BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdurrahmân Ebü’l-Vefâ

Abdurrahmân Ebü’l-Vefâ

Buyurdu ki: “İslâm âlimlerine filozof demek, bunları küçültmek olur. Felsefeciler, yanılıcı olan aklın esîri, mahkûmu kimselerdir...”



Abdurrahmân Ebü’l-Vefâ hazretleri, on sekizinci yüzyıl Irak velîlerinden olup, Osman et-Tavilî hazretlerinin ikinci oğludur. 1837 (H.1253) senesinde doğdu. 1868 (H.1285) senesinde vefât etti... Bu mübarek zat, vefatından kısa bir zaman önce buyurdu ki: İslâm âlimleri “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în”, kendi zamânlarına kadar olan fen bilgilerini okuyup ve seksen bilgiyi iyi öğrendikten sonra, İslâmiyyetin gösterdiği yolda, kalblerini açarak, nefslerini temizleyerek, aklın erişemediği bilgilerde de doğruyu bulmuşlar, hakîkate varmışlardır. İslâm âlimlerine filozof demek, bunları küçültmek olur. Felsefeciler, yanılıcı olan aklın esîri, mahkûmu kimselerdir. Bunlar tecrübe etmeyip, akıl ile söylediklerinde ve deneyleri açıklarken vehimlerine kapıldıkları zamânlarda aldanıyor, zararlı oluyorlar. Bunun için ve aklın üstüne çıkamadıkları için, bunlar, İslâm âlimi gibi yüksek olamaz. AKIL, GÖZ VE IŞIK... Aklı olmayan delidir. Aklını kullanmayan sefîhtir. Akla uygun iş yapmamak sefâhettir. Aklı az olan da ahmaktır. Yalnız akla uyup, yalnız ona güvenip, aklın ermediği şeylerde yanılan kimse, felsefecidir. Aklın erdiği şeylerde ona güvenen, aklın ermediği, yanıldığı yerlerde, Kur’ân-ı kerîmin ışığı altında akla doğruyu gösteren yüksek insanlar da, İslâm âlimleridir. O hâlde, İslâmiyyette felsefe yoktur, İslâm felsefesi, İslâm filozofu yoktur. Felsefenin üstünde olan İslâm ilimleri ve felsefecilerin üstünde olan İslâm âlimleri vardır. Akıl, göz gibidir, din bilgileri de ışık gibidir. Yani insanın aklı, gözü gibi zayıf yaratılmıştır. Gözümüz, maddeleri, cisimleri karanlıkta göremiyor. Allahü teâlâ, görme âletimizden faydalanmamız için, güneşi, ışığı yaratmıştır. Güneşin ve çeşitli ışık kaynaklarının nûru olmasaydı, gözümüz işe yaramazdı. Tehlikeli cisimlerden, zararlı yerlerden kaçamaz, faydalı şeyleri bulamazdık. Evet, gözünü açmayan veyâ gözü bozuk olan, güneşten faydalanamaz. Fakat, bunların güneşe kabâhat bulmaya hakları olmaz. Aklımız da, yalnız başına maneviyyâtı, faydalı, zararlı şeyleri anlayamıyor. Allahü teâlâ, aklımızdan faydalanmamız için, Peygamberleri, İslâmiyyet ışığını yarattı. Peygamberler, dünyâda ve âhirette râhat etmek yolunu bildirmeseydi, aklımız bulamaz, işe yaramazdı...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT