BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Elçibey’in ardından

Elçibey’in ardından

Siyaset ve devlet adamı kolay yetişmiyor. Günümüzde bolca siyaset adamına rastlamamıza rağmen, görünen o ki, hemen hepsi devlet adamlığı kumaşından yoksun!



Siyaset ve devlet adamı kolay yetişmiyor. Günümüzde bolca siyaset adamına rastlamamıza rağmen, görünen o ki, hemen hepsi devlet adamlığı kumaşından yoksun! Siyaset adamı, şahsını ve partisini düşünür; kurnazca davranışlara girerek başarı elde eder. Bu başarısı devlet ve millet adına olmadığı gibi, devamlı da değildir. Siyasette uzun soluklulara gelince; bu hali, evvela onların kurnazlıklarına ve rakiplerinin olmamasına, olanların da zayıflığına bağlamak gerekir. Öyle ya; devlet ve millet adına hizmete soyunan ve bu uğurda temsil kadrosunda yer alan zevata, devlet ve millet adına ne yaptığı sorulur. Kişilerin şu kadar sene iktidarda kalmaları önemli değildir. İcraatları önemlidir. Yani, devlete ve millete verdikleri, kazandırdıkları... Ebulfez Elçibey Türk milliyetçiliğini gerçek manasıyla hazmetmiş bir kişilikti. Edip, cesur ve gözü kara idi. Bu özellikleri onu, Azerbaycan Türklüğünün önüne taşıdı. Zaman, baş kaldırma ve kavga zamanı idi. Elçibey, bu kavgayı idealist arkadaşları ile verdi ve Azeri Türkünü azad kılmasını bildi. Ömür boyu mücadelesini verdiği savaştan galip çıktı; kısa zamanda Azeri Türkü ve Türk dünyası için umut oldu. Artık devlet başkanı idi. Fevri ve hissi davranışları onu, devlet adamlığından çok kalem ve söylem adamlığına itiyordu. Şahsı ve devleti adına gerekli tedbirleri zamanında almadı ve iktidardan uzaklaştırıldı. Türkiye sevdalısı idi; Türkiye’ye çok güveniyordu. Doğum yeri olan Nahcıvan’da göz hapsinde tutuldu. Başta Türkiye olmak üzere, güvendiği bütün dağlara karlar yağmıştı! Yalnız bırakıldı ve unutuldu! Hayatını Türk dünyasının birleşmesine adayan bu heyecanlı adam, heyecanlarını yenemedi ve çok acele etti. Dünyanın gerçeklerini ve reel politiği hesap edemedi. Bütün bunların bedeli, Elçibey’in yalnızlığa itilmesi ve tutsak edilmesi mi idi? Asla! Sadece bize has değil; ‘Kral öldü! Yaşasın Kral!’ anlayışı, bütün insanlığa arız olan bir hastalık. Elçibey’i ise, ölmeden öldürmüştük! Bu da, dünyada gelinen nokta itibariyle Şark insanına mahsus, bizim iflah olmaz hastalığımız! Şuna bakmamız ve bakarken utanmamız lazım: Elçibey’in bir ömür boyu mücadele ettiği Türk Milliyetçiliği fikri öldü mü? Ya, Türklerin birleşmesi fikri? Elçibey’lerin sayesinde, dünkünden daha taze ve diri duran bu fikirler mevcut olduğuna göre, ölen Elçibey mi, yoksa bizim hamiyet duygumuz mu?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 86072
    % 1.74
  • 6.0742
    % -0.37
  • 6.8075
    % -0.15
  • 7.7293
    % 0.17
  • 251.383
    % -0.09
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT