BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Acıyarak baktı genç kıza...

Acıyarak baktı genç kıza...

Sabah erkenden enkazın başına gelen makinelerin sesiyle açtı gözlerini. Ara ara delicilerin sesleri duyuluyordu.



Sabah erkenden enkazın başına gelen makinelerin sesiyle açtı gözlerini. Ara ara delicilerin sesleri duyuluyordu. Gözlerini kırpıştırarak baktı çevresine. Küçük çocuklar hariç herkes kalkmıştı hemen hemen... Fırladı uzandığı yerden. Üzerinde küçük bir battaniye örtülüydü. Minnetle baktı yanı başında oturan Kamile’ye: - Sağ ol Kamile abla, üzerimi örtmüşsün... Kayıtsızca cevap verdi kadın: - Hıı, örttüm sabaha karşı. Serin oldu gibi. Yapış yapış olduk nemden, baksana... Hasta olacak çocuklar. Çadır gelecekmiş diyorlar ama daha bir şey yok ortada. Daha ne kadar böyle sokakta yatacağız bilmem... Benimki de tutturdu eve girip eşyalarımı alacağım diye. Herhalde anamgilin oraya, köye gideceğiz biz de. Durulmaz artık burada, baksana şu hale... Etrafta şaşkın insanlar dolaşıyordu. Çarşıya doğru giden yolun üzerindeki bütün binalar yıkılmıştı hemen hemen. Ara sokaklar ise enkaz doluydu. Her enkazın başında birkaç kişi, altında kalan yakınlarına ulaşabilmek amacıyla çaresizce çabalıyorlardı. Asker nispeten de olsa kontrolü sağlamıştı. Ama gelen haberlere bakılırsa Gölcük ve Yalova felaket bir haldeydi, kısıtlı kurtarma ekipleri oralarda da görev yapıyordu. Hülya yutkundu: - Ben de bugün gideceğim. Üstüm başım da felaket. Şu halime bak. Sokakta beni gören dilenci zanneder. Kamile acıyarak baktı genç kıza. Hemen arkasına dönüp sırtını dayadığı kocaman lacivert plastik çantadan bir gömlek çekip çıkardı. Bir de kahverengi, pileli etek. - Al bunları giy, hiç olmazsa üzerindekinden iyidir. Ağlamaklı oldu genç kız. Heyecanla aldı giysileri: - Sağ ol Kamile abla, Allah razı olsun, düşünüp duruyordum. Kocaman şehir İstanbul, kim bilir benim depremden çıkıp geldiğimi... Sağ ol! Hemen giysileri alıp giyebileceği kuytu bir yer aramaya başladı. Sonunda sağlam kalmış bir binanın kapı aralığında aceleyle değiştirdi üzerini. Nispeten de olsa yüzüne bakılır bir kıyafeti olmuştu. Hemen çıkardığı eteğin cebindeki paraları alıp yeni yerine yerleştirdi. Telefon numarasını da dikkatle kıvırıp parmağındaki pazardan kardeşiyle birlikte aldığı gümüş yüzüğe sıkıştırdı. Geri döndüğü zaman Kamile gülümsedi ona: - Yakışmış kız! Haydi bakalım... - Hakkını helal et abla... - Helal olsun... Helal olsun. Yolun açık olsun... Çocukları da öptü eğilip. Kamile’nin kocasıyla da vedalaştı. Yürüdü heyecanla. Ana yola çıkıp gelip geçen arabalara bakınacaktı. Elbet alan biri çıkardı. Ama ana yola dönmeden ayakları onu yeniden artık bir enkaz halindeki evine götürdü. Yıkıntıların başına gelip buğulu gözlerle baktı... Boğazına bir yumruk gelip oturdu. Fazla durmadı orada. Hemen geri döndü. Yukarı doğru çıkarken Hakan’ın evinin olduğu sokağın kenarından geçerken durakladı sokağın başında. İçini çekti. Artık ıstırabını yüreğine gömüp hayatın bundan sonrası için çaba sarf etmeliydi. Caddeye çıkıp bir kenarda beklemeye başladı. Arabalar vızır vızır işliyordu ama hemen hepsi askeri araç ve ambulanstı. Arada sırada tek tük özel birkaç otomobil geçtiği de oluyordu. Bir de içi ekmek dolu, eşya dolu kamyonlar gelip gidiyordu. Neredeyse iki saat geçirdi yol kenarında. Sonunda bir kamyonet durdu önünde. Arkasında iki çocuk vardı. Önde de bir kadın ve direksiyonda bir erkek. Heyecanla koştu o tarafa doğru: - Beni de alın ne olur... İstanbul’a gidiyorum. Ailemi kaybettim. Orada sözlüm var! - Atla kardeş arkaya... Sevinçle bindi kamyonetin kasasına. İki çocuk tedirgin bir şekilde süzdüler onu. Gülümsedi usulca. Yeni bir hayat başlıyordu... *DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT