BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Patlayan bombaya hangi mesaj(lar) yüklüydü?

Patlayan bombaya hangi mesaj(lar) yüklüydü?

Soruyu geçmiş zaman hikâye kipiyle sordum. Çünkü verilen-verilmek istenen mesajların, çoktan yerini bulmuş olması gerekir. Eğer ilgili adresler, hâlâ mesajları almamışsa veya mesajı doğru okuyamıyorsa, zaten vaziyet evlere şenliktir...



Soruyu geçmiş zaman hikâye kipiyle sordum. Çünkü verilen-verilmek istenen mesajların, çoktan yerini bulmuş olması gerekir. Eğer ilgili adresler, hâlâ mesajları almamışsa veya mesajı doğru okuyamıyorsa, zaten vaziyet evlere şenliktir... Evet, Ankara'nın göbeğinde, ABD elçiliğinin kapısında patlatılan canlı bomba üzerine, her zamanki gibi uzmanlar ve uzmanlığı kendinden menkuller, olayı kendi açılarından yorumluyorlar. Kimi uçuk-kaçık tezlerin dışında, söylenenler aslında birbirinden çok da farklı değil. Bir kere bu türden bir saldırı, esasen hiç kimse için sürpriz olmadı. Zira bölücü terör örgütünün, silah bırakması için yürütülen süreci; geçmişte olduğu gibi sabote etmek amacıyla, böyle saldırıların olabileceği ikazları çokça yapılıyordu!.. Paris'teki üç PKK'lı kadının infazı, âdeta bunun işaret fişeği gibi algılanmıştı. Ama bu işin sadece bir yönü... Meseleye çok yönlü bakmak gerekir. Zaten başlıkta da, mesaj(lar) ifadesini bunu vurgulamak için kullandım. Dünyadaki bütün ciddi devletler ve onların istihbarat servisleri, hangi ülkelerin hangi legal-illegal örgütlerle, hangi şartlarda ve ne gibi yöntemlerle iş tuttuğunu gayet iyi bilir, bilmek durumundadır. Bu sebepledir ki, her hadisenin "olağan şüphelileri" daha ilk elden bellidir. Kaldı ki, mesajı vermek isteyenler, bazen bunu çok açık biçimde, bazen de biraz bilmece (puzzle) şeklinde verirler. Mesela daha önce, yine Ankara-Kızılay'da; ABD elçiliğine pek uzak olmayan bir noktada bombayı patlatanlar, hangi mesajı vermek istemişlerdi? Gizli servisler çalışmalarını yapa dursun, biz amatörce bir zihin jimnastiğini deneyelim... DHKP-C'li militanın vücuduna sarılı olarak, infilak eden bombayı merkeze alıp; iptidai şekilde birinci halkayı çizelim. Olağan şüpheliler olarak kim bu dairenin içine girer? Sonra ikinci ve üçüncü halkaları çizip, aynı sorgulamayla daha geniş perspektiften bakmaya çalışalım... Lakin DHKP-C'nin taşeronluk faaliyetlerini de hatırda tutalım. Bu örgüte yapılan etkili bir operasyonun hemen arkasından gerçekleşen eylem, bizi tek ihtimale kilitlememeli. Eylem Türkiye'de, ancak ABD elçiliğinin hudutlarında vukua geliyor. İlgili adresler, mesajın sahiplerini ararken, geçmişe küçük bir gezinti yapalım: İntihar eylemleri, sadece böyle tek kişinin beline bomba sarmasıyla olmuyor. Bazen ABD'nin ikiz kulelerine yapıldığı gibi, çok sofistike şekilde; bazen Hindistan'ın en önemli şehirlerindeki otel ve resmî binalara olduğu gibi çok profesyonelce icra edilebiliyor. Afganistan'dan, Pakistan'dan, İran'dan Lübnan'a, Filistin'e ve İsrail'e kadar canlı bomba eylem ve tecrübeleri çok yaygındır. Canlı bomba pratiği ile meşhur Hamas örgütüne dahi, İsrail'in ajan yerleştirip kullandığını dikkatten kaçırmayalım. Aynı şekilde Bölge'nin bu küçük fakat güçlü devletiyle dinsel ve etnik bağları olan yüzlerce kişinin, eylem günü, yani 9/11/2001'de Dünya Ticaret Merkezi'ndeki işlerine, neden gitmediklerinin hâlâ öğrenilemediğini da hatırlayalım!.. Bir de ilgilenenler zahmete girip araştırabilir: Hindistan'daki sarsıcı eylemlerden sonra, bu ülkenin İsrail ile ilişkileri nasıl bir gerilim sürecine girdi ve iki ülke arasındaki hangi önemli anlaşmalar askıya alındı?
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT