BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tansiyon düşürülmeli

Tansiyon düşürülmeli

Gelinen bu aşamadan sonra, Çankaya ile Hükümet arasındaki buzların erimesi ve politik tansiyonun düşürülmesi gerekmiyor mu? Hükümetin, aynen iade etme kararı aldığı kararnamenin imzalanıp imzalanmaması tartışmalarına ve tahriklerine de son vermenin tam zamanını yaşıyoruz.



Gelinen bu aşamadan sonra, Çankaya ile Hükümet arasındaki buzların erimesi ve politik tansiyonun düşürülmesi gerekmiyor mu? Gerçekten de, müsebbibi kim olursa olsun, yaşananlar hem devlet mekanizmasına, hem manevi şahsiyetine büyük zararlar verebilecek düzeyde. Üstelik, kamuoyu da “tedirgin” olmuş durumda. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, sürpriz bir şekilde Huber Köşkü’nden ayrılarak Çankaya’ya avdet ettiğine göre, tansiyonun düşürülmesi için gereken sinyallerin verildiğini sanıyoruz. Kararname imzalanır mı Şimdi, her iki tarafa da düşen, olayları daha tırmandırmadan, serinkanlı bir durum muhakemesi yapmak ve sağduyunun hakim olduğu bir süreci başlatmakla özetlenebilir. Hükümetin, aynen iade etme kararı aldığı kararnamenin imzalanıp imzalanmaması tartışmalarına ve tahriklerine de son vermenin tam zamanını yaşıyoruz. Ne var ki, Cumhurbaşkanı Sezer’in, Başbakan Ecevit ile olan randevusunu gerçekleştirmesi halinde, tansiyonun düşeceği tahmin ediliyor. Tansiyonun düşmesinden sonra, Cumhurbaşkanı’nın kararname ile ilgili yeni kararı daha “sağlıklı” alabileceği ifade ediliyor. Aslında, Cumhurbaşkanı Sezer’in, şimdiye kadar sergilediği tutuma göre, kararnameyi imzalamasını beklemek normal görünüyor. Ancak, Sezer’in, özellikle bir “devlet krizi” çıkmaması için, kararnameyi “kerhen” de olsa imzalaması ve arkasından Anayasa Mahkemesi’ne müracaat etmesi kuvvetle muhtemel. Zor günler Daha önceki yazılarımızda da belirtmiştik, ülkemiz her bakımdan zor günler geçiriyor. Özellikle, ekonomi alanında öngörülen iyileştirmelerin gerçekleşebilmesi için, siyasi istikrarın sağlanması, kesin bir şart gösteriliyor. Diyeceğimiz şudur ki, ekonomik başarı için, istikrarın sağlanmasının bir ucu Cumhurbaşkanı’nda, diğer ucu ise hükümette bulunuyor. Bu uçları birleştirmemek, kaynaştırmamak, her iki tarafa da büyük sorumluluklar yüklüyor. Bu tarihi yükümlülüğün, hem de çok süratli bir şekilde yerine getirilmesini “endişe” içindeki kamuoyu bekliyor ve istiyor. Genelkurmay’ın cevabı Ankara’da hareketli günler yaşanırken, Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı bildiri, çıkarılan maksatlı haberlere ve yapılan çirkin yorumlara “sert” cevap oldu. Özellikle PKK’ya karşı verilen mücadelenin unutulmaz isimlerinden Erol Özkasnak Paşa’nın emekliye ayrılmasıyla birlikte, bazı medya organlarında çıkan maksatlı haber ve yersiz yorumların, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratmaya yönelik olduğunu 9 Ağustos 2000 tarihli yazımızda dile getirmeye çalışmıştık. Aynen şunları belirtmiştik: .............. “Ne var ki, emekli kararı alınmış fakat hâlâ apoletlerinde kılıç ve yıldızların bulunduğu bir silahlı kuvvetler mensubuna uluorta hücum etme neyin nesi.” .............. “Aslında, acımasız eleştirilerde bulunanların asıl maksadı da, Özkasnak Paşa’nın şahsında TSK’yı yıpratmaktan başka ne olabilir ki...” .............. “....milletimizin gözbebeği, övünç kaynağı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yapılan veya tasarlanan her saldırının akim kaldığı ve kalacağıdır sanırız.” Genelkurmay Başkanlığı’nın dün yayınladığı bildiri, Yüksek Askeri Şûra hakkında, her fırsatta “tezvir”de bulunanlara da, bir “tokat” niteliğini taşıyor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT