gerçekleştirdiği 13. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi dolu dolu geçti. Beklediğime değdi doğrusu. Konuşulanları anlatmaya kalksam kitap olur. Ona takatim yetmez tabii. De... önemli birkaç konuya dikkatinizi çekeceğim; çok mühim çünkü. “Turp gibi” dediğimiz insanlar vardır hani. Birdenbire kalp krizi geçirerek; sürpriz yaparlar bize. Bir kez dahi doktora gitmemişken, geçirdikleri kalp kriziyle şaşkına döndürürler çevrelerindeki insanları. Halbuki bu kişi doktora gidip kontrolden geçmiş olsaydı; ne kendisi üzülürdü, ne de yakınları!.. Kalp krizine neden olan birçok faktör var. Sigara, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon ve yüksek şeker bunların en başta geleni. Bunları ölçen ve kişinin sigara içip içmediğini öğrenen hekim, o kişinin; 10 yıllık kan damar hastalığı riskini söyleyebiliyor halbuki. Mutlaka yaptırmak lazım bu kontrolü. Hiper tansiyon da öyle. Nüfusun üçte biri hiper tansiyondan muzdarip! Nedeni belli: Kilo ve tuz! “Hiçbir şikâyetim yok” deyip sakın kendinizi kapıp koyuvermeyin. İdeal kilonuzu korumaya gayret gösterin ve tuzdan mümkün olduğunca uzak durun. Hakeza obezite. O da fena. Hatta fenanın fenası! Vücuttaki yağ miktarı artmaya görsün. Kalp, böbrek ve karaciğer hemencecik etkileniyor bu durumdan. Ondan sonrası malum. Gelsin kronik hastalıklar! Gelsin çile! Bir organ için verilen ilacın diğer organı olumsuz etkilemesi de cabası. Dolayısıyla çok dikkatli olmak lazım obeziteye karşı. “Üç beyaz” diye de tanımlanan yağ, tuz ve şeker üçlüsünden uzak durmak lazım bir kere. Avrupa ülkeleri, yüksek oranda bu maddeleri içeren gıda ürünleri ile vergi yoluyla mücadele etmeye başladılar mesela. Yağ oranı yüksek mi? Arttır vergiyi! Şeker ve tuz için de öyle! Maksat hem toplumun sağlığını korumak, hem de devlet bütçesinin yükünü hafifletmek. Maliyeti çok yüksek çünkü bu hastalığı tedavi etmenin. Türkiye’de her 10 erişkinden 4’ünün fazla kilolu, 3’ünün ise obez olduğunu söyleyeyim de varın siz anlayın işin vahametini! Bir de hekime uygulanan şiddet meselesi var. Kafası bozulan hasta ya da hasta yakını; hekime saldırıyor. Sık rastlanan bir hadise oldu maalesef bu durum. Hekim aleyhine dava açma da yaygınlaştı. Açılan bu davaların yüzde 25’inde anca hekim kusurlu bulunuyor. Bu da gösteriyor ki, açılan davaların çoğu hissi. Fakat kişinin hukuki hakkı. Kullanacak tabii. De... sağlık personeline saldırmanın ne ahlakî, ne de hukuki bir tarafı var! Yapmamak lazım. Saldırganlık da bir hastalıktır neticede ve onu da tedavi edecek olan hekim yani. İnsan bindiği dalı keser mi? Hastanın yeteri kadar bilgilendirilmediği de bir başka gerçek! Bu konuda kitap ve broşür yayımlanmalı ve hasta mutlaka geçireceği operasyon hakkında bilgi sahibi yapılmalı. Ayrıca, hasta haklarının açık ve net bir şekilde kendisine anlatılması lazım.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT