BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu kadar zalimlik olamazdı...

Bu kadar zalimlik olamazdı...

Berrin Hanım sigarasından derin bir nefes daha çekip dumanını dudaklarını ileriye doğru uzatarak üfledi. Suna gelip gittiğinden beri iyice sinirli ve hırçın bir kadın olmuştu.



Berrin Hanım sigarasından derin bir nefes daha çekip dumanını dudaklarını ileriye doğru uzatarak üfledi. Suna gelip gittiğinden beri iyice sinirli ve hırçın bir kadın olmuştu. Analığın verdiği o derin ve erişilmez duygular, karakteri icabı tezahürlerini agresif hareketlerle ortaya çıkartıyor, evladını bu zor günlerinde bağrına basamamanın verdiği ıstırap yüreğindeki hezeyanlarla çevresine yansıyordu. Evladına koşamıyordu. Çünkü İskender bey kesinlikle yasak koymuştu. Halbuki en başlarda daha yumuşak görünen oydu. Esin’in istikbali hakkında Berrin hanımın kuralları göz önüne çıkıyor hatta kızıyla bu konuda durmadan sürtüşen kendisi oluyordu. Şimdi ise İskender bey tanınmaz ve anlaşılmaz bir katılık sergilemekteydi. Güler, Esin’e yaptığı ziyaretten kimseye bahsetmemişti. Belki hiçbir şey demezlerdi ama belki de yer yerinden oynar, bunca yıldır evi olarak benimsediği bu yuvadan, gözünün yaşına ve emekle geçen yıllarına bakılmadan kapının önüne atılabilirdi. Usulca salona girdi Güler. Berrin hanım havanın kararmasına aldırmadan ışıkları yakmamakta ısrar ediyor ve karanlıkta oturmayı yeğliyordu. Güler biraz daha dikkat edince onun gözlerinin yaşlı olduğunu gördü. İçi burkuldu. Yanına yaklaştı: - Berrin abla... İyi misin? Kadın irkilerek döndü arkasına. Emektar hizmetçiyi görünce rahatlamış gibi bir nefes alarak mırıldandı: - Korkuttun beni Güler... Düşünüyordum... Güler hemen yanındaki sandalyeye oturdu teklifsizce. Bu evde asla bir hizmetçi gibi hissetmiyordu kendini. Bu evin bir parçası, Gülhan ailesinin kızıydı ona göre. - Esin’i düşünüyorsun değil mi abla? Berrin hanım bir derin nefes daha aldı sigarasından. Sonra kucağındaki kristal tablaya bütün hıncını ondan çıkarmak istiyormuş gibi var gücüyle bastırdı. - Doğru mu acaba Suna’nın söyledikleri?.. Yoksa bir taktik mi? - Deme öyle abla, hayatla şaka mı olur, taktik olur mu hiç!.. Kız hasta besbelli. Ağabeyim neden böyle yapıyor bilmem. Tamam, kocasını kabul etmeyin ama Esin girsin çıksın hiç olmazsa. Hem o mutluysa.. değil mi ama... Kadın kaşlarını çattı. Bir süre cevap vermedi. Sonra kızgın bir şekilde dişlerinin arasından mırıldandı: - Hıh. Mutlu ha!.. Mutlu olduğunu sanıyor, göreceksin sonu fiyasko olacak ama ne çare.. İş işten geçti artık. Bu sırada kapı açılıp İskender bey içeri girdi. İlk işi de kapının yanındaki elektrik düğmelerini çevirmek oldu doğal olarak. Salon birden aydınlığa boğuldu. Hem Güler, hem de Berrin hanım gözlerini kısıp baktılar onun yüzüne. İskender beyin gözleri parlıyordu, keyifliydi oldukça. - Hanım, haydi bakalım, yakında kızına kavuşacaksın, bana inan... İrkildi iki kadın aynı anda. Berrin hanım hızla fırladı yerinden: - Ne diyorsun sen İskender? Nasıl, yoksa... - Bekle hanım. O serseri bu gün bana geldi... Kızın hastalığını anlattı, çaresiz kalmış, ben de şartımı koydum, çık hayatından kızımın dedim, iyi edeyim. Servetimi onun ayaklarına sererim dedim. Ama sen varken asla, madem aldın çaresine sen bak dedim. Hah, hah, hah... Göreceksin bak, kız gelecek... Güler dehşet içinde kapatmıştı elleriyle ağzını çığlık atmamak için... Bu kadar zalimlik düşünemiyordu. Berrin hanım ise taş gibi kalmıştı orta yerde. Yutkundu: - İskender... Bu yaptığın, kızın hayatı söz konusu... - Yeter! Diye bağırdı adam elini masaya vurarak. Bir tek kelime daha duymak istemiyorum. Ben ne yaptığımı biliyorum. Bekle... İki üç günde ölecek değil ya! Gelecek, göreceksin. Koşa koşa gelecek. Kadın yıkılmıştı, kendini adeta attı koltuğuna, acıyla inledi. İskender bey karşısına dikilmiş, parmağını sallıyordu: - Bunun dışında bir tek hareketinizi duyayım kendi başınıza, sizi mahvederim haberiniz olsun.... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT