BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Eğer savcı olursam!’

‘Eğer savcı olursam!’

Bir insan düşünün ki, 18 yaşında. Delikanlı... Yüreği coşkularla heyecanlarla dolu bir genç... Namuslu yaşayabilmek için ailenin bütün mal varlığı ortaya konulduğunu dile getiriyor. Hırsızlık yapmamak ve gayr-i meşruya sapmamak üzere malını ortaya koyduğunu söylüyor. Ve yalvarıyor: -Ağabeyimi hapsedin ama arabayı hapsetmeyin.”



Dünkü hatıraya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Gaziantep’te sınır kapısında, bavul ticareti yapılmaktadır. Bu insanları memleketine götürecek taksi durağı vardır. Okuyucumuzun ailesi de zor şartlarda bir taksi alarak bu işe başlar. Ama ilk işinde, yolda aldığı iki yolcunun valisinden çıkan kaçak eşya sebebiyle arabaya el konulur. Ağabeyi de gözaltına alınır. Bunun üzerine okuyucumuz gidip savcıya yalvarır. “Savcıya ne ricalarda bulundum. Hatta dedim ki, eğer illa ki tutacaksanız ağabeyimi tutun ama arabaya serbest bırakın. Bu aslında insanlık için de çok zillet verici bir durum. Şu an o günleri yeniden yaşıyor ve yüreğimin sızısını hissediyorum... Bir insan düşünün ki, 18 yaşında. Delikanlı... Yüreği coşkularla heyecanlarla dolu bir genç... Namuslu yaşayabilmek için ailenin bütün mal varlığı ortaya konulduğunu dile getiriyor. Hırsızlık yapmamak ve gayr-i meşruya sapmamak üzere malını ortaya koyduğunu söylüyor. Ve yalvarıyor: -Ağabeyimi hapsedin ama arabayı hapsetmeyin. Bu yalvarmalarım karşısında savcının idi dudağı kıpırdadı: -Bir komisyon var bugün. Komisyona sevk ederim. Onlar ne değer biçerse, gümrük vergisi verirler. O değeri teminat mektubu veya para olarak getirirsiniz karşılığında bırakırım. Bu söze sevindim biraz. Gidip komisyon üyelerine rica ettim: -Allah rızası için yardımcı olun. Komisyon üyeleri, arabaya 25 bin lira değer biçtiler. Bu kadar daha para bulsaydık, zaten peşin alırdık. Dolayısıyla bizim bu parayı bulmamız imkansızdı. Neticede teminatı da bulamadık. Enteresandır, ağabeyimi serbest bıraktılar ama Kırmızı Murat’ı hapsettiler. Ağlaya ağlaya döndük. Araba kaldı orda. Arabanın taksitleri kaldı. Amca çocuklarının verdikleri borç parayı ödememiz mümkün olmadı. Bize olan güvenlerini sarsmış olduk. Perişan olduk. Kardeşim başını aldı başka yere gitti. Borçlarımızı ödeyemedik. Evet, kapımıza haciz için kimse gelmedi ama çok sıkıntılı günler geçirdik. Benim öğretmen maaşımın üzerine kaldık. Ben aileme aldığım bazı eşyaları satmak zorunda kaldım. Örneğin bir halı almıştım. Öğretmen olduğum ilk maaşımda taksitle almıştım onu. Ağlaya ağlaya sırtıma vurup sattım o halıyı. Çok onuruma dokundu. O olaydan sonra, üç yıl dört yıl kan yuttuk. Ama çevremize kızılcık şerbeti içiyoruz dedik. Derken eve bir mektup geldi: “... Gereği düşünüldü. Filan tarihte, filan olayda, falan oğlu filanın suçu olmadığı anlaşıldığından beraatına ve Kırmızı Murat’ın da sahibine iadesine karar verilmiştir.” Kağıt üzerinde Kırmızı Murat’a kavuşmuştuk. Gerçekten öyle miydi ya? Kırmızı Murat kalmış mıydı ortada? Elimizde belge ile otomobili almaya gittiğimizde Kırmızı Murat’ı tanıyamadık. Otomobil, üç yıl boyunca güneşin yağmurun karın altında arabalıktan çıkmış, teneke yığını haline gelmişti. Kardeşim onu alıp bir hurdacıya hurda olarak verdi. Ele geçen üç kuruşu da borçlulara... Üç bin lira mı tutmuştu beş bin lira mı tam hatırlamıyorum ama o kadar bir şeydi. Şimdi ben burada şunu beynime yerleştirdim: “Kanunlar kadar uygulayıcılar da çok önemliydi. Hatta uygulayıcılar kanunlardan daha önemli.” Dedim ki kendi kendime: -Eğer savcı olursam. Ben asla bunu yapmayacağım! Çünkü savcılık öyle bir makam ki, kendi kişiselliğiniz var. İmkanlarınız var. Gücünüzü devletten alan bir otoriteniz var. Yani devletin yüzüsünüz aynı zamanda. -Savcı olacağım. Ama sıcak, samimi, adaletten şaşmayan bir savcı. Benim şahsımda bu kapıya gelen hiçbir insan, devletin huzurundan ağlayarak çıkmayacak... Hiç kimse devletine küfrederek geri dönmeyecek... Benim şahsımda devletin yüzünü gören insan korkmayacak... Suç bile işlemiş olsa suçunun cezasını adaletçe kabul edecek ve “Bu benim hakkımdı” diye boyun bükecek... Ama yüreğinde asla isyan olmayacak... Ve o genç okuyup savcı olmayı başarmıştı...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT