BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlet borçlarımız

Devlet borçlarımız

İktisadi bünyemiz bakımından en sıkıntı verici konulardan biri iç ve dış borçlarımız, diğeri de enflasyondur. Oluşturdukları sorunlar bakımından sıkıntı verme dereceleri birbirine benzer.



İktisadi bünyemiz bakımından en sıkıntı verici konulardan biri iç ve dış borçlarımız, diğeri de enflasyondur. Oluşturdukları sorunlar bakımından sıkıntı verme dereceleri birbirine benzer. Bir ülkede devletin giderleri devamlı olarak kendi öz gelirleriyle karşılanamıyorsa orada enflasyon meydana gelir. Yine aynı sebepten dolayı da devlet borçlanmaya başlar, ya da mevcut borçları artar. Bu bakımdan gerek enflasyonun gerek devlet borçlarının kaynağı kamu gelir-giderleri arasındaki dengesizliktir. Şimdi Büyük Millet Meclisi’nde pazartesi günü başlayacak bütçe müzakerelerinde önemle gündeme gelecek olan bizdeki duruma gelelim. Bilhassa 1950’lilerden sonra kalkınmamız için gerekli yatırımları sağlamak üzere yurt dışında kredi sağlanmasına büyük önem verilmiştir. 1950-1960 yılları arasındaki borçlanmalar daha ziyade zaruretlere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. 1960’dan sonra ise planlı ekonomiye geçildiğinde 5 yıllık planların öngördüğü ihtiyaçların gereği olarak dış borç alınmasına çalışılmıştır. 1980’den sonra da Türkiye’de serbest piyasa ekonomisinin tatbikine başlanmasından itibaren dış borçlanma bu sistemin işleyişi çerçevesinde meydana gelmektedir. Ancak, unutmayalım ki ülkemizde dış borçlanma ister kamu ister özel sektör için olsun büyük ölçüde yatırımlar için yapılmış ve yapılmaktadır. Dış borçlarımız 1997’de 84.8 milyar dolar, 1998’de 96.9 milyar dolar, 1999’da 102.1 milyar dolar, 2000 Haziran’ında 106 milyar dolardır. Ancak, bu dış borçlar yukarıda belirttiğimiz gibi yatırımlara yönelik olduğu için bizce hiçbir tehlikenin işareti değildir. Unutmayalım ki, ülkemizdeki; baraj, elektrik santrali, otoyollar gibi önemli altyapı yatırımları bu dış borçlar sayesinde gerçekleşmiştir. İç borçlarımıza gelince, bunların niteliği başkadır. Bugünkü durumda iç borçlarımız vergi gelirlerimizin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Eğer, vergi gelirleri arzu edilen şekilde yeterli hale gelirse iç borcumuz kısa vadeli geçici nitelikte olanlar dışında zaman içerisinde azalacaktır. 1997 yılında 6.3 katrilyon olan iç borç stoku 1998 yılında 14.2 katrilyona, 1999’da 26.8 katrilyona, 2000 Eylül’ünde de 24.9 katrilyona yükselmiştir. Bunun 20.8 katrilyonu tahvil, 4.8 katrilyonu da hazine bonosudur. İç borç stoku hakkında 2000 yılı ekonomik raporunda aynen şunlar yazılıdır: “1997 yılında toplam iç borç stoku içerisinde uzun vadeli borçlanma aracı olan tahvillerin payı % 56.8, kısa vadeli borçlanma aracı olan bonoların payının üzerinde iken 1998 yılında bu oran azalmıştır. 1999 yılı itibari ile ise bonoların payı % 14.1’e düşerken, tahvillerin payı yaklaşık olarak iki kat artarak 85.9’a yükselmiştir. Diğer taraftan 1998 yılının Nisan ayından itibaren kısa vadeli avans kullanılmamış, zaman zaman kullanılan avans da aynı ayın sonunda kapatılmıştır. 2000 yılının ilk 9 aylık döneminde 24.9 katrilyon liralık bono ve tahvil satılmış olup, bunun % 187.1 bankalar, % 8.2’si kamu sektörü % 4.7’si özel sektör tarafından satın alınmıştır. İç borç anapara ve faiz ödemeleri toplamından oluşan iç borç servisi 1998 yılında bir önceki yıl sonuna göre % 174.9 oranında artışla 14.5 katrilyon liraya, 1999 yılında da % 76.1 oranında artışla % 25.5 katrilyon liraya yükselmiştir. 2000 yılı Eylül itibariyle yapılan iç borç servisi ödemesi ise 1999 yılı sonuna göre % 29.2 oranında artarak % 32.9 katrilyon lira olarak gerçekleşmiştir.” Görülüyor ki iç borç durumu iyi bir manzara arz etmemektedir. Aslında bu durum siyasi nedenlerle istenilen şekilde yürütülemeyen mali ve iktisadi politikaların sonucudur. Ancak, bilindiği gibi mevcut koalisyon hükümeti bu mevzuda gereken kararları almış ve almakta, enflasyonla mücadele programı ile başlayan yeni uygulamalarla mevcut durumu düzeltmeye çalışmaktadır. Kanaatimizce, bütçe giderlerinde gereksiz kalemlere yer verilmez ve disiplin sağlanırsa, vergi toplamada da başarıya ulaşılırsa hükümetin başlattığı ekonomiyi düzeltmek gayretlerinden mali sektördeki bize göre geçici anormal duruma rağmen olumlu sonuçlar alınacağına inanmaktayız.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT