BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Evcilik oyunu mu bu?

Evcilik oyunu mu bu?

Bir gün duyduk ki Semralar bütün eşyalarını toplayıp evi de satıp bilinmeyen bir yere taşınmışlar. Aradan dört yıl geçti. Şimdi Semra, rahim ameliyatı oldu mu? Evlendi mi? Nerededir bilinmiyor...



Dünkü hatıraya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yıllar önce Karadeniz'den İstanbul'a göç eden ağabey kardeş iki aile, bir evin altlı üstlü iki katına yerleşirler. Ailenin altı yaşında Semra ve beş yaşında Mustafa isminde birer tane de çocukları vardır. Semra ile Mustafa amca çocuğu olarak oynarken, bir gün Semra, annesine gelip Mustafa ile yaptıkları oyunu anlatır. Kızının anlattığıyla kahrolan aile, derhal kızını bir hanım doktora götürürler. Doktor yaptığı muayene sonucunda "Bu kız çocuğu bakire değildir" diye rapor verince ailenin dünya başına yıkılır... Artık bu olay, çocuk yaştaki Semra'nın alnına sürülmüş bir kara lekedir. Ama olan olmuştur bir kere. İki aile oturup kara kara bu işin sonunun ne olacağını tartışırlar. Uzun konuşmalardan sonra bir karara varılır. -Semra ile Mustafa'yı beşik kertmesi yapalım. Böylece ileride büyüdüklerinde evlendiririz, sorunu da çözmüş oluruz. -Ne yapalım, bundan başka çözümü yok bu işin. Ailelerin yüreklerine birazcık su serpilmiş olarak konuyu kapatırlar. Ama kaderin cilvesinden kimsenin haberi yoktur. Aradan yıllar geçer. Mustafa'nın annesinin ölümüyle, Semra'nın kader çizgisi de yön değiştirecektir. Bir zaman hanımının ardından ağlayan baba, yeniden evlenmiş ve Mustafa'ya bir üvey anne gelmiştir. Ne var ki, üvey anının zaman içersinde aklına koyduğu bir şey olmuştur. Mustafa'yı kendi yeğeniyle evlendirmek. Konuyu kocasına açtığında, her ne kadar adam "Hayır olmaz!" falan dese de, yıllar önce kardeşinin çocuğuyla arada yaşananları yeni hanımına anlatamaz. Mustafa'nın askerden dönüşüyle beraber, büyüklerin ve iki ailenin itirazına rağmen, analık Mustafa'yı yeğeniyle evlendirmeyi başarır. Semra ise kaderine boyun eğip için için kan ağlar. Ağlar ama elden ne gelir ki? Semra'yı başkaları da ister arada bir. Ama her gelen aile araştırıp soruşturma neticesinde bu durumu öğrenir. Öğrenir öğrenmez de bir daha semtine uğramaz olur kızcağızın. Yıllar böyle akıp gider. Semra da yaşlanmıştır artık Mustafa da. Ne var ki, Mustafa çocuk hatta torun sahibi olmuştur. Semra ise evde kalmıştır. Kaderin cilvesine bakın şimdi. Yaşlanıp bir köşede hayattan tecrit edilmiş halde ömrünün tamamlanmasını bekleyen Semra, bir gün rahatsızlığı sebebiyle doktora götürülür. Menopoz döneminde hastalanmıştır kadıncağız. Semra'yı muayene eden doktor bey kararı açıklar: -Hastada safra taşı ve rahminde de ur var. Safra taşı ameliyatının ardından bu kez de rahimdeki urun biyopsi raporunu ister. Semra'yı alıp jinekoloğa götürürler. Tabii burada doktorun kendilerine yaptığı açıklama ile herkes şok olur: -Bu hanım bakiredir. Biyopsi alınamaz. Duruma inanamazlar. Bunun üzerine iki üç doktora daha başvurulur. Ama hepsinde sonuç aynıdır. Semra bakiredir. Semra'nın anası en sonunda doktora yıllar önce yaşadıkları kâbus dolu günleri anlatır. Doktor hanımın cevabı şudur: -O hanım doktor nasıl bir doktordur ki, hiç beş yaşındaki çocuk tecavüzden ne anlar ki altı yaşındaki kızı mahvetsin. -Ne bileyim doktor hanım öyle dedi doktor. -İyi de, sizin hiç mi aklınıza gelmedi bir başka doktora daha götürmek. -Doktor öyle deyince biz de inandık. Ne bilelim. Böylece, bir insanın hayatının hiç yok yere karartılmış olduğu ortaya çıkar. Çıkar ama sonuç değişmez. Semra bu yaştan sonra ne genç kız olabilecektir ne de gelin... Bir gün duyduk ki Semralar bütün eşyalarını toplayıp evi de satıp bilinmeyen bir yere taşınmışlar. Aradan dört yıl geçti. Şimdi Semra rahim ameliyatı oldu mu? Evlendi mi? Nerededir bilinmiyor...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109156
    % 1.14
  • 3.8206
    % -0.38
  • 4.5076
    % 0.05
  • 5.1028
    % -0.67
  • 153.399
    % -0.43
 
 
 
 
 
KAPAT