BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Karayalçın ile

Karayalçın ile

Ankara’daydım. Murat Bey’in Hoşdere’deki ofisinde buluştuk. Sevimli, çalışkan bir sosyal demokrattır.



Ankara’daydım. Murat Bey’in Hoşdere’deki ofisinde buluştuk. Sevimli, çalışkan bir sosyal demokrattır. SDH adı altında bir dergi için çırpınıyor, atölyeler kurup sol düşünceyi çağdaşlaştırmaya çalışıyor. Gümrük Birliği’ni konuşmak istiyordum. Dikkatinizi çekerim: GB imzalandığı vakit, AB bize Kıbrıs ve Ege koşulları getirmemişti. Biz kamuoyu olarak unutkanız. O günlerde Kıbrıs’ı dile getirirseniz, Güney’i tam üye olarak alırsanız, biz de KKTC ile birleşiriz, demiştik. Karayalçın, bu uyarıyı Lancester House’da AB’nin beş Dışişleri Bakanı ile yediği bir yemekte dile getirdiğini, hayli etkileyici olduğunu vurguladı. Juppe (Fransız DB) mesajı almış. Bugün Kıbrıs koşulumsu bir yaklaşımla önümüzde. Hatta, yanına Ege de eklenerek. -Bunlar da nereden çıktı? Diyoruz. Haksızız. Çünkü, Helsinki’de bunları gördük. Burada AB’nin “aculluğu” ve 2004 için bellediği hedefi hatırlatmasıdır. Bunun da nedeni Yunanistan’ın sıkıntısıdır. Atina için, o bunları -süreci- içine sindirsin diye ağzına bal çalınmaktadır. Öte yandan, AB’nin organlarını karıştırıp, Komisyon ve Parlamento’yu aynı makam gibi gösterip, Ermeni işi ile KOB arasında irtibat kurmak da yanlıştır. Türkiye’nin AB’ye girmesini istemeyenler, Türkiye’de AB’ye girmek istemeyenlerden daha fazla. İstatistiklere göre AB’nin % 47’si bizi istemiyor. İsteyenler % 30’larda kalıyor. Oysa ki, bizde yapılan anketler % 80’lere yakın bir isteğe işaret ediyorlar. AB’de bizi istemeyenler zaten şu insan haklarında bizi zorlayan AP (Parlamento). Caydırmak için uğraşıyorlar. Karayalçın, farklı bir bağlamda -Kürt işinde- yerel yönetim reformu ile Batılılar’ın etkilenebileceği kanaatini de ileri sürdü. Yerelleşme o açıdan pekçok eleştiriyi göğüsleyebileceğimiz paratoner olabilirdi. Şurası bir hakikât ki, GB bugünkünden çok daha zor bir ortamda başarılabildi. Çiller de aynı hafta “Biz nelerle karşılaştık. Ama, bunu AB ile tartışarak çözebildik” diye grupta konuşuyordu. Dün Çiller ve Karayalçın’ı çok eleştirdiydik. Ama, bugün AB bile bugünlere gelinmede GB’nin katkısını itiraf ediyorlar. Bizim resmi yayınlarımız da GB’nin Türkiye’ye rekâbet kazandırdığını kabulleniyor. Fakat, o günlerde nedense (nedenleri belli) Çiller ve Karayalçın kuşatılmıştı. Karayalçın’ın -malum belediyecidir- şu benzetmesi hoş: -1963’te arsayı aldık, 73’te ek protokolle imar durumunu çıkardık, 95’te GB ile inşaat ruhsatını temin ettik. Artık sıra iskânda... AB ile ilişkiler ciddi mühendislik bekliyor. Bu vesile ile dünü hatırlatalım, dedik.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT