BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Turan Yazgan Hoca da...

Turan Yazgan Hoca da...

Prof. Dr. Turan Yazgan vefat etti. Tarifsiz bir hüzün içindeyim. Prof. Dr. Turan Yazgan’ın rahmet-i rahmana kavuşması sınır boylarımızdaki çok önemli kalelerimizden birinin düşmesi demektir. Bir yüce dağımızın göçmesi, bir coşkun akarsuyumuzun kuruması, bir köprümüzün uçması, en güzel türkülerimizden birinin daha susması yitip gitmesi demektir.



Prof. Dr. Turan Yazgan vefat etti. Tarifsiz bir hüzün içindeyim. Prof. Dr. Turan Yazgan’ın rahmet-i rahmana kavuşması sınır boylarımızdaki çok önemli kalelerimizden birinin düşmesi demektir. Bir yüce dağımızın göçmesi, bir coşkun akarsuyumuzun kuruması, bir köprümüzün uçması, en güzel türkülerimizden birinin daha susması yitip gitmesi demektir. Yüreğim yanarak biliyorum ki, milletimizin çok büyük bir kısmı nasıl büyük, nasıl soylu, nasıl muhteşem bir yüreğinin artık atmadığının farkında olmayacaktır. Ama bizim doğruları ele alan tarihimiz, mutlaka yazacaktır ki, Turan Yazgan, sadece Türkiye Türklüğü için değil Yahya Kemal’in ifadesiyle: “Mahzun sınırlarımızın dışında kalan bütün dünya Türklüğü için yaşayan ve yazan müstesna fikir adamlarımızdan biridir.” Türkiye Türklüğü yanında dünya Türklüğü için de yaşamak ve yazmak çok mu önemli diyeceksiniz? Ah anne sıcaklığıyla büyüyen, anne sütüyle beslenen bir çocuğa kim anne sıcaklığının, anne sütünün önemini anlatabilir? Bırakın o ağızsız-dilsiz yavruları, biz üniversite diploması taşıyan gençlerimize bile siyaset ve devlet dünyamızın öne çıkan kişilerine bile anlatamadık ki, anlatamıyoruz ki, Türkiyemizin kalkınması, güçlü ve zengin bir devlet olması (Batı dünyasından kopmamak üzere) Türk dünyasıyla siyasi, iktisadi ve kültür beraberliği içinde olması lazımdır. Turan Yazgan, bu çok önemli gerçeği gören, göstermeye çalışan dava adamlarımızdan biri olarak yaşadı ve yazdı. Doğu ve Batı dünyasının, milletimiz üzerinde oynadıkları oyunları çok iyi bilen, bildiklerini yazan-söyleyen bir cesur kişiydi. Gaspıralı İsmail Beğ gibi bütün Türk dünyasının “Dilde, fikirde işde birlik içinde olması”nın yeni alperenlerinden biriydi. Prof. Dr. Turan Yazgan, bir mübarek, bir büyük idealle, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nı kurdu. Bu düşüncelerle TÜRK DÜNYASI TARİH KÜLTÜR DERGİSİ’ni 310 sayı yayımladı. Yeni kurulan Türk Cumhuriyetlerinde Türkçe eğitim veren okullar açtı. Çeşitli konularda edebî ve fikrî eserlerin yayımlanmasında öncü oldu. Türk topluluklarından ve cumhuriyetlerinden, Türkiye’ye sanat ve kültür temsilcilerinin gelmesini sağladı. Bütün Türk dünyasında ortak bir alfabenin, ortak bir dilin kullanılması en büyük ideallerinin başında bulunuyordu. Yazgan Hoca için Türkçe varlık sebebimizdi. “Türkçe giderse, unutulursa, unutturulursa, din de onunla birlikte yok olur gider!” diyordu. Elbette doğru düşünüyordu. “Doğu ve Batı Dünyası, Allahın bize, yani Türk milletine bahşettiği yer altı ve yer üstü zenginliklere sahip olmak için üzerimize kültür silahını çevirdiğini” açıklıyordu. Çeşitli okullarımızda, İngilizcenin eğitim dili olmasının doğuracağı felaketler üzerinde duruyordu. Diyordu ki: “Bundan sonra oturacağımız mahallelerin, apartmanların hiçbirisinin adı Türkçe olmayacak. Gökdelenlerin adlarında Türkçe olanına hiç rastlayabilir misiniz? Maalesef, bundan acısı da var: Bizlerin verdiği vergilerle yapılan parklara, belediyelerimiz İngilizce ad vermekte artık. Yedikule’nin hemen dibindeki İNTERNATİONAL PEACE GARDEN her önünden geçişimde yüreğimi paralar...” Benim de yüreğim paralanıyor; hem iş yerlerimizdeki yabancı isimlere hem de Prof. Dr. Turan Yazgan Hocaya...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT