BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Cadı Avı” edebiyatı sıkmaya başladı!

“Cadı Avı” edebiyatı sıkmaya başladı!

CHP Genel başkanı, dün 28 Şubat soruşturmasının 3. Dalgası çerçevesinde; bazı emekli ve muvazzaf subayların gözaltına alınması üzerine şöyle demiş: “Bu iş cadı avına dönüştü...” Kılıçdaroğlu, 28 Şubat için ilk soruşturma başlar başlamaz da, benzer bir çıkışla; “Bu iş intikam operasyonuna dönüşmemeli...” demişti.



CHP Genel başkanı, dün 28 Şubat soruşturmasının 3. Dalgası çerçevesinde; bazı emekli ve muvazzaf subayların gözaltına alınması üzerine şöyle demiş: “Bu iş cadı avına dönüştü...” Kılıçdaroğlu, 28 Şubat için ilk soruşturma başlar başlamaz da, benzer bir çıkışla; “Bu iş intikam operasyonuna dönüşmemeli...” demişti. CHP Liderinin bu endişe veya telaşını doğrusu anlamak kolay değil. Doğrusu meselenin kapağı açılır açılmaz, ‘intikam operasyonu’; ‘cadı avı’ gibi salvolarla, süreci engelleme, mecrasından saptırma gibi yaklaşımları, iyi irdelemek gerekiyor. Eğer hakikaten adaletin tecellisi isteniyorsa, savcı ve yargıçların çalışmalarını baltalama teşebbüsleri artık son bulmalıdır. İkinci olarak, daha önce Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarında da yapıldığı gibi; her seferinde yargı mercilerinin yürüttüğü bir operasyonu ille de hükümete, yani ‘Yürütme’ erkine mal etmeye çalışmak neyin nesi? Bu ülkede, yargısal sürecin nasıl işlediği bilinmiyor mu? Neden özellikle konu hükümete ve siyasete bulaştırılmak isteniyor. Bu devletin kanunlarına göre suç işlediği şüphesi varit olan kişiler, makam-mevki ve rütbesi ne olursa olsun; Anayasadaki “kanun önünde eşitlik” prensibince, her vatandaş gibi, hesap verme durumundadır. Ama bazıları böyle düşünmüyor. Ne olursa olsun, birilerine ayrıcalık tanınmasını, suç işlemiş bile olsa, bazılarının kayırılmasını isteyenler var... Elbette böyle bir saçmalık kabul edilemez. Soruşturma ve yargılamanın adil biçimde yapılmasını istemek başka, kimileri adına yargısal bağışıklık istemek daha başkadır. Bahse konu soruşturma ve davalar, ne intikam operasyonudur, ne de cadı avıdır. Sadece, bir dönem devleti fena halde tahrip eden; demokrasiyi rafa kaldıran veya kaldırmaya teşebbüs eden ve şüphesiz hepsi anayasal düzene karşı ağır suç teşkil eden hareketlerin, adalet dairesinde hesabının sorulmasıdır. Bu hesaba çekilmek, bazılarının hiç hoşuna gitmeyebilir. Ama onlar istemiyor diye de, hukukun temel prensipleri herhalde çiğnenecek değil!.. Dün, bir televizyon kanalında yorum yapan bir meslektaşımız, 28 Şubat Sürecinde; attıkları kurgusal manşetlerle pek çok kimsenin istikbalini söndüren, halkın ensesinde askeri boza pişiren, generallerin kanunsuz eylemlerini pişkince teşvik eden; alkışlayan kimi meşhur medya yöneticilerinin, isimlerinden dahi bahsedilmesinin çok yanlış olduğunu, hatta bunun bir psikolojik operasyona dönüştüğünü iddia ediyordu! Doğrusu kendisine acıdım... Bazılarının kuyruk acısı olabilir, ama o meslektaşımızın bu kadar heyecanlanmasını anlayamadım. Asılsız iddia ve komplolarla, nice insanın hayatını zehir eden provokatör ve ajitatörlerin; mesleki etik zemininde kritik edilmesine dahi, tahammül edemeyen bir anlayışı, ancak çöp sepetine atmak gerekir!.. Kendileri güçlü pozisyonda iken, hak-hukuk ve adalet kavramlarını hiç hatırlamayanlar, adaletle yüz yüze gelme durumunda kalınca paniklemeye başladılar. Lakin netice değişmeyecek... Ne kadar tezvirat yapılırsa yapılsın, adli süreç işleyecektir. İşlemelidir. Geçmişte her askeri darbe ve müdahaleyi arkalayıp işin kaymağını yiyenler, bir kerecik olsun yargıya hesap versinler canım!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT