BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Düşman sevindiriyoruz

Düşman sevindiriyoruz

Emniyet-Yargı ve MİT ile ilgili yapılan tartışmalar ve ortaya çıkan güvenlik krizi dostlarımızı üzüyor, düşmanlarımızı sevindiriyor. Bu işten kim kârlı çıktı? İçeride PKK ve KCK ile Ergenekoncular, dışarıda da Türkiye’nin bölgesindeki etkinliğinden rahatsız olanlar.



Emniyet-Yargı ve MİT ile ilgili yapılan tartışmalar ve ortaya çıkan güvenlik krizi dostlarımızı üzüyor, düşmanlarımızı sevindiriyor. Bu işten kim kârlı çıktı? İçeride PKK ve KCK ile Ergenekoncular, dışarıda da Türkiye’nin bölgesindeki etkinliğinden rahatsız olanlar. Bu ülkeye yapılacak en büyük iyilik; bu krizin çıkmasına istemeden de olsa sebep olan kurumların yaptıkları hataları kabul edip, bu hataların tekrarlanmaması için tedbir almalarıdır. Önce yargıdan başlayalım. Yargı, terörle mücadelenin hukuksal boyutunu yürütmektedir. Son olayda KCK terör örgütüne yönelik olarak yapılan soruşturma sırasında, bazı MİT görevlilerinin kendilerine yürütme organı tarafından verilen görevin dışına çıktıkları, bu suretle örgütün eylemlerinin gerçekleştirmesine yardım ettikleri şüphesini doğuracak deliller elde edilmesi nedeniyle soruşturma başlatıldığı, soruşturmanın bu görevlilerin eylemlerine yönelik olduğu söylenmektedir. Başsavcı vekilinin açıklaması doğru olabilir ama bu açıklama olup bitenleri anlayabilmemize yetmiyor. İddialar gazetelere servis edilerek soruşturmanın gizliliği ihlal edilmiştir. Soruşturma davaya dönüşmeden olası iddianameyi gazetelerde çarşaf çarşaf okuduk. Bunu kim yaptı, neden yaptı? Bu servis, savcının bilgisi olmadan nasıl yapılabilir? Yürütme organınca terörle mücadelede önemli sorumluluklar verilen istihbarat servisimizin KCK içindeki tüm faaliyetleri deşifre edildi. KCK’da, MİT’in haber elemanları kimler ve bunlar nerelerde konuşlanmış hepsini öğrendik. MİT’in gizli kalması gereken mahrem bilgileri orta yere saçıldı. Savcılık bu mahremiyete neden sahip çıkmadı? Başsavcı ve Başsavcı Vekilinin, ‘konudan’ savcı tarafından bilgilendirilmemesini nasıl izah edelim? Bu yetkililer konuyu medyadan öğrendiler. Önce ‘böyle bir şey yok’ dediler. Ertesi sabah kabul etmek zorunda kaldılar. Bu yetkililer refüze olmadı mı, kamuoyu önünde zor durumda kalmadılar mı? Sayın savcının soruşturmada yaptığı usul hataları bizi bu noktaya getirmedi mi? Bu hatalar KCK ve PKK içerisinde pek çok istihbarat görevlisinin refüze olması sonucunu doğurmayacak mı? Sayın Savcı yürütme organı tarafından MİT’e verilen görevlerin dışına çıktıklarını düşünüyor ise eski ve yeni MİT başkanını ifadeye çağırmadan Adalet Bakanlığı aracılığıyla Yürütme organına bu kuruma verilen görevlerin ne olduğunu soramaz mıydı? MİT kanunu gereği iddiaları ve delillerini Başbakanlığa gönderip soruşturma izni talep etseydi, siyasi irade de herhalde verdiği görev sınırının aşıldığını görürse, hem idari tahkikat açarak MİT yetkililerine hesap sorar, hem de soruşturma izni verirdi. Ayrıca verilen görevlerin sınırını aşan MİT yetkilileri eski ve yeni MİT başkanı mıdır? Eğer onlar değil de alt kademedeki görevliler ise; bu konunun görüşülmesi için MİT Başkanı bilgi almak amaçlı savcılığa davet edilemez miydi? Şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılması ve bu çağrının basına sızdırılmasını nasıl değerlendirelim? Dünyanın her yerinde istihbarat örgütleri özel yasalara tabidir. Yargı muhakeme ihtiyacı duyduğunda bu özel yasalara uygular. Siyasi irade karar alır, istihbarat servisleri de bu kararları yerine getirir.Uygulayıcıları hesaba çekmeden önce, siyasi iradeden izin talep edilmesi de bu yüzdendir. Ayrıca MİT’in KCK içinde kullandığı haber elemanları profesyonel MİT mensubu değildir. Bunlar örgütle doğrudan bağlantılı şahıslardır. İstihbarat örgütlerinin denetimini emniyet ve yargı yapmaz. Yargı istihbarat örgütüne görev veren sivil iradenin izni ve yardımıyla istihbarat örgütünü sorgular. Terörle mücadelede görevli bazı MİT mensupları yanlışlar yapmış, yetkilerini aşmış olabilirler. Savcılık Adalet Bakanlığı kanalı ile MİT müsteşarı veya Başbakanlıkla bu şüphelerini paylaşabilirdi. Bu durumda ya Başbakanlık ya da MİT idari tahkikatını açar, suçluları savcıya teslim ederdi. Züccaciye dükkânına fille girmenin, kaş yapayım derken göz çıkarmanın gereği yoktur. Yarın da MİT ve emniyetin bu krizdeki hatalarına bakalım...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT