BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Darbe mağdurları -2-

Darbe mağdurları -2-

12 Eylül mağdurlarından biri olarak dün bir kısmını anlattığım başımdan geçenleri anlatmaya kaldığım yerden devam etmek istiyorum:



12 Eylül mağdurlarından biri olarak dün bir kısmını anlattığım başımdan geçenleri anlatmaya kaldığım yerden devam etmek istiyorum: Askerlerimle birlikte ordu atış birinciliği kupasını kolordu komutanlığına sunduk. Çok memnun olsa da malum tutuklama kararı nedeniyle çok üzgün görünüyordu. Babam kadar sevdiğim tabur komutanım kenarda olup biteni izliyor ve kahroluyordu. Kolordu Komutanlığı kupasını aldıktan sonra tutuklama kararı hemen orada bana tebliğ edildi. Merkez Komutanlığından görevliler eşliğinde askerî lojmanlardaki evime getirildim. Yarışmalarda olduğum için 15 gündür ayrı olduğum eşim ve küçük çocuklarım şaşkındı. Beni eve getiren görevliler evde arama yaptılar. Evde mevcut kitap, gazete, dergi ne varsa listeleyip tutanağa bağladılar. Daha sonra eşim ve çocuklarımla vedalaştım. Ankara’ya gitmek üzere Merkez Komutanlığı görevlilerinin nezaretinde otobüse bindik. Eşim şaşkındı. Nereye, niçin götürüldüğümü, suçumun ne olduğunu bilmiyordu. Ankara’ya indiğimizde beni, Etimesgut’ta Zırhlı Birlikler’de bir yere götürdüler. Bina, gözaltı merkezi olarak düzenlenmiş, kapıları-pencereleri demir parmaklıklarla kapatılmış bir bina idi. Kapıdan içeri girer girmez hemen gözümü ve ellerimi bağladılar. Gözüm ve ellerim bağlı doktor muayenesinden geçtim ve ardından tek kişilik bir odaya kapatıldım. Odanın penceresi boyanmış ve demir parmaklıkla kapatılmış,kapı demir bir kapı. Kapının üzerinde sürgüsü dışarıdan kontrol edilen bir gözetleme penceresi var. Yerde incecik bir battaniye var, başka bir şey yok. Yaradan’la baş başasın. Yemek saatinde o delikten bir şeyler uzatılıyor, yiyorsun. Tuvalet ihtiyacı olursa kapıya vuruyorsun asker gelip gözünü bağlıyor, koluna giriyor. Seni tuvalet kabinine sokup kapıda bekliyor. İşin bitince tekrar gözünü bağlayıp odaya götürüyor. Dün, emir-komuta ettiğin; karşında el pençe divan duran Mehmetçik aldığı emir gereği rütbeleri omzundan alınan subayları itip kakıyor. Sorgucular günde iki kez bizi huzura alıyorlar. Yanlarına gözlerimiz bağlı, ellerimiz kelepçeli götürülüyoruz. Gözleriniz kapalı olduğu için yumruğun, tekmenin nereden geleceğini kestiremiyorsunuz. Onların sorularına doğru cevaplar vermeme rağmen 40 gün boyunca yaşadığım işkenceleri, maruz kaldığım zulmü anlatamam. Sorgu dışındaki vaktimi dua okuyarak, namaz kılarak geçirdiğim için çok şükür kafayı kırmadan çıkabildim oradan. Ama birçok arkadaşımız oradan çıktıktan sonra kendine gelemedi. Hatta bir arkadaşımız GATA’da pencereden atlayarak intihar etti. Orada gözaltında tutulan subaylarla birlikte 40 günün sonunda Mamak Garnizonuna götürüldük. Burada bizi mahkemenin huzuruna çıkardılar. Ben ilk celsede beraat ettim. “Hadi evine git biz sonra kararımızı sana bildireceğiz” dediler. Eşimi alıp Tokat’taki aileme gittim. Ordudan atılıp atılmadığımı, durumumun ne olduğunu bilmiyordum. Bir ay sonra bir yazı geldi ve gidip Gelibolu’da tekrar görevime başladım. Bize işkence edenleri mutlaka bulacağım. Bir kısmını tespit ettim. Onların tıpkı darbe liderleri gibi adalete hesap vermesini istiyorum. Benim gibi işkence hanelerinden geçen binlerce mağdurun beklediği de bu. Bugün bu insanlık suçunu işleyen darbecilerin hesap veriyor olmaları çok sevindirici ve gelecek için umut verici bir durum. Buna sebep olanlardan Allah razı olsun.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT