BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Amerika’da “Elian” vak’ası; ilkeler ve gerçekler...

Amerika’da “Elian” vak’ası; ilkeler ve gerçekler...

Bu yazıyı okuduğunuzda, kısaca “Anayasa Bunalımı” diyeceğimiz kriz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ya çözülmüş ve istikrara yeni bir şans tanınmış olacak, ne ve kim olduğu belli bir Cumhurbaşkanı -Süleyman Demirel- görevine devam edecek ...



Bu yazıyı okuduğunuzda, kısaca “Anayasa Bunalımı” diyeceğimiz kriz, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ya çözülmüş ve istikrara yeni bir şans tanınmış olacak, ne ve kim olduğu belli bir Cumhurbaşkanı -Süleyman Demirel- görevine devam edecek, son dönemlerin en başarılı koalisyon hükümeti, iç ve dış tehlikelerle dolu bir bağlamda görevine devam edebilecek, ya da, ülke, günlerce, belki de aylarca sürebilecek, sonu meçhul arayışlara girecek. “Değişiklik”, “Değişim”, iyidir de, ülkemizin fazla vakti ve bu sarsıntılara tahammül edecek gücü var mı? Ve en mühimi, netice ne olursa olsun, bu bunalım Türkiye’nin geleceğini nasıl etkileyecek? Partilerdeki bazı milletvekillerinin, fire vermemelerini kontrol için, Anayasa’daki gizlilik ilkesini, çeşitli şekillerde sulandırmak çabaları bile, milletimizin “vekillerinin” ahlaki ve siyasi selabetleri konusunda çok acı neticeler çıkarmamızı gerektiriyor. Milletin vekillerine güvenememek ne acı! Şu sırada bu konuda yazabileceğim fazla bir şey olmadığı için, bugün Amerikan kamuoyunu günlerdir işgal eden, siyasi tartışmalara yolaçan, Federal hükümetle yerel idareyi karşı karşıya getiren, güncel bir olayı “Elian Gonzales” konusunu ele alacağım. “Elian” geçen Kasım ayında annesi ile birlikte Küba’dan kaçarken, içinde bulundukları sandalın batması ve annesi dahil herkesin boğulmasına rağmen, bir otomobil lastiğine sarılıp sağ kalabilen ve köpek balıklarına karşı kendisini yunus balıklarının koruduğunu söylemesi üzerine adeta bir efsane kahramanı haline gelen, Miami’ye sığınmış altı yaşındaki Kübalı bir çocuk! Elian’ı Küba’daki babası ve dolayısı ile Castro’nun Küba Hükümeti geri istiyor. Miami’deki ana tarafı akrabaları ve Castro karşıtı Kübalılar ise, Elian’ın geri gönderilmesine şiddetle karşılar, ABD Hükümetine, politikacılara ve ABD Göçmen İşleri Dairesi’ne ve Adalet Bakanı Janet Reno’ya baskı yapıyorlar. Castro ise, bu konuyu prestij ve propaganda meselesi yapmış.. Küba halkı da Elian’ın geri gönderilmesi için her gün protesto mitingleri düzenliyor. Siyasi bunalım Olay uluslararası bir sorun olmaktan da öte, Amerika’da siyasi bir bunalım oluşturdu. Demokrat aday Al Gore, Miami’deki Kübalıların oylarına tamahen, Anayasaya ve kanunlara göre Elian’ın Küba’ya ve babasına iade edilmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Clinton’la ters düştü. Cumhuriyetçi aday George Bush da, Küba kökenlilerin oyları söz konusu olunca rakibinden geri kalır mı? O da, kanunlardan yana tavır alan, Elian’ın babasına, Küba’ya iadesine taraftar. Florida valisi, kardeşi Jeb Bush’la ters düştü! Florida’daki, özellikle Miami bölgesindeki bunalım, Miami’nin % 40’ını Kübalılar’ın oluşturduğu Dade bölgesi Belediye Başkanının ve emrindeki Polis kuvvetinin, Federal Hükümeti’nin Elian’ı cebren iade etmeye kalkması halinde, kuvvet kullanarak Anayasa hükümlerine rağmen, Federal Hükümet kuvvetlerine fiilen karşı koyacaklarını söylemesi ile, adeta bir iç savaşa dönüşmek üzere... Bu, önce insani bir trajedi, ama daha mühimi, Federal Hükümetle yerel hükümet arasındaki ihtilaf, aslında her ülke için cari olabilecek bir ilkeler ve gerçekler ikilemine veya çıkmazına paralel bir evrensel olay! Kanunlar sarih Amerikan kanunları sarih; Elian’ın kanunsuz olarak girdiği Amerika’dan, sığınma hakkı talep edecek yaşta olmadığı ve öz babası da Küba’dan oğlunu yanına istediği için, hudut dışı edilmesi, Küba’ya ve babasına iadesi şart. Castro’nun Elian’ı bir prestij ve propaganda malzemesi gereği Miami’deki Kübalı düşmanlarını tuşa getirmek için istediği de belki gerçek. İnsani açıdan, çocuğun Amerika’da daha mutlu olabileceği ve kalmak isteyeceği düşünülse bile, altı yaşında ve reşit olmadığı için sığınma hakkı talep edemeyeceği için, Amerikan kanunları iadesini gerektiriyor. Kendisi de Miami kökenli olan ABD Adalet Bakanı Janet Reno, kendi bölgesindeki siyasi geleceğine ve hatta kendi duygularına rağmen, öldürülme tehlikesini de göze alarak, bir hukuk insanı olarak Elian’ın Küba’ya iadesinde ısrar ediyor. Şimdi duygular, hatta Elian’ın babasının oğluna kavuşmak isteği ve ABD’deki veya Miami’deki siyasi realiteler mi ağır basacak, yoksa Anayasa hükümleri ve kanunlar mı üstün gelecek? Eğer Elian kanunlara ve babasının isteğine rağmen Miami’de akrabalarının yanında kalır hatta, hakkında ABD vatandaşlığına geçmesi için özel kanun çıkarılsa bile, bu bütün dünyada ana veya babanın biri veya ailenin bir kısmı tarafından ülkeden kaçırılan ve alıkonan yüzlerce çocukla ilgili davalarda tehlikeli bir içtihat veya teamül oluşturabilir. Münferit bir vak’a değil Görüyorsunuz, Elian konusu münferit bir vak’a, insani bir trajedi olmaktan çıkmış, bir ilke-realite ve duygu tartışması, siyasi seçim ve oy tartışması haline gelmiş! Üstelik, devletler hukukuna ve milletlerarası bir ihtilaf boyutlarına varmış... Daha da ötesi Amerika’da etnik ihtilaflara yol açabilecek. Miami dışındaki Amerikalılar’ın büyük bir kısmı, olayı daha objektif değerlendirerek Elian’ın babasına iadesine taraftarlar. Şimdiye kadar etnik sorunları olmayan Miami’de etnik gruplar arasında ihitlaflara da yol açıyor. Başkan adayları, Gore ve Bush’un Elian’ın, Küba’ya, babasına gitmesine karşı aldıkları tavırlar da, onlara Kübalılar’ın oyunu kazandırsa bile, diğer etnik grupları kızdırabilecek. Kısacası, bütün ülkelerin kamu hayatında böyle realitelerin, özel şartların, ilkelere ters düştüğü haller yok mu? Olmuyor mu? Bu sorunları çözmekte ölçü ne olacak? Aslında sadece Amerika’yı ilgilendiren bu konuyu, belki kıssadan hisse alınır diye yazdım... GÜNÜN FİKİR KIRINTISI “Bütün merkezi hükümetler, her şeyin tek düze ve yeknesak olmasından yanadırlar. Bu onların sonsuz ve sayısız ayrıntılara girmeleri ve herkese göre ayrı ayrı kurallar uygulamaları zorunluluğunu ortadan kaldırır. Yegane çare herkesi, bütün vatandaşları aynı kurallara tabi kılmaktır. Alexis De Toqueville-Fransız siyasi düşünürü-1835 (“Amerika’da Demokrasi” adlı kitabından)
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT