BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kime küssem, bilmiyordum!

Kime küssem, bilmiyordum!

“Hayat pencereme örtülen sır perdesini nihayet yaşlı bir teyze aralamıştı. İşittiklerim aklımın kıyısına vurdukça, gerçekler bir şekilde açığa çıkıyordu.”



Benim için belki de şimdiye kadar ilk defa doğruyu söyleyen bu yaşlı teyzeyi kızı susturmaya çalışıyordu: -Yok anneciğim! Galiba sen başkasıyla karıştırdın. Yasemin; sen annemin söylediklerine kulak verme. Yaşlılık işte, ne dediğini bilmiyor. Yaşlı Teyze ise, kızının bu sözlerine alındı: -Aşk olsun! Sen de beni büsbütün bunak ettin. Ben ne dediğimi bilmiyor muyum? Ben olayın şokundaydım. Hayat pencereme örtülen sır perdesini nihayet yaşlı bir teyze aralamıştı. İşittiklerim aklımın kıyısına vurdukça, gerçekler bir şekilde açığa çıkıyordu. Ruhumda başlayan şiddetli sarsıntı bedenimi de sarmıştı. Duyduklarına bir anlam veremeyen arkadaşlarım ise içimde yaşadığım arbededen beni kurtarmaya çalışıyorlardı. Ancak onları işitecek halde değildim. Okul yolundan geri dönüp eve gittim. Hayatıma dair saklanan gerçekleri artık öğrenmeliydim. Eve girdiğim anda içimde birikenleri haykırmaya başladım. Hıçkırıklarıma eşlik eden, “Ben kimim, kimin çocuğuyum?” sorusu, annemle babamı mutluluk rüyasından uyandırmıştı. Sorularım karşısında şaşırdılar. Ne diyeceklerini bilemediler. Ancak ben, ne pahasına olursa olsun gerçekleri duymalıydım. Israrlarım üzerine annem ve babam hayatın en zor imtihanıyla karşı karşıya kalmışlardı. Hakikati anlatmaktan başka çareleri de yoktu. Annem kollarıyla beni sıkıca sararak konuşmaya başladı: -Bak yavrum, madem iş bu noktaya geldi, anlatayım. Şimdi sözümü kesmeden, sonuna kadar beni dinle. Bizim uzun yıllardır süregelen evlat hasretimiz, seni kucağımıza alınca son bulmuştu. Bana dünyanın en kıymetli hediyesini beyaz bir kundağın içinde sundular. Hiçbir zaman çocuk sahibi olamayacağımı öğrendiğimde dünyam başıma yıkılmıştı. Uzun zaman bu enkazın altında ezildim. Rabbim bana kendi canımdan bir can nasip etmemişti ama uğruna canımı feda edebileceğim bir emanet nasip etti. Sen bizim evlat hasretimizin vuslatı oldun. Evet, biz senin öz ailen değiliz ama öz evladımız olsa acaba seni sevdiğimiz kadar sever miydik? Mutluluk denizinde hayalden yapılmış sandalımı, katı gerçekler limanına yanaştırmıştım. Karanlıktaki geçmişim aydınlığa çıktıkça derin bir kuyuya düştüğümü hissediyordum. Dibe çakılıp yok olmak en büyük kurtuluştu sanki. Bu değerli insanların gerçek ailem olmaması da, yüreğimin başka bir köşesini sızlatıyordu. Saatlerce, annem bildiğim o değerli insandan geçmişimi dinledim. Anlattıklarına göre, gerçek babam ben dünyaya geldikten üç ay sonra vefat etmiş... Devamı yarın Yazışma adresi: Türkiye Gazetesi İhlas Medya Plaza 29 Ekim Caddesi, 34197 Yenibosna/İstanbul Faks: (0212) 454 31 00
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT