BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Solun milliyetçilik aşkı

Solun milliyetçilik aşkı

Kastettiğim, CHP’nin ‘olduğunu zannettiği’ sol değil tabii ki... Solcu CHP bir oksimorondur. Mevcut ideolojik devleti kendisinin kurduğunu iddia eden ve altı okta tecessüm eden ilkelere kutsal emanet muamelesi yapan bir parti olsa olsa jakoben ulusalcı bir parti olur.



Kastettiğim, CHP’nin ‘olduğunu zannettiği’ sol değil tabii ki... Solcu CHP bir oksimorondur. Mevcut ideolojik devleti kendisinin kurduğunu iddia eden ve altı okta tecessüm eden ilkelere kutsal emanet muamelesi yapan bir parti olsa olsa jakoben ulusalcı bir parti olur. CHP de öyle zaten... Kast-ı mahsusam, kendilerini sosyalist, devrimci, ilerici vs. olarak tarif eden solcular... Entelijansiyada en çok sesi çıkan, medyada bir hayli köşe tutan solcular yani... Türkiye solcuları MHP’li milliyetçileri faşist olarak lanetlerken kendileri Mahmut Esat Bozkurt’ların, H.Ali Yücel’lerin çatısını çattığı ‘ulusalcı Kemalizme’ taraftar yazılmakta hiç beis görmemişlerdi geçmişte... ‘Emperyalizme karşı olmak’ kılıfıyla jakoben ulusalcılarla hiç gocunmadan saf tutmuşlardı. Devrimci solcular şimdi de Kürt ulusalcılığının yılmaz destekçisi konumundalar... Her ne kadar ezilmiş bir halkın devrimci mücadelesine destek oldukları gibi romantik gerkeçelerle kendilerini avutsalar da; KCK-PKK eksenli Kürt hareketinin ‘dibine kadar ulusalcı, otoriter ve jakoben’ olduğu gerçeği de apaçık ortada duruyor. Kürtlerin onlarca yıl sistematik bir eziyete, bir yok sayılmaya uğratıldıkları doğru... Asayiş tedbiri diye yakılan binlerce köy, türlü işkenceye uğratılan köylüler de bir vakıa... Lakin Kürtler, son birkaç yılda elde ettikleri birçok özgürlük alanına ve hakka rağmen, jakoben ve faşizan bir Kürt milliyetçiliğinin tahakkümü altına girmişken, Türkiye’li sosyalistlere düşen bu katı milliyetçi Kürt hareketini desteklemek midir? Solculuğun mümeyyiz vasfı her türlü milliyetçiliği ve jakoben baskıcı idelojileri reddetmek değil midir? Solculuk KCK-PKK’ya ‘en ufak bir eleştiri getirmeden’ sadece ve kıyasıya hükümeti eleştirmek midir? Dün Kemalist ulusalcılığın zımni ortağı olan Türkiye sosyalistleri, bugün de Kürt ulusalcılığına gönül düşürürlerken, üzüntü verici bir kimlik yarılması içinde debelendiklerini fark ediyorlar mı? Sıradaki Yunanistan’ı kurtaramadan İtalya da patlayınca AB’nin vizyonsuz liderlerinin ayakları suya erdi biraz... İş işten -bir hayli- geçtikten sonra... Bu bir yapısal iktisadi dönüşüm... Seneler sürecek, siyasi sonuçları da olacak ve AB’yi epeyi hırpalayacak bir dönüşüm... Ve henüz başındayız. Bunu bilelim de... Bir ilk Haber şöyle: Bir ilk yaşandı ve Türkiye’den binlerce km uzakta, Letonya’da Riga Üniversitesi’nde 10 Kasım saat 9.05’te öğrenciler M.Kemal için saygı duruşunda bulundular. Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın o üniversitede vereceği konferans öncesinde olmuş bu saygı duruşu... Haberi aktaran ‘coşmuş’ diplomatın ifadesine bakınca, Letonyalı öğrencilerin M.Kemal’e duydukları derin hayranlıkla ‘kendiliklerinden’ saygı duruşuna kalktıkları zannediliyor. Oysa şöyle olmuş mevzu: Öğrenciler -muhtemelen oradaki Türk diplomatik misyonunun önayak olmasıyla- Türkiyeli bakanın konferansından önce saygı duruşuna davet edilmişler; onlar da icabet etmiş haliyle... Kibar bir davranış... Ama ‘bir ilk oldu, binlerce km uzakta Ata’yı andılar’ tarzında coşkunluklar sakil duruyor biraz... Biz iki kıtayı bağlayan köprüde her yıl 10 Kasım’da araçları durdurup, otobüslerden filan inip saygı duruşu yaparak her yıl ‘dünyada ilk’ oluyoruz zaten...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT