BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suriye’de mezhep savaşı yaşanıyor!

Suriye’de mezhep savaşı yaşanıyor!

“Suriye’deki iç savaş, Sünni Arap ve Kürtlerin sistemin dışına itilmesinden kaynaklandı. Suriye meselesinden dolayı İslam âlemi bölük pörçük oldu.” Herkesin hesabı ayrı Suriye için. İran “Akdeniz’i kaybederim.” İsrail “Ne kazanırım, ne kaybederim?” hesabında. Diğerlerini ise uzatmaya gerek yok...



> Osman SAĞIRLI - Adem DEMİR 49 YILDIR BAAS İKTİDARDA Uluslararası Orta Doğu Barış Araştırmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. Veysel Ayhan, 1946 yılında kurulan, 1963’ten bu yana Baas rejimi tarafından yönetilen ve aylardır iç savaşın hakim olduğu Suriye’yi gazetemize değerlendirdi. Sancılı komşumuz Suriye’de, iç çatışmalar artarak devam ediyor. Ateş giderek büyüyor ve daha fazla can yakıyor. Suriye ile en uzun hududa sahip Türkiye de bu ateşten fazlasıyla etkilenmiş durumda. Hatta ateş kimi yerlerde sınırı çoktan geçmiş. Türkiye’deki terör şiddetinin bile Suriye’den kaynakladığını artık herkes dillendirmeye başladı. Ne kadar süreceğine ilişkin tahminde bulunmak dahi güç oldu. Konuyu Orta Doğu konusunda uzman olan bir isimle konuştuk. Uluslararası Orta Doğu Barış Araştırmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. Veysel Ayhan’ın çizdiği tablo endişe verici. İşte Doç. Dr. Ayhan ile yapılan söyleşiden bölümler: Suriye’de gelinen noktayı nasıl okuyorsunuz? Geride kalan 18 aylık süreyi göz önünde bulundurup bir değerlendirme yaptığımızda; silahsız veya barışçıl çözüm adına hiçbir emare gözükmüyor. Tarihsel ve toplumsal yönüyle olaya baktığımızda tarafların teşhis ve çözüm önerileri çok farklıdır. Suriye’de elbette anti-demokratik yönetim hâkim. Belli grupların siyasal, idari, ekonomik ve askeri yönetim üzerinde çok ciddi baskısı var. Bütün bunlara rağmen Suriye’ye askeri müdahalenin yapılması çok ciddi bir tartışmadır. Suriye heterojen bir ülke. Kendi içinde dinsel, etnik ve mezhepsel farklılıkları barındırıyor. Müslüman, Hıristiyan, Ermeni, Dürzî ve Kafkas kökenli insanlar yaşıyor. Dolayısıyla Suriye bir yanıyla, yalnız bölgeyi değil, aslında dünyayı ilgilendiriyor. Kim bu taraflar? İran, Irak’ta Nuri El Maliki yönetimi ve Hizbullah’ın dâhil olduğu taraf ile Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’ın ilgili olduğu taraf bir değildir. Fransa ve Amerika’nın tarafıyla Suriye ve Çin’in tarafı da bir değil. Herkes farklı bir politikayla Suriye meselesine yaklaşıyor. Diğer ülkelerin farklı yaklaşımlarının temelinde ne var? Dini, etnik ve mezhepsel yaklaşım ile farklı çıkar ve beklentiler var. Rusya ile İran’ın çıkarıyla, Fransa ve Türkiye’ninki farklılaşıyor. Temelde sorun şu: Suriye kendi içinde bir iç savaş yaşıyor. Bu, Suriye halkının bir kısmının sistemin dışına itilmesinden kaynaklanıyor. Özellikle Sünni Araplarla Kürtlerin dışlanmasından kaynaklı başlayan çatışma her geçen gün büyüdü. Mesela bu iki kitle; yani Sünni Araplar ve Kürtler, askeri yapı ve devlet kademelerinden hak ettikleri yerlere gelemediler. Suriye’nin mozaik yapısı öteden beri biliniyordu. Neden daha önce patlama olmadı? Suriye, kurulduğu ve bağımsızlığını ilan ettiği günden bu yana sürekli kendi içinde bir istikrarsızlık yaşıyor. 1949 ve sonrasında 3 darbe yaşadı. Bu darbeler, her ne kadar Filistin meselesi ve Arap-İsrail savaşıyla izah edilse de bakıldığında bunu gerçekleştirenler farklı mezhepsel yapılarıyla dikkat çekiyorlar. Geçmişteki iç çatışmalardan dolayı binlerce insan öldürüldü. On binlercesi sürgüne gönderildi. Ardından istihbarat ve askeri baskıyla bir yapı oluşturuldu. Yaşananlar kaçınılmaz mıydı? Suriye’nin istikrara kavuşabilmesi için tüm toplumsal kesimleri içinde barındırması gerekiyordu. Arap baharı bir değişim ve dönüşüme neden olmasaydı bile eninde sonunda büyük patlama yaşanacaktı. Herkes şunu söylüyordu: Suriye’de çıkacak bir kriz, ülkeyi iç savaşa götürecek. Bu iç savaş mezhepsel ve etnik bir yapı arz edecek. Herkesin korkusu bu yöndeydi. Korkulan da oldu. Suriye’deki iç savaşa bir ad koyarsanız ne dersiniz? Farklı tanımlama yapanlar var. Ama komşumuzda şu anda yaşanan bir mezhep savaşıdır. Aksini savunanların şu sorulara cevap vermeleri gerekiyor. Neden tüm halk, otoriter diktatörlüğe karşı yürütülen savaşa aynı oranda destek vermiyor? Şu anda Hıristiyanlar, Ermeniler, Aleviler, Dürzîler ve hatta Kürtler rejime karşı neden savaş vermiyorlar? Aslında Suriye olayı çok renkli bir pazıl gibidir. Askeri baskı ve istihbarat korkusuyla pazılın bu parçaları birleştirilmişti. Zorla bir arada tutulan pazıl dağılmaya başladı. Bölgesel etkiler ortaya çıkardı. Dağılan parçalar hangi özellikler arz ediyor? Mezhepsel, etnik, ideolojik özellikler ön planda. Sekülarizmi önceleyen Baasçı yapı, mezhepsel yapı ve Arap-Kürt etnik özellikli parçalar dağılıyor. Uluslararası ölçekte bu savaşın tarafları kimler? Bu savaşın içinde bölgesel ve küresel aktörler yer alıyor. Çatıdan başlarsak; bir tarafta ABD, diğer tarafta özellikle Suriye meselesinde öne çıkan Rusya ve Çin var. En dikkat çeken yönü bölgesel aktörlerin fazlaca rol üstlenmiş olmaları. İran, Türkiye, S. Arabistan savaşın içindeler. Mısır kendini gösteriyor. Görünmeyen taraf da İsrail’dir. Katar, Nuri El Maliki ve Mesut Barzani yönetimi var. Aslında; Müslüman’ı, Hıristiyan’ı, Yahudi’si, Kürt’ü, Türk’ü, Arap’ı, Acem’i yani bütün Orta Doğu ve hatta dünya var işin içinde. Kimin ne hesabı var? Herkesin hesabı ve çıkarı ayrıdır. İran, “Suriye düşerse, Hizbullah’ı, Irak’ı hatta Akdeniz’i kaybederim. İsrail’e karşı duvarım yakılır” diyor. İsrail, “Esad düşerse ne kazanırım ne kaybederim?” hesabında. Diğerlerini uzatmaya gerek yok. Uluslararası camia Libya’da çok hızlı davranırken Suriye olayında işi niye ağırdan alıyor? Suriye meselesi çok karmaşık ve çetrefillidir. Suriye’de çıkar ve iktidar kavgası yürütülüyor. Bunun içinde hem bölge hem de küresel güçler var. Taraflar da uzlaşmak için masaya oturmaktan yana değiller. Şu anda Suriye’deki ateş, bütün bölge ülkelerinin, bütün Müslümanların canını yakıyor. Suriye meselesinden dolayı İslam âlemi bölük pörçük oldu. Şimdi biz merkez olarak diyoruz ki; Bu mesele bizim. Çözümünü de ancak bizler bulabiliriz. Moskova’dan Pekin’den ya da Washington’dan medet beklemeye devam edersek mesele daha da derinleşecek. Türkiye niye BM’de yalnız bıraktırıldı? Amerika, son yıllarda Türkiye’nin kendi başına, bağımsız bir Orta Doğu politikası geliştirmesinden rahatsızlık duyuyordu. Suriye politikasında ABD, Türkiye’ye “madem sen düzen kurabiliyorsan, Orta Doğu’yu yönetme arzun var buyur yönet” diyor. Bir anlamda Türkiye’nin burnunu sürtmeye çalıştı. Ancak Türkiye’nin de şunu görmesi gerekiyor. Gücü Orta Doğu’ya düzen getirmeye yetmiyor. ABD ve Batı, Suriye’ye müdahalede bir çıkar görmüyor. Komşuyu daha kanlı günler bekliyor Eğer bölge ülkeleri Esad’ı desteklemeye devam ederse, Suriye halkı bölünür, ülke parçalanır ve hiç kimseye bir vatan kalmaz... İç savaşın gidişatı hangi yöne doğru ve ne kadar sürecek? Yeni bir Suriye kurulacağı kesin. Ama bu çok ciddi bir çatışmanın sonucunda hayata geçebilecek. Eğer bölge ülkeleri bu akıl ve politikalarla giderlerse, Suriye’de çok daha kanlı bir sürece tanıklık edebiliriz. Bölge ülkelerinin bir kısım da bir şekilde çatışmanın içinde yer alabilirler. Suriye, olaylarını daha yeni başlıyor olarak değerlendiriyorum. Çünkü toplumun bir kesimi hâlâ rejimi destekliyor. Suriye’nin bir ordusu var. Esad’a bölgesel ve küresel destek sunanlar da yok değil. Eğer bu savaş böyle devam ederse, Suriye halkı bölünür, ülke parçalanır ve hiç kimseye bir vatan kalmaz. Hiç kimse de bundan kazançlı çıkamaz. Ne Esad, ne Aleviler, ne Kürtler ve ne de diğerleri bir başarı elde eder. Dolayısıyla ne kadar süreceğini kimse tam kestiremez. Çünkü bütün bölgeyi ilgilendiren bir sorundur Suriye.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT