BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Acil durum kanalı

Acil durum kanalı

MİT, yargı ya da emniyet sürtüşmesinin altında yatan sebebi -bana göre- bulamadık. Görünürdeki sebeplerden gidersek, İstanbul Başsavcı Vekili dün bir açıklama yaptı. Özetle, “Bizim savcılık olarak yürütmenin kararlarını, siyasetini sorgulamak gibi bir amacımız yoktur. Biz sadece yürütmenin verdiği görevlerin dışına çıkanlarla ilgili soruşturma yapıyoruz” dedi.



MİT, yargı ya da emniyet sürtüşmesinin altında yatan sebebi -bana göre- bulamadık. Görünürdeki sebeplerden gidersek, İstanbul Başsavcı Vekili dün bir açıklama yaptı. Özetle, “Bizim savcılık olarak yürütmenin kararlarını, siyasetini sorgulamak gibi bir amacımız yoktur. Biz sadece yürütmenin verdiği görevlerin dışına çıkanlarla ilgili soruşturma yapıyoruz” dedi. Yürütmenin talimatının ne olduğunu nereden biliyorlar da dışına çıktığı kararına varıyorlar. Ya da ne zamandan beri amirin emrini dinlemeyenler için yargı, “gel bakalım, sen amirini dinlememişsin” deniliyor. Bana göre tutarlı bir açıklama değil. Burada herhangi bir kamu kurumundan söz etmiyoruz. Bu ülkenin istihbarat teşkilatından söz ediyoruz. Ne diğer kurumlar gibi sorgulanır ne de Müsteşara rağmen, Başbakana rağmen, Başsavcıya rağmen (açıklamasında bize haber vermedi demişti) soruşturma yapılır. Yine dedikleri gibi emniyetin ilgili birimlerinin bu konularda MİT’le görüş ayrılığı, endişesi varsa üstlerine bildirir, bizim bu konularda endişemiz var, araştırılsın, denilir ve işleri orada biter. Kendi amirlerine rağmen, kendilerine göre delil saydıkları konuları savcılığa aktarmanın ne yaptıklarını ve işin nereye varacağını biliyorlarsa açıklanabilir bir tarafı yoktur. ... Bizde birisinin savcıya telefon açması bile yargıya müdahale sayılıyor. Savcı ne demek? Kamunun avukatı demek. Hakimle savcı yan yana gelip karar veremez. Savcı kamu adına davacı ise, davalının da avukatı olacak.. Hakim de ikisini dinleyip kararını verecek. Anlayamadığım şu, gâvurlarda neredeyse her bakımdan avukatlarla eşit statüde olan savcı bizde neden farklı bir yere konuluyor. Kamunun avukatı ise bu işi tek tek halktan vekalet alarak yapamayacağına göre, ona da halk adına talimat veren birisinin olmasından daha doğal ne var? Öyle ağzı yayarak, bastıra bastıra, “cumhuriyetiiiin savcısı” deyince statü özel olur mu? Cumhuriyetin deyince, devlet de, millet de, meclis de, hükümet de beni bağlamaz.. O kadar yüceyiz gibi bir anlam mı çıkıyor, nedir. Zaman içinde bu konular da tartışılabilir hale gelecektir. Bugünlerde kimsenin bu işlere vakti yok. ... Eski alışkanlıklarımız devam ediyor.. Bir problem çıktı mı hemen, “Getirin bir kanun çıkaralım da bu işi çözelim mantığı” aynen devam ediyor. Kimsenin aklına başka bir yol gelmiyor. Kişiye özel kanun olmazmış diye iki kişiye özel kanun çıkarılmasını düşünen bile var. Adalet Bakanı kişiye özel olmasın diye sadece MİT müsteşarı ve görevlilerini değil, askerleri de içine alacak şekilde düzenleme düşünüyoruz, diyor.. İş bu safhaya gelmeden, o savcıya, emniyetin o birimine, siz ne yapıyorsunuz, kiminle istişare ettiniz, niyetiniz nedir diyecek bir kanalımız, bir mekanizmamız yoksa kıvraklığımız da yok, demektir. Eskiden bu işleri (vatan millet bulaşığı olan konularda) Genelkurmay yapardı. Bir telefonla akan sular dururdu. O çekilince yerine siyasi otoriteyi temsil eden bir hat kurulmadı. Öbür türlü emir alışmaya alışanlar, boşlukta kaldı. Her istediklerini yapabileceklerini zannediyorlar.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT