BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TRT Genel Müdürü haklı çıktı

TRT Genel Müdürü haklı çıktı

TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 3 yıl önce AGB’nin denekleri deşifre ettiğini, reyting ölçüm sisteminin şaibeli olduğunu açıklamıştı.



TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, 3 yıl önce AGB’nin denekleri deşifre ettiğini, reyting ölçüm sisteminin şaibeli olduğunu açıklamıştı. Daha sonra TRT’yi de bu ölçüm sisteminden çekmişti. İbrahim Şahin, bugüne kadar yaptığı tüm görevlerde çok başarılı olmuş parlak bir isim. TRT’yi nereden nereye getirdiğini hepimiz gördük. Bir şey söylüyorsa ben ciddiye alırım. İbrahim Bey, boş laf etmez. Araştırmadan, incelemeden konuşmaz. Nitekim Üsküdar Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla başlatılan operasyonda bu alandaki pislikler orta yere saçılmaya başladı. Denekleri maaşa bağlayarak bazı dizi ve programların reytinglerine tavan yaptırdığı iddia edilen AGB ve yapım şirketlerine operasyon düzenlendi. Birtakım isimler gözaltına alındı. Teknik takiple elde edilen çok çarpıcı bilgiler var. Reyting ölçümünü yapan şirketle denek listesini belirleyen firmanın aynı kişilerin kontrolünde olduğu belirlendi. 3 milyar dolarlık televizyon reklam pastasının haksız bir şekilde bölünmesine sebep olanlar bunun hesabını vermelidir. İddiaya göre o anlı şanlı dizilerin çoğu iddia edilen reytingleri yakalamamış. Kandırılmışız, aldatılmışız. İzlenme oranlarında hile yapan televizyon kanallarının ne diyeceklerini merak ediyorum, çıtları çıkmıyor. 3 milyarlık reklam pastasını yanlış ellere dağıtan hırsızlar ifşa edilsin. Nihayet RTÜK bu alandaki boşluğu görmüş, bu alanı prensiplere, kurallara bağlamaya karar vermiş. Geç de olsa hayırlı bir adım olarak görüyorum. Bu ölçümlerin şüphe duymayacağımız bir sisteme bağlanması gerekiyordu zaten. Bu alana ilişkin yönetmeliğin bir an önce çıkarılıp adam gibi uygulanmasını bekliyoruz. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum bazı gazetelerin ve televizyonların bu kadar önemli bir haberi görmezlikten gelmesinin sebebi nedir acaba? Yakında o sebepler ortaya çıkar herhalde. ABD Irak’ta Kitle İmha Silahı buldu mu? Irak’ın ürettiğini iddia ettiği kitle imha silahlarını bulup etkisiz hale getirmek için 9 yıl önce Irak’ı işgal eden ABD artık çekiliyor. ‘Kitle İmha Silahı’ yalanını uydurarak, ‘dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip’ Irak’a, ABD ve İngiltere çullandılar. Kitle imha silahı bulamadılar ama aradıkları petrolü buldular. Şu anda Irak petrolleri ABD ve İngiliz şirketlerinin kontrolünde. Petrol kuyularını İngiliz ve ABD şirketlerine devreden askerler çekiliyor. Amaç hasıl oldu. Ama bu petrol kuyuları yüzünden 110 bin sivil öldü. Irak yerle bir oldu. Koskoca bir medeniyet âdeta kazınarak yok edildi. Bu petrol devir teslim için harcanan 800 milyar dolar da borç olarak Iraklılara yazıldı. Irak’tan tahsil ediliyor. ABD Savunma Bakanı Panetta; “Irak’ta demokrasi rayına girdi, kan ve paraya değdi” demiş. Yani bu işgal Irak’a demokrasi getirmek için mi yapıldı? Eğer öyleyse nerede demokrasi? Irak’ın hâli ortada. ABD bu kadar demokrasi âşığı ise petrolünü aldığı diğer ‘bazı demokrasiyle alakası olmayan’ müttefiki Arap ülkelerine neden demokrasi götürmüyor? Güldürmeyin insanı Sayın Bakan. Oraya petrol için gittiniz, aldınız ve dönüyorsunuz. Militan Yargı Ne demişti CHP lideri Kılıçdaroğlu?; “Yargıtay’a 160 militan seçildi!..” Çok ağır sözlerdi bunlar. Tam da bu konu tartışılırken CHP Milletvekili Emine Ülker Tarhan’a ait bir ses kaydı internete düştü. Sayın Tarhan HSYK seçimleri öncesinde bakın ne demiş: “Bize orada militan lazım...” Emine Hanım HSYK’ya yeni seçilecek üyelerde aradığı özelliği anlatıyor. Başka özellik, liyakat filan istemiyor. ‘YARSAV’ın militanı olsun yeter’ diyor. Gazeteciler sormuş, Emine Hanım da kasetleri ve konuşmaları doğrulamış. ‘Sözlerimin arkasındayım’ demiş. Sayın Kılıçdaroğlu şimdi ne diyecek merak ediyorum. Meğer Sayın Kılıçdaroğlu’nun derdi başkaymış. Onun derdi yargıdaki militan kadrolarını kaybetmesi. CHP’nin arka bahçesi gibi çalışan ve CHP’ye militan bir anlayışla hizmet eden yapıların değişmesi ve bu yapıların milletin arka bahçesi haline dönüşmesi... Kılıçdaroğlu’nu sinirlendiren ve ne dediğini bilmez hale getiren gerçek bu.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT