BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türk olmak şereftir -1-

Türk olmak şereftir -1-

1986 yılında Prof. Dr. Hayrettin Kahraman'la Pakistan'a gittik. Devlet Başkanı Ziya-ül Hak sağdı. Başkent İslamabad'da çeşitli toplantılara birlikte katıldık. Bir gün bizi, Pakistan asıllı bir profesörün evine götürdüler. Yaşlı-başlı bir zat idi. Sohbet esnasında dedi ki:



1986 yılında Prof. Dr. Hayrettin Kahraman'la Pakistan'a gittik. Devlet Başkanı Ziya-ül Hak sağdı. Başkent İslamabad'da çeşitli toplantılara birlikte katıldık. Bir gün bizi, Pakistan asıllı bir profesörün evine götürdüler. Yaşlı-başlı bir zat idi. Sohbet esnasında dedi ki: -"Türk olmak bir büyük şereftir. Siz Millî Mücadeleye başladığınız zaman, bir yakın arkadaşımla birlikte Türkiye'ye gelmek ve Türk ordusu saflarında düşmanlarınıza karşı savaşmak istedik. Burada, ilgililere resmen başvurduk. Bize dediler ki: 'Yaşınız daha 18'i doldurmamış. Bu bakımdan gidemezsiniz!' Türk ordusuna katılmak Türklerle beraber olmak bizim en büyük arzumuzdu, olmayınca çok üzüldük. Türk olmak şereftir!" Devlet başkanı Ziya-ül Hak bizi, bir öğlen yemeği için Beyaz Saray'ına davet etti. Pakistan Büyükelçimiz Bâki İlkin'di. Yemekte o da hazırdı. Ziya-ül Hak'a dedim ki: -Efendim! Türkiye'de biz deriz ki: Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur; Pakistanlılar müstesna. Biz Türk milleti olarak Pakistan milletini çok seviyoruz! Ziya-ül Hak'ın cevabı hepimizi düşündürmelidir: -"Biz de Türk milletini çok seviyoruz. Siz Millî Mücadele için cephelerde çarpışırken biz daha İngiltere hâkimiyetinden kurtulmamıştık. O yıllarda bir Şeyhülislamımız vardı. İsmi Şeyh Ahmed Bedevi idi. İngiltere hükûmeti, bizim Şeyhülislamımıza çok baskı yaptı. Ondan, sizin Millî Mücadelenizi kötüleyen bir fetva almak istedi. Şeyh Ahmet Bedevi İngiltere devletine dedi ki: -Siz değil, Türkler gelip burada benim dilimi kesseler ve dilimden ayaklarına çarık yapsalar, ben ne Türklerin Millî Mücadeleleri aleyhinde bir tek söz söylerim, ne de bir fetva yazarım! Bizim Şeyhülislamımız, İngiltere devletinin bütün baskısına rağmen söylediği gibi davrandı ve onlara ne bir fetva verdi ne de Türkiye aleyhinde bir tek kelime söyledi. Biz de sizi çok seviyoruz!" *** Görmediğim Avrupa ülkesi kalmadı. NATO'dan müttefikimiz olan hiçbir Avrupa ülkesi bizi sevmiyor. Bunu nereden çıkarıyorsun diye sorabilirsiniz. Gittiğim her Avrupa ülkesinde gördüm ki orada devlet PKK ihanetini destekliyor. Aynı zamanda Alevi kardeşlerimize kol kanat geriyor. Bunu, Kürtleri sevdikleri için mi yapıyorlar? Aleviliği bildikleri için mi öyle davranıyorlar. Hayır! Hayır! Hayır! Adamlar Türk'e ve İslâma düşman oldukları için kuyumuzu -NATO antlaşması içinde bile- kazmaya çalışıyorlar. Şimdi Türkiye'de, birçok aydınımızın ve tabii olarak halkımızın çok büyük bir kısmının bilmedikleri dolayısıyle hiç düşünmedikleri bir husus var: Devlet-i Aliyye. 1595 yılında, 23 milyon 337 bin 600 km2 üzerinde idi. Doğu ve Batı dünyası bizi kırpa kırpa, bize vura vura getirip 780 bin km2 üzerine yatırdı. Yani biz bugünkü Türkiye büyüklüğünde 30 Türkiye kaybettik. Bilmiyoruz ki, bilmiyorlar ki, bu devlet yıkıldı mı, bu ordu dağıldı mı, Doğuda ne Kürt, ne de şurda-burda Alevi ve Sünni kalır. Ermenilerin ve Yahudilerin büyük devlet politikalarını bilmeyenlere, millî dostumuz ve 72 dilli dostumuz Amerika'nın Büyük Orta Doğu Politikasına dudak bükenlere hiçbir şey anlatamayız. Anlatamıyoruz. Şimdi Türkiye'de, Türk'e Türklüğe, Türkiye'ye karşı dehşetli bir küçümseme, suçlama, yok etme hareketi başladı. Hemen her gün, birtakım cahil, gafil ve hain insanların yazılı ve sözlü beyanlarıyla karşı karşıyayız. Sanki bin metre çapında, bin metre uzunluğunda bir lağımın baştan sona patlaması gibi, iğrenç üstü iğrenç bir manzara önündeyiz. Bu hâl, bir milletin topyekûn intihar girişimine hazırlanması demektir. Yarın yine yazacağım...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 104123
    % 0.12
  • 3.4906
    % -0.5
  • 4.1771
    % -0.29
  • 4.7234
    % -0.71
  • 145.551
    % 0.08
 
 
 
 
 
KAPAT