BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ortak bir Cumhurbaşkanı mümkün mü?

Ortak bir Cumhurbaşkanı mümkün mü?

İnşaallah yanılıyorumdur ama, ben koalisyon liderlerinin Cumhurbaşkanlığı için ortak bir adayda anlaşabileceklerini, anlaşmış görünseler bile, bu anlaşmayı neticede başarı ile uygulayabileceklerini sanmıyorum.



İnşaallah yanılıyorumdur ama, ben koalisyon liderlerinin Cumhurbaşkanlığı için ortak bir adayda anlaşabileceklerini, anlaşmış görünseler bile, bu anlaşmayı neticede başarı ile uygulayabileceklerini sanmıyorum. Aslında, MHP, DSP ve ANAP Genel Başkanlarının müşterek bir adayın Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi ideal olurdu ama, onların kararlarına, partilerine mensup milletvekillerinin hiç fire vermeden, uyacakları ve gereken sayıyı bulup Cumhurbaşkanını seçecekleri çok şüpheli. Cumhurbaşkanının vasıfları neler olmalı? Hakkı Devrim kardeşimiz, bu vasıfların öyle bir listesini yapmış ki, yalnız birkaç tanesinin bile, tek kişide toplanması güç, hatta bir vasıf diğer vasfı da tasfiye edebiliyor. Geçen bir yazımda belirttiğim gibi, insanın genetik şifresi çözülürse belki ilerde, genlere bu vasıfları yükleyerek, ideal devlet adamı, ideal Cumhurbaşkanı “hazırlanabilir”.. Ama şimdi, çok ayrıntıya girmeden, temel bazı vasıflar aramak gerekiyor. Benim için aranması gerekecek başlıca vasıflar şunlar: Dürüstlük ve sağduyu ile birlikte, gerçek vatanseverlik ve milliyetçilik, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet rejiminin bütün ilkelerine ivazsız bağlılık. Fotoğraflar Geçenlerde ANAP Milletvekili Mustafa Taşar, öylesine vasıflar sıralamış ki, bir Mesut Yılmaz’ın fotoğrafı eksik. ANAP’lıların gönlünde muhtemelen Yılmaz’ın kendi gönlünde de, Demirel’in süresini uzatmak manevralarının da ardında, hep “Yılmaz” yatıyordu. Bir kısım medyamız da İsmail Cem’i hararetle pompalamakta... Arkadan, bazı gönüllere göre İlter Türkmen ve Sami Selçuk gibi, “bilinip de bilinmeyen kıymetler” geliyor! Bizler asıl, olmazsa olmaz vasıfları milliyetçilik ve vatanseverlik ve Cumhuriyete bağlılık olan, mesela İsmail Hakkı Karadayı’yı veya MHP’li bir kişiyi ileri sürünce bazı kaşlar yukarı kalkıyor; bu isimlere alerji varmış... MHP’den bir aday Kopenhag kriterlerine uymazmış.. Hem, alerji kimlerin alerjisi, Avrupalılar’ın mı, yoksa bir avuç kıytırık entelin mi? Bir de millete sorsunlar bakalım; alerjiden söz edilecekse, ortaya atılan bazı isimlere de Türkiye’de bir çoğunluğun alerjisi olması çok daha varit! Çetin günler Önümüzde çok çetin günler var. Avrupa Birliği mütfettişleri ve yerli yardakçıları “ev ödevlerimizi yapmamız, bu süreçte milli egemenliğimizden tavizler vermemiz için gittikçe bastıracaklar. Bu konuda tabii Hükümetin dirayet ve salabeti önemli, istikrarlı ve “birlik” olmuş bir hükümetin varlığı önemli, ama onların arkasında da kale gibi durabilecek, ruhunu Avrupa Birliği’ne salmamış bir devlet başkanının bulunması da önemli. Nefesimi kestim bekliyorum. Umudum, Türk milletinin çetin dönem ve durumlarda, Ergenekonu delebilecek liderler çıkarabilmek hassasında! Elçibey bunalımı Azerbaycan’ın bugünkü Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev tarafından Cumhurbaşkanlığından düşürülen ve uzun süredir Nahcivan’da menfada bulunan eski Cumhurbaşkanı Elçibey’in Ankara’ya gelişinde, kriz diyemeyeceğim ama bir sıkıntı yaşandığı ima ediliyor; ona gösterilen devlet başkanı muamelesi ve başta sayın Devlet Bahçeli, MHP’li bakanlar, Enis Öksüz, Koray Aydın, Osman Durmuş, Sadi Somuncuoğlu ve Abdülhaluk Çay tarafından ziyaret edilip, itibar görmesi, Aliyev’i gücendirir mi imiş? Sağolsunlar, profesyonel deformasyon yüzünden, bazan fazla protokolcü ve “kollamacı” olan Dışişleri Bakanlığımız, bir hayli sıkılmış, hatta Bakanların ısrarına rağmen, Elçibey’in VIP salonunda basın konferansı yapmasını önlemeye kalkmış. Ben, şu sırada Türkiye’nin yanında görünen Haydar Aliyev’in alınacağını tahmin etmiyorum. Ancak önemli bir gerçeği hatırlatmak gerek; Haydar Aliyev, uzun yıllar Sovyetler Birliği’nin KGB’sine ve Politbürosuna hizmet ederken, bütün hayatı boyunca, Türk Milliyetçisi olan Elçibey, Azerbaycan’ın özgürlüğü için mücadele veriyordu! Bu mücadele dolayısı ile Elçibey’le başta rahmetli Türkeş olmak üzere, MHP’liler arasında yakın dostluklar ve bağlar oluşmuştu. Ben de Elçibey’i Bakü civarında gizlendiği evde ziyaret etmiştim; duvarlarında Türk bayrakları ve Atatürk resimleri vardı. Benimle bir “Türk” lideri olarak dobra dobra konuşmuş, yüreğime sular serpmişti. Tabii, bugün Azerbaycan’ın içişlerine karışmamamız ve şimdi Türkiye’nin yanında görünen, Demirel’le yakın bir dostluk kuran Haydar Aliyev’e karşı cephe almamız düşünülemez ama “Haydar Bey’i gücendiririz” endişesiyle, ne MHP’liler olarak hatta ne de Türk devleti olarak, Elçibey’e gereken itibarı ve yakınlığı göstermekten kaçınmamız da doğru ve mümkün olamaz!
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT