BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çocuğunuzu duygusal yönden güçlendirin

Çocuğunuzu duygusal yönden güçlendirin

Çocuğunuza kendisine kötü davranan kişilerin hayatta hep var olduğunu fakat onların söylediklerine karşı kendini üzmemesi gerektiğini açıklayarak duygusal açıdan güçlü olmasında yardımcı olun



DR. A. FARUK LEVENT SORULARINIZI CEVAPLIYOR... 14 yaşında bir erkek çocuğum var. Çok tertipli, çalışkan, kibar ve saygılı bir çocuk. Fakat kibar olması sebebiyle arkadaşları tarafından zaman zaman alay konusu olabiliyor. Bu durum çocuğumu çok üzüyor. Özellikle öğrenciler, acımasız espri veya şakalar yapabiliyorlar. Bu konuda ne yapmamızı tavsiye edersiniz? (İstanbul’dan bize yazan bir okurumuz) Kibar, nazik, çalışkan, düzenli ve saygılı olmak utanılacak özellikler değildir. Tam tersi, bu gibi özellikler yaşadığımız dünyada bizim özlem duyduğumuz vasıflardır. Öncelikle çocuğunuzun bu meziyetlere sahip olması sizi mutlu etmeli. Maalesef toplumumuzda örnek gösterilen kişiler, bazı insanlar tarafından sürekli yıpratılmaya ve küçük düşürülmeye çalışılır. Çocuğunuza bu tür kişilerin hayatta hep var olduğunu fakat onların söylediklerine ve alaylarına karşı kendini üzmemesi gerektiğini anlatın. Onların yaptıkları karşısında ne kadar üzülürse o kişilerin daha çok üstüne geleceğini açıklayarak duygusal açıdan güçlü olmayı öğrenmesine yardımcı olun. Son olarak, çocuğunuz erkek ve ergenlik döneminde olduğu için bu yaşlarda babasıyla ne kadar çok vakit geçirirse gelişimi o kadar sağlıklı olur. Çünkü çocuğun kendi kimliğini bulmasında kızlar için anneleri, erkekler için babaları model oluşturur. Yani yetişkin bir erkek olmayı, babasını örnek alarak öğrenir. Dolayısıyla en azından her hafta sonu babanın çocukla olması, bu dönemde ihmal edilmemesi gereken çok önemli bir ihtiyaçtır. DENGEYİ KURMAK ÇOK ÖNEMLİ Çocuğumuz özel okulda sekizinci sınıfa gidiyor. Hafta içi etütleri olduğu için eve yedide geliyor. Hafta sonu iki gün dershanesi var. Haftada dört gün de akşamları özel ders için eve hoca geliyor. Acaba işi çok mu abarttık? Yoksa çocuğumuzun geleceği için yaptıklarımız doğru mu? (Ankara’dan bize yazan bir okurumuz) Çocuklarımızın geleceği için eğitim en doğru yatırımdır. Ancak bunun da bir dengesini kurmak gerek. Çünkü söz konusu olan bir insan, bir robot değil. Ve bu insan henüz 13 yaşında ve ergenlik döneminin en yoğun günlerini yaşıyor. İsterseniz çocuğunuzun programını birlikte değerlendirelim: Hafta içi özel okulda okuduğu için sabahtan akşama kadar okulda oluyor. Eve yorgun geliyor, gerçek anlamda dinlenemeden bir de özel öğretmenle ders yapmak durumunda kalıyor. Hafta sonu dershaneye gidiyor. Peki, bu çocuk ne zaman nefes alacak? Özetle, çocuğunuzun dinlenmesi ve ders dışında ilgi duyduğu konulara zaman ayırması gerek. Ancak bu şekilde derste öğrendiği bilgileri sindirebilir ve özümseyebilir. Lütfen çocuğunuza bu kadar yüklenmeyin. Zamanla bu baskının altında ezilebilir ve “tükenmişlik sendromu” dediğimiz problem baş gösterebilir. Size tavsiyem, çocuğunuzun dershanedeki kaydını sildirin, özel derslerini hafta sonuna kaydırın; onu, hoşlandığı ve dersler dışında kendisini ifade edebileceği bir spora yönlendirin. Öğrencim çok çalışkan ama parmak kaldırmıyor Ben bir sınıf öğretmeniyim. Bu yıl 3. sınıfı okutuyorum. Çok çalışkan ve akıllı bir kız öğrencim var. Ancak derslerde hiç parmak kaldırmıyor ve sınıfta konuşurken çok ürkek davranıyor. Birçok defa öğrencimle birebir konuştum ama sonuç alamadım. Bu konuda bana ne önerirsiniz. (Tuğba Özcan, Samsun) Bir öğretmen olarak öğrenciniz hakkında soru sormanız sizin ilgili ve özverili bir öğretmen olduğunuzu gösteriyor. Bu duyarlılığınızdan dolayı sizi tebrik ediyorum. Anlaşıldığı kadarıyla öğrenciniz özgüven konusunda sıkıntı yaşıyor. Bu sıkıntıyı aşmak için öncelikle anne ve babasıyla konuşarak onlardan bilgi alın. Hangi alanlarda özgüven eksikliği yaşadığını tespit etmeye çalışın. Daha sonra bu alanlarda kendine güven kazanması için neler yapabileceğinizi değerlendirin. Bu konuda size tavsiyem, öğrencinizin yaşı küçük olduğu için oyunu bir araç olarak kullanmanızdır. Oyun sayesinde çocuklar değişik sosyal rollere girebilir, farklı rolleri taklit edebilir ve duygularını rahatça ifade edebilir. Bunun yanında sınıf içinde ona bazı sorumluluklar vererek kendine olan güvenini arttırabilirsiniz. Böylece ona inandığınızı göstererek kendisini değerli hissettirmiş olursunuz. Benzer görevleri ev içinde de yapması için velisiyle görüşün. Son olarak sosyal beceri ve girişkenlik, mizaç ile doğrudan ilişkili bir özellik olsa da anne-baba ile iletişim içinde ortak hareket etmeniz olumlu neticeler verecektir. BİZE YAZIN SORULARINIZ İÇİN... faruk.levent@ihlaskoleji.com 0 212 639 68 81 PENCERELER Emre Erdoğan emre.erdogan@ihlaskoleji.com Bill Gates ailesine Steve Jobs’un Apple ürünlerinden almamış İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Daily Mail, yakın zamanda Bill Gates ile bir röportaj yaparak hakkında bilinmeyen şeyleri sordu. Bill Gates, dünyanın en zengin insanlarından üçüncüsüdür. Aynı zamanda yardımseverdir de: Tam 28 milyar dolar yardımda bulundu hayır kuruluşlarına. Steve Jobs’un da son zamanlarda oldukça korkuttuğu kişidir. Bill Gates hakkında bilmediğiniz 3 şey... 1. Elma bile yemiyor: Tamam elma biraz abartı olsa da Gates’in Apple’a karşı tutumu biraz farklı. Çocukları veya eşi, Iphone ve Ipad gibi Apple ürünlerini almak istediklerinde, Bill Gates’in aklına direk Steve Jobs’un yüzü geliyormuş. 2. Billionaire: Bill Gates’in en çok sevdiği ve çocuklarının da ona takılmak amacıyla söylediği şarkı McCoy ve Bruno Mars’ın Billionaire (Milyarder) adlı şarkısıymış, gerçekten de oldukça manidar. Çocuklarının takılması da çok manidar aslında çünkü Bill Gates çocuklarının çekirdekten yetişmesini istiyor, yani mirasının tamamını onlara bırakmayacakmış, sadece bir kısmını. Bu bir kısım için de “10 milyon dolar” gibi bir rakam telaffuz eden Bill Gates’in “çekirdek” anlayışı filhakika sorgulanası. 3. Boş zamanlarında: Bill Gates, boş zamanlarında devasa kütüphanesinde vakit geçiriyor. Arşivindeki eserlerden en sevdiği ise tam 30.8 milyon dolara satın aldığı, Leonardo da Vinci’nin bizzat kendi defteri olan Codex Leicester. KARMA SÖZLÜK Sözlüklerle Metrobüs > Lastik tekerlekli metro. (emirhan) > Beylikdüzü’nü çiledüzü yapmış oturgaçlı kahırgaç. (maliye) > Dünya üzerinde kıtalar arası yolculukta otobüs kullanan tek millet olmamızı sağlayan toplu taşıma aracı. (talkative) > Ağırbaşlı gibi görünen kişileri bile yer kapma yarışında vahşileştiren araç. (monstermash) > Kötüleyenler keşke kullanmasa da biraz nefes alsak. (afrocubanbebop) > Varlığı yakıyor, yokluğu yok ediyor. Haydarinna rinna rinna rinanay...(sepul) > Katı maddelerin sıkıştırılabildiğini ispatlayarak fizik âleminde yeni çığır açan ortama sahip olan araçlar. (crazy tiftik) > Çocukluk döneminde sandalye kapmaca oynayan insanların yetişkin dönem sancısı. (guillan barre) > Kol kası yapmama sebep olan sağlıklı araç. (4’8855367) > Sorun metrobüslerde değil birader, çok insan var çok! (saul) BİLİYOR MUSUNUZ? Osmanlı Devleti zamanında, içinde hasta bulunan evin penceresine kırmızı çiçek konurdu. Onu gören satıcılar sessizce geçerlerdi. Çocuklar da başka sokakta oynarlardı. LÜGATİ’T UYDURUKÇA Dilimizde bir uydurukça furyasıdır gidiyor. Uydurukça kelimelerin tıkandığı yer ise anlamını eski kelimelerde bulan cümleler, vecizeler veya atasözleridir. > Konuşurken aklımıza gelmeyen bir şeyi arkadaşımız söyledi ve cümlemizi tamamladı: “Teşekkür ederim duygularıma çevirmen oldun” mu diyeceğiz “tercüman” kelimesi dururken. > Yağmur yağsa kış değil mi? Kişi hâlini bilse hoş değil mi?” Atasözünde mesela, kişi “hâlini” değil de “durumunu” diyemeyiz ki... > Farzı misal bir yakınınız hafıza kaybı yaşadı ve doktor diyor ki: “Hastamız belleğini yitirdi.” Telefon mu bu yahu ne belleği, ne yitirmesi? twetçi Utku Öztürk twitter.com/_utkuozturk_ asipilik Cenaze arabası şöforü veya cenaze işleriyle uğraşan bi görevli olsam “Abi naaşlar yattı mı bugün eheh” gibi çıp çılgın espriler yapardım. hasanbati Bir kadını ağlattıktan sonra kendini ateşe atıp yakan tek varlık, SOĞANDIR. iceridekiadam ‘2. sınavlara kesin çalışacam oğlum’ sezonu açıldı. mervethemermaid Kadınlar askerlik yapsaydı bedelli için başvuracak 30 ve üstü yaşta olduğunu kabul edecek bir tane bile kadın çıkmazdı. hoanes hoanes Bu güvenli internet olayında beni direkt çocuk paketine atamışlar. Sabahtan beri neye tıklasam Pepee çıkıyo, Kayyu çıkıyo. Sinirlerim bozuldu. harikabiriyim Atom bombası alıcak olsam bile “bunun böyle toz pembesi olanı var mı?” diye mutlaka sorarım, kızım sonuçta. burusvilis guray gursel Haluk levent tüm yurtta ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde tutuklanıyor. Bayram gibi adam. tip Kızım ödevini neden yapmadın bakim! -Ama örtmenm yapmadığım bi şeyden ötürü beni sorgulayamazsınız ki. resulertas Meteorolojiden açıklama: Evden çıkarken yanınıza şemsiye, güneş gözlüğü, yağmurluk, güneş kremi, kışlık kaban, mayo alın. SALİH UYAN Etkiliyorum Kulağımı kaşıyamıyorum Milletimiz çok kısa bir zamanda büyük bir başarı göstererek toptan, beden dili uzmanı oldu. Yakında üniversitelerin “Beden Dili Edebiyatı” veya “Bedence Öğretmenliği” bölümleri açılırsa inanın hiç şaşırmam. Elbette beden dili diye bir şey vardır ve bazı şeylerin göstergesi olabilir. Ancak esnaf ruhlu yazarların, borsa mantığıyla piyasada tavan yapan konulara saldırması sonucunda, anayurdumuz dört baştan ön yargılarla örüldü. İki satır yazı okuyan herkes başımıza insan sarrafı kesilip her hareketi tartmaya başladı. Resimlerle desteklenen abartılı metinler herkesi kefilsiz, kredisiz ön yargı sahibi yaptı. “Adam kollarını önünde kavuşturmuş baksana, iletişime kapatmış kendini.” Hadi ya! Belki adam bu şekilde rahat ediyor. İlla kitaplarda çizildiği gibi iki elini açıp sırıtması mı lazım? “Hımm, bacağını sola doğru atmış. Demek ki bana ilgi duyuyor.” Ne ilgisi var kardeşim? Adamın sağ tarafında fıtık var, zaten hep öyle oturuyor. “Benimle konuşurken kulağını kaşıdı. Kesin yalan söylüyor hergele!” Tebrikler! Bir kaşınma hareketinden böyle bir çıkarımda bulunmayı başardınız ama adamın kulağının arkasındaki sivilceyi göremediniz. Ne olacak şimdi? İlk görüşmede doğrudan muhatabımızın gözlerinin içine bakıp elini sert bir şekilde sıkmamız gerekiyormuş. Ama ben utangaç bir insanım belki, doğrudan muhatabımın yüzüne bakamıyorum. Benim utangaç bir karaktere sahip olmam, diğer bütün meziyetlerimi silip süpürebilir mi? Var mı böyle bir şey? Geçenlerde iş görüşmesine gelen iri kıyım bir arkadaş elimi bir sıktı, az daha çığlık atacaktım. Parmaklarım, yaklaşık 10 dakika sonra ayrıldı. Bir de “İyi bir ilk izlenim için ikinci bir şansınız yoktur.” sözü var. Bu söz sizce de “Ön yargılı olmayın.” tavsiyesiyle çelişmiyor mu? Bir yandan ön yargılardan kurtulmak için uğraş verilirken diğer yandan bir bakışta insan yargılayabilmek için detaylı yol haritaları hazırlanıyor. Ama maalesef taktik çalışarak oluşturulan izlenim, yatsı ezanıyla son buluyor. Velhasıl birileri beden diline yatırım yaparak ceplerini doldururken dolduruşa gelenlerin beden sağlığı bozuluyor. Mesela ben de bu kitaplara bulaştığım için insanlarla konuşurken yanlış anlaşılma korkusuyla elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırıyorum. Bırakın onu, kulağım kaşınıyor, yalan söylediğimi zannedecekler diye kaşıyamıyorum. Sizi bilmem ama ben, içinde ön yargı ve suizan barındıran her türlü iletişim stratejisine acayip gıcık oluyorum.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT