BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Televizyonlarda ahlak!

Televizyonlarda ahlak!

Bir zamanlar Amerikan televizyonlarının ünlü bir sonucusu vardı: Steve Allen... Şimdi emekli olan Steve Allen hayırlı bir kampanyanın başında. Birkaç gün evvel gazetelerde tam sayfa bir ilanı çıktı: Özetle şöyle:



Bir zamanlar Amerikan televizyonlarının ünlü bir sonucusu vardı: Steve Allen... Şimdi emekli olan Steve Allen hayırlı bir kampanyanın başında. Birkaç gün evvel gazetelerde tam sayfa bir ilanı çıktı: Özetle şöyle: “Analar, babalar, büyük anneler, büyük babalar... Hitabım size: Televizyon, çocuklarımızı bir ahlaksızlık kabalizasyonundan aşağıya sürüklüyor... Bu gidişi siz ve ben nasıl durdurabiliriz? Televizyonların her an evlerimize gönderdiği seks, şiddet ve pespayelikten rahatsız değil misiniz? Evlilik dışı erotik ilişkilerden açık saçık esprilerden, sapıklıklardan, galiz konuşmalardan, şiddetten ve cinayetlerden bıkmadınız mı? Siz de benim gibi, TV programlarının, evlilik dışı ilişkiyi teşvik etmekle ve büyüklere, otoriteye saygısızlığı ve suçluluğu teşvik etmekle, çocuklarımızın ahlakını bozduğunu ve ülkemizi en aşağı ahlaki standartlara çektiğini görmüyor musunuz?” Bilimsel veriler Evet Steve Allen bunları söyledikten sonra, bütün bilimsel araştırmaların televizyon programlarının ahlaksızlığı, şiddeti ve suçu teşvik ettiğini, cinayetleri arttırdığını tespit ettiğini belirtiyor. Allen’e göre, bu tehlikelere dikkatleri çekilen TV şirketleri yıllardır, Washington’a gidip, bu tür programları kaldıracaklarına veya azaltacaklarına söz vermişlerdir ama nihayet Adalet Bakanı Reno bile bu “vaatlerin” boş olduğunu ifade etmiştir. Çözüm yolu Allen’in ve kuruluşunun önerdiği çözüm yolu basit: Bu durumdan rahatsız olmaları gereken anaların babaların, TV programlarını sponsor eden büyük şirketlere baskı yaparak onları doğru dürüst programları desteklemeye çağırmalarını istiyor. Bizim ülkemiz için de, aynı tehlikeler varit ama aynı çözüm yolunun bizde geçerli olabileceğini sanmıyorum. TV kanalları reyting cazibesine kapılmış abur cubur, çoğu Steve Allen’in tarifine uygun programlar yayınlamaktalar. Ciddi programla belgeseller, gece yarılarından sonra! Bozuk Türkçe... Yayınlanan çoğu programların, bırakınız ahlaki seviyelerini, dehşeti ve suçu teşvik etmelerini, Türk toplumuna yakışmayan küfürlü ve “be”li konuşmaları ve açık-seçik şakalarını Türk dilini de onarılamayacak derecede bozuyorlar. TV’ler yüzünden bazı kelimelerin anlamları bile değişiyor. Mesela, en basiti, bizim “olabildiğince” anlamında bildiğimiz, kullandığımız “oldukça” kelimesi artık “çok” anlamına geliyor; bunu düzeltmeye ne Hakkı Devrim’in ne Şiar Yalçın’ın ne de Hüseyin Movit’in gücü yetti! Çocukların ana ve babalarına “sen” diye hitab etmelerini bir tarafa bırakalım. Laubalice saygısızca konuşmaları bile ayrı bir ibret. Her kanalda “kurumsal” bir eşcinselin bulunması da artık şart! Röntgencilik Son zamanlarda Danimarka ve Hollanda gibi ar damarları çoktan yırtılmış Avrupa ülkelerinden mülhem röntgencilik programları Amerika’ya da sirayet etmeye başladı. Mesela bir ailenin günlük hayatı, bütün açıklıkları ile ekranlara gelebiliyor... Televizyonlar böyle, ya filmler ya bir de şimdi, İnternet? Bunların kontrolü daha güç. Bir Amerikan filmi Amerikan Güzeli, birkaç dalda Oscarlar kazandı. Filmin mesajı, Amerikan toplumundaki yozlaşmalara dur demekmiş...ama bu mesajı verirken ne müstekreh sahneler gösteriliyor. İnternette de pisliklerin, ayıpların hududu yok ve maalesef Amerikan mahkemeleri internetin kontrolüne ve bazı kuralların konmasına “ifade özgürlüğünü ihlal eder” diye karşı çıkıyorlar. US News And World Report Dergisi İnternette pornografinin artık milyarlarca dolarlık büyük bir iş olarak Wall Street borsasında kote edilmeye başlanacağını haber veriyor! Ve TV röntgenciliği New York Times, “Televizyonda Röntgenciliğin Tehlikeleri” başlıklı bir yazısında “Eğer bütün bu programların uygarlığın sonunu işaret ettiğini sanıyorsanız haklısınız ama daha da göreceklerimiz var!” diye uyarıyor. İfade özgürlüğü adına TV’lerde sinema filmlerinde ve internetteki bu gidişe son verilmesine karşı olanlar, RTÜK gibi devlet veya özel kuruluşların sansürüne de karşı olanlar çarenin uzaktan kumanda ile “zaping” yapılmasında olduğunu söylüyor ve çocukların bu programları seyretmelerine ana babaların TV düğmelerini kapatmakla engel olabileceklerini öneriyorlar. Ama İletişim Profesörü Robert Thomson’un dediği gibi herkes bu yöntemlerin yetmeyeceğini pekala biliyor. Bence de, burada benim hocam Zachariach Chafee’nin sözleri gündeme geliyor: “Eğer, medya kendi kendisini kontrol etmezse, er geç bunu dışardaki otoriteler yapmak zorunda kalacaklardır!” Steve Allen, her bakımdan ileri ve güçlü olan Amerika’yı sonunda tarihteki başka güçlü devletleri yıkmış olan ahlak yozlaşmasının yıkacağını haber veriyor.. Aynı tehlike reyting ve tiraj cazibesine kapılmış giden Türkiye için de varit! GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Televizyonun eğitici bir vasfı var, televizyonu açtıkları zaman başka odaya geçip kitap okurum” Grouço Marks “Televizyondan abur cubur yemekten nefret ettiğim kadar, nefret ederim ama nasıl abur cubur yemekten kendimi alamıyorsam televizyon seyretmekten de kendimi alamıyorum.” Orson Welles “Pornografi, hasta dimağların uyuşturucusudur” Herman Wouk
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT