BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Cüzdanla vicdanın muhasebesi

Cüzdanla vicdanın muhasebesi

Demokrasinin üç rükün (yasama, yürütme, yargı) üzerinde şekillendiğini ifade eden bilim adamları, bunlara bir de (Basın)ı dördüncü güç olarak ekliyorlar ki, bu durum doğru ve yerinde bir tespittir.



Demokrasinin üç rükün (yasama, yürütme, yargı) üzerinde şekillendiğini ifade eden bilim adamları, bunlara bir de (Basın)ı dördüncü güç olarak ekliyorlar ki, bu durum doğru ve yerinde bir tespittir. Esas olan, bu güçlerin birbirlerine müvazi (paralel) olarak işleyişleridir. Yani, her birisi kendi sahasında yetkili, sorumlu ve dengeli çalışabilecek ki, kantarın topuzu kaçmasın! Yargıtay eski Başkanı, iki sene önceki konuşmasında, yargı mensuplarının cüzdanla vicdan arasında sıkıştığını haykırmıştı. Yürürlükte olan Anayasa’mıza göre, Yargı mensuplarının maaş, tazminat ve özlük haklarının özel bir kanunla düzenlenmesi gerekiyor. Bu Anayasa, 1982’den beri yürürlükte olmasına rağmen bu kanun bir türlü çıkartılamadı. Yasama (Meclis) bu görevini yerine getirmedi. Dolayısıyla bu görev, palyatif olarak Bakanlar Kurulu’na kaldı. O da, Kanun Kuvvetinde Kararnamelerle bu işi halletmeye çalışıyor! Görüyorsunuz; hemen her işimiz gibi Anayasa emri olan bu mühim işimiz de askıda! Dünya’nın bütün demokratik idarelerindeki basit bir uygulamayı tatbik edemiyor ve Yargı’yı, Yürütme (Hükümet)nin eline baktırır hale getiriyoruz. El birliği edercesine; demokrasiyi, yerli yerine oturtup kökleştirmemek için binbir dereden su getiriyoruz. Böyle olunca da, devamlı hır çıkıyor; her yapılan tartışma konusu oluyor ve bu toplum, kendi içindeki kavgaları bir türlü bitiremiyor. Ortada, fevkalade rahatsız edici bir durum var. Neden, Anayasa’nın emri yerine getirilmez? Bizim demokrasimizin ömrü, kendisini meydana getiren güçlerin birbirlerine diş bilemesiyle mi geçecek? Bu toplum, kendi içindeki didişmelerini bitiren ve rayında giden gerçek demokrasisini ne vakit yaşayacak? Meclis’imizin, görevini ihmalinden doğan bu hale, yani Yargı mensuplarını cüzdanları ile vicdanları arasında sıkıştırmaya hakkı var mı? Yine Meclis’imizin bu ihmali, Yargı onurunu zedelediği kadar en az kendi onurunu da zedelemiyor mu? Mevcut Hükümet’in aynı konudaki Kanun Kuvvetindeki Kararname hazırlığı ve buna Yargı mensuplarının isyanı yeniden gündemde! İçerde ve dışarda bunca hayati meselelerimiz acil çözüm bekleyedursun, biz, havanda su dövmeye devam ediyoruz.. Seneler senesi demokrasimiz, bu olmayacak kavgalarla hep yerinde saydı. Bu manasız, lüzumsuz ve olmaması gereken kavgaları verenleri de, sağlı sollu kahramanlar belledik ve arkalarına düştük! Meğerse, kurtlar, hep böyle dumanlı havayı severlermiş! Milleti cambaza baktırıp (sudan bahanelerle oyalatıp) malı götürürlermiş! Bütün bunlardan sonra oturur, ciddi ciddi münakaşalar yaparız: Siyasetçi ve Meclis, neden itibar erozyonuna uğruyor? İtibar mal değil ki parası olan gidip pazardan satınalsın... Bakınız, bu Anayasa değişikliği hengamesinde, milletvekillerimiz kendilerine kıyak emekliliği sağlayacak kanunu araya sıkıştırıverdiler bile!.. Öyle olmasaydı; 50 senedir gündemimizde olan demokratikleşmede 40 senedir gündemimizde olan AB’ye girmede ve son çeyrek asırdır asıl gündemimiz olan enflasyon altında inim inim inleyen milletin derdine deva bulmada bir arpa boyu olsun yol alabilirdik! Yol almadığımız gibi, her gün katmerleşen bu problemlerle uğraşır gözüküyor ve esas enerjimizi sun’î gündemlere harcıyoruz Yargı güçlü ve isyanını duyurabiliyor; ya gücü olmayan kesim yani, milletin büyük ekseriyeti, onlar ne yapsın? Onların ne giyecekleri cübbeleri var ne Başbakanlığa yürüyecek takatları... Ne de onları dinleyen!.. Evet, cüzdanla vicdan arasında sıkışıp kalan bir Yargı kesimi var; ya, bu sıkışıklığın altında ezilip, pestili çıkarılan milletten ne haber?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT