BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünden Bugüne Su Medeniyeti - 1 -

Dünden Bugüne Su Medeniyeti - 1 -

Türk’ün hayırsever ruhu, topraklarımızın hemen her adımında okul, medrese, imaret, darüşşifa ve mabet gibi genel yapılar dışında; çeşme, sebil, bentler ve su yolları şeklinde yüzlerce eser bıraktı



Başlarken ‘Su... Su gibi aziz ol, su gibi mübarek ol, su gibi ömrün olsun! İnsan hayatının vazgeçilmez nimeti olan su, incelenirken sadece madde olarak görülmemeli. Su milletlerin kültüründe, hayatında önemli yer almış. Avrupalı bir dönem suyla yıkanmanın ciltlerine zarar vereceğini düşünürken, Türk Kültür ve Medeniyeti’nde ise su için sebilhaneler, kemerler ve eşsiz çeşmeler yapılmıştır. Dizimizde su kültürünün dünü ve bugününü sunmaya çalışacağım. Bu yazı dizisinin hazırlanması sırasında fotoğraf çalışması yaptığım Büyükçekmece Mimar Sinan Köprüsü’nde kaza geçirmiştim. Felç durumu atlattığım bu kazada ilgi ve alakalarını esirgemeyen başta büyüklerime ve bütün gönül dostlarıma kalbi teşekkürlerimi sunarım.. Estetik ve mimarinin o ihtişamlı halini sadece saraylarda değil kemer, sarnıç, çeşme ve sebillerimizin yapısında da görebilirsiniz. Teknolojinin olmadığı bir dönemde Sudan’dan Avrupa’nın en ücra köşesine kadar yapılan eserler diğer milletleri şüphesiz kıskandırıyor. Saray özeni ile yapılan geçmişten günümüze akan çeşmelerimiz, bir kültür ve su medeniyetini oluşturmaktadır. Su gibi bereketli olmak, hayır dualar alıp geleceğe birşeyler bırakmak istiyorsak böyle yapılara sahip çıkarak göstermeliyiz. İstanbul gibi geniş bir şehrin her semt ve bucağına dağılmış halde olan bu ecdad eserlerini birer birer gezmek çok zor, hatta mümkün değil. Ancak belediyelerin ve başkanların çok yakınında olan bu tarihi eserlerimize sahip çıkıldığını malesef ifade edemiyoruz. İfade etmeyi bırakın yapıların değişik sebeplerle yıkıldığı da zaman zaman ortaya çıkıyor. S.K. Adım başı çeşme Tarihte her milletin kendi kültürüne uygun şekilde çeşmeleri görülür. Ama özellikle Türk Mimarisi’nde olan çeşmeler önemli bir yer tutar. İslamiyet’in temizliğe, önem vermesi ve yine su hayrının sevabının çok olduğunun dini kaynaklarda yer alması sebebiyle Türkler’in günümüze gelen eserleri arasında çeşmelerin çokluğu dikkat çekmektedir. İbadet başta olmak üzere her konuda temizliğe önem verilmesi suya ve çeşmelere çok ehemmiyet verilmesine sebep olmuştur. Hayır sahipleri adeta birbirleriyle yarışırcasına meskun yerlerde yol boylarına, ıssız dağ başlarına, sokaklara çeşme yaptırmaya ve su getirmeye girişilmiştir. Şu anda İstanbul’u süsleyen çeşmeler, Lale Devri’nden olduğu için bu devrin mimari özelliklerini taşırlar. Mimar Sinan’ın yaptığı arklar, kanallardan gelen sularla beslenmektedirler. Bu çeşmeler genellikle abidevi ölçülerdedir. Her çeşmenin ortasında küçük bir musluğu vardır. Cephe kabartma çiçek ve yazı motifleriyle süslüdür. Bunun en büyük örneği Topkapı Sarayı’ndaki Sultan 3. Murad ile Sultan 1. Abdülhamid’in odalarındaki çeşmelerdir. Osmanlı mimarisinde klasik devir üslubuna göre yapılmış Lale Devri ve Barok Devri’nin özelliklerini yansıtan çeşmeler görmek mümkündür. Padişah çeşmeleri Osmanlı sanatında inşa edilmiş çeşmeler arasında en güzel, en ihtişamlı olanları padişahların yaptırdığı çeşmelerdir. Padişahlar yaşadıkları zamanda estetik ve mimari özellikleriyle su medeniyetine büyük önem vermişlerdir. Bu dönemlerde sarnıçlar, su bentleri, kemerler ve çeşmeler yaptırmışlardır. Bugün caddelerde, sokak aralarında kalan suyu kesilmiş çeşmeler ise, tarihten birer hatıra olarak abidevi bir hâl almışlardır. Abidevi çeşme Mimari açıdan çeşmeler birkaç sınıfa ayrılır. Bunlardan biri de abidevi çeşmelerdir. Abidevi çeşme, hem halka su vermek, hem de şehrin süslemesine katkıda bulunmak için meydanlara, halkın yoğun olduğu yerlere yapılmıştır. Bunlar başlı başına birer mimari eserdir, İstanbul’da Sultanahmet Çeşmesi, Üsküdar 3. Ahmet Çeşmesi ve Tophane Çeşmesi en güzel örnekleri oluştururlar. Saray değil!.. Topkapı Sarayı’nın Bab-ı Hümayun Kapısı önündedir. Eskiden burada Bizans’ın Jereyo Çeşmesi vardı. Sultan 3. Ahmed bu çeşmenin yerine çok daha güzel başka bir çeşme yaptırdı. 1728’de biten bu çeşmenin tasarımının Padişah 3. Ahmet tarafından yapıldığı söylenirse de, mimarının Mehmed Ağa olduğu tahmin ediliyor. Şu anda hizmet verdiği gibi turistlerin de ilgi odağı Sultanahmet Çeşmesi adeta bir sarayı andırmaktadır... Tarihi beyt; “Tarihi Sultan Ahmedin Cari Zebanı lüleden Aç besmeleyle iç suyu Han Ahmede eyle dua” Devam edecek
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT